Geçtiğimiz haftadan bu yana çok şey değişti demek isterdim. Lakin hala ortada bir çatlak var ve bu git gide genişliyor.

Masaya öyle bir yemek kondu ki ne masa bunu kaldırabiliyor ne de masanın etrafındakiler bunu yiyemiyor. Daha iktidara gelmeden başlayan anlaşmazlıklar günden güne iktidar ihtimalinin düşmesine yol açıyor.

BABA-OĞUL MEVZUSU NEDİR?

Kılıçdaroğlu bu haftaki grup toplantısına İmamoğlu’nu da çağırdı. Muhtemelen çağırmadan önce de partiden çok büyük baskı kuruldu ki “Chp’nin adayı Kılıçdaroğlu’dur” açıklamasını yapmaya mecbur kaldı. Asıl bombayı ise grup toplantısında ben babayım sen ise oğlumsun, sözümü dinleyeceksin buranın sahibi benim diyerek resmen herkesin önünde İmamoğlu’na güç gösterisi yapıldı. Bunu zaten günlerdir herkes yazıp çizdi. Lakin “baba-oğul” benzetmesinin başka bir yönü daha var mı? Hıristiyanlıkta bilindiği üzere baba - oğul - kutsal ruh üçlemesi vardır. Kılıçdaroğlu kendini baba İmamoğlu’nu oğul yerine koyuyorsa kutsal ruh kimdir? Aylardır yurt dışı seyahatlerinde bulunması ve görüştüğü kurum ve kişiler aslında kutsal ruhu biraz da olsa bize göstermeye başladı. Sonra ekonomi programı açıkladı. Bu ekonomi programına katılan ve konuşan kişilere şöyle bir göz gezdirdiğinizde her şey açık olarak önümüze seriliyor. Bağımsızlığımızı sağlamlaştırdığımız şu günlerde tekrar NATO ve “yeni dünya düzeni” savunucularının güdümüne mi gireceğiz? Yoksa mesele 6’lı masanın liderliğinden çok BOP eş başkanlığı yarışı mı?

Tüm bunlar yaşanırken Chp cephesi resmen Akşener’e ateş püskürdü. En üst kadrosundan en alt kadrosuna kadar herkes hakarete varan ifadelerle eleştiride bulundu. İyi parti ve Akşener uzun bir süre sessiz kalsa da en sonunda patladı. Onun cevabı da eleştiriler kadar sert oldu. Gözler 5 Ocak’ta olacak 6’lı masa toplantısına çevrildi. Lakin o zamana kadar bir masa kalacak mı merak ediyorum. Bu toplantıdan sonra büyük bir kırılma olması şaşırtıcı olmazdı.

ANAYASA MUTABAKATINDA DİKKAT ÇEKEN DETAY

Bilindiği üzere geçtiğimiz aylarda 6’lı masa yeni anayasa için yani güçlendirilmiş parlamenter sistemin temeli olacak bir mutabakat imzaladı. Bu mutabakatı hiç okuma fırsatınız oldu mu bilmiyorum. Ancak dikkatimi çeken en önemli vurgu 1921 anayasasını referans almalarıydı. 1924 değil de neden 1921 hiç düşündünüz mü? Bu mutabakatta neden Türk ve Atatürk ilkelerinden hiç bahsedilmiyor? Cumhuriyetin yılmaz bekçiliğine soyunan Chp ve milliyetçiliğin yeni merkezi olmaya çabalayan İyi parti neden bu konuda taviz verdiler? Bir diğer husus da tarikat ve cemaatlere karşı alınacak tedbirlerden hiç bahsedilmemesidir. Zaten bu gibi oluşumlara “sosyal vakıf” diyerek kılıf bulma çabalarından bunu biliyorduk lakin hem Atatürk’ün izinden gidip hem bu şekilde davranmak biraz çelişkili değil mi?

Peki tüm bunların ışığında 6’lı masanın liderlerinin şehit öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay’ı anmasını bekler miydiniz? Bekliyorsanız büyük yanılgıya düştünüz. Vefatının yıldönümünde tek bir lider bile Mustafa Fehmi Kubilay’ı anmayı aklına bile getirmedi. Tek bir mesaj dahi yayınlamadı. Sonuçta bunu yaparlarsa tarikatlar ve cemaatler rahatsız olurdu değil mi! Tüm bunlara rağmen cumhuriyetimizin nice şehitlerinden olan Mustafa Fehmi Kubilay’ı ve onun gibi nicelerini anmaya devam edeceğiz. Korumak için canınızı verdiğiniz cumhuriyet bizlere emanet. Saygı ile anıyorum…