Aynı sofradan hep birlikte ekmek yer,
Oturur kalkar, her zaman yüze güler.
Kusur bulamaz, utanmadan iftira eder.
Bozuktur, bozuk kalacak .........
Türk'üm der, utanmaz; rızka göz diker.
Müslümanım der, sürekli yalan söyler.
Kalbi bozuk, arınmaz; çamurdan beter.
Bozuktur, bozuk kalacak .........
Cemale kelâm, yürek ister; yüzü olana.
Taamdan eden, taamından olur anda.
Dört ayaklıdan farksız gezer ortalıkta.
Bozuktur, bozuk kalacak .........
Ekmeğin baldan tatlı olsun derdim.
Şimdilerde, "Zehir olsun." mutlak derdim.
Allah için yazar, hep kul için söylerdim.
Bozuktur, bozuk kalacak .........
Valiyi tayt giydi diye görevden aldırırlar.
Emekçi kulu, dürüst diye işten attırırlar.
Ahlakı bozuk bir köpeğe dost satarlar.
Bozuktur, bozuk kalacak .........
Yangınoğlu kargışladı, Hak için söyledi.
Üç günlük dünyadan kendi gelip geçti.
Elhamdülillah, herkes dürüst, iyi bilirdi.
Bozuktur, bozuk kalacak .........
DT/dkn
Taam: Yemek, yiyecek ve aş.
Kargış: Kötü dua, ilenç.
Değerli okurlarım,
Bu haftaki köşemde, Müslüman Türk toplumunun kadim kültürünün gölgesinde, çağımızda yaygınlaşan; arkadan iş çevirme, şikâyet etme, adamcılık yapma, rızka göz dikme, namussuzluk, mayasızlık ve kalp bozukluğu gibi amansız bir toplumsal hastalığı, tenkit ve hiciv amacıyla, tecrübelerimin ışığında kaleme aldığım şiirimle dile getirmek istedim.
Düşüncelerimi, şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu'nun "Vatan sevgisi maya gibidir. Sütü bozuklarda tutmaz." sözüne nazire olarak yazdığım "İnsanlık nasip işidir; herkese nasip olmaz." ifadesiyle mukabele ettim.
Dizelerimde ise çürük elmaların kasayı kokutmasını, kargışlayarak anlatmaya çalıştım.
Kargış kelimesi, Türk halk bilimi araştırmacısı ve yazar Dr. Doğan Kaya Hocamızın 2020 basım yılı Türk Dünyası Ansiklopedik Türk Halk Edebiyatı Kavramları ve Terimleri Sözlüğü adlı kitabının 503. sayfasında kargış (bakınız: beddua), 176. sayfasında ise beddua kelimesi şu şekilde açıklanır:
Türkçe kargış, Farsça + Arapça bed+dua sözcükleri "kötü dilek" anlamına gelir. "Ah, bedat, ilenç, inkisar, kargış, karış, lanet" gibi anlamları da vardır.
Hocama, müsaadesi ve çalışmaları dolayısıyla huzurlarınızda teşekkür ederim.
Gönül isterdi ki köşemde alkış, yani hayır, iyi, güzel dilek ve dua içeren şiirimle misafiriniz olmak isterdim.
Cennet mekan şehit lider Muhsin YAZICIOĞLU'nun bir diğer sözünde ki "İki saniye sonrasına garantisi olmayan bir dünya için FIRILDAK OLMAYA GEREK YOK. İşte geldik, gidiyoruz; kimsenin garantisi yok." sözünün ışığında fütursuzca yaşayan, kendini nimetten sayan, ŞİRAZESİ KAYMIŞ, şahsi menfaatlerini erişilmez ve yıkılmaz sanan cahil insan ve insanların, eli kalem tutan kardeşinizin gözündeki yerini anlattım. Bizlere kalan isimli yazımı hatırlayanlar Muhsin YAZICIOĞLU'nun "BİZLERE" neler bıraktığını çok daha iyi anlayacaklardır. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlarda şiirimin duygulara tercüman olamadığını biliyorum.
Bizimkisi, berberdeki derviş kelin hikâyesi misalinde, "Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helâl etmiştim. Ama gel gör ki, bu kelin de bir sahibi var!" dediği gibi, yedikleri hakların da bir hesabı var. Ben derviş değilim; hakkım da helâl değil. Hesapların dünyada verilmesi ve görülmesi duasıyla, hayırlı cumalar değerli okurlarım.
Anadolu evladı Durmuş TINÇ