Tütün tarlasından yeni gelmiş, bitmeyen ve bitmeyecek dünya işlerine ara vererek, odun ateşinde Gara Nuri'de pişen Gerenci suyu çayını yudumluyorduk. Toprak işçiliğinin yorgunluğunu bilenler, demliğe çöktü bile. Tütünün saksağı bardağa yapışınca sakız gibi uzar. Lakin ailecek içilen çayın, yemeğin tadı yıllar sonra "Hey gidi günler..." diye hatırlanır.
Okurken kendinizden yaşanmışlıklar bulduğunuz anlara; seraya döşenmesi gereken tütün elekleri, tarlaya döşenecek yağmurlama sistemi, kurumuş tütün eleklerinin kaputa alınması, yemek, bakımı yapılacak hayvanlar ve mesai mefhumunu yok eden işler silsilesi eklenince yaz mevsimi insanları yatağa hasret bırakır.
Yeni dünya sisteminde insan bedeni için sekiz saat çalışma düzenini uyarlayanlar, köy yaşamına rahat ve güzel diye bakanlar; sistemin kölesi hâline gelip yirmi dört saat çalışan köylülerle sıradan bir gün geçirsinler.
Bu arada, tütün tesliminde koli başında köylünün emeğine gönüllerince fiyat biçenler; gün gelir, hesap döner...
Gelelim zenginlerin şöminesi, fakirin ise ocaklığının başına...
Çaydan sonra gözlerimize çöken tatlı uyku, aile içinde ayakta kalabilen fedai ve fedailer tarafından, "Haden gari iş çok. Kalkın baken." sözleriyle başka bahara ertelenir.
Son zamanlarda sosyal medyayı aktif olarak kullanan canım buvam, orman yangınları, Doğu Türkistan ve Filistin'de yaşanan zulümleri izledikçe öfkesinden köpürür:
"Du gari baken biyo yoruldum zaten. ..... çocukları dağı daşı yakıyo, çoluk çocuk ödürüyo. Hunu bak agıdeş, dayanılcek gibi değil ya! Yahu agıdeş, bi insan namaz gılıyo diye dayak yer mi? Sakal bıyık bırakıyo, Gur'an okuyo, camiye gidiyo, Türk'üm ben dedi diye işkence görü mü ya? Ufecik gız çocukları Çin'li erkeklere gelin ediliyo, üzerlerinde ilaç deneyi yapılıyo. Akıl fikir alcek gibi değil. Gardeş aile politikası diye bişe uyduruvemişle, Müslümanların evinde yatıp kalkıyola..."
Şeklinde saydıra saydıra Çin malı telefonunu duvara hışımla fıydırıverip, İsrail malı şişeye tekme vurup çiçeklerin içine attı.
Evin anası:
"Ne oluyo sene? Dayanımıyosen, izlemesene. Kaç para o telefon, bilipdurumun?" dedi.
Garısının beklemediği tepkisi karşısında:
"Yav garı, çekil hurdan gözüm gömesin sene." dedi.
Gözünün nuru küçük kızı cesaret bulup söze dâhil oldu:
— Buva, biz dün senle markete gittik mi? Gittik. Nele aldık deyivesene? Bak bakalım biyo poşetlerin içine. Hep ünde sövdüğün adamların malları. Sadece biz on daggada üç binlere para bayılıvedik elin cavırına. Onla ne ediyo? Gidiyola bomba edip gadeşlerimize atıyola. Zengin olup zulüm ediyola. Burda bağırıp çağırmenen, ağlep zırlımenen, beddua etmenen olmeyo o işle. SÖZDE BOYKOT etmecen buva. Garınca misali bi safın olcek. Heç değilse ekmeğini kesecen. Alışveriş etmecen. Hem sona dayanemeyon, bize bağırıyon.
— Eee gızım, alıkan üstünde yazmeyo. Nerden bilcez onların malı olduğuna?
— Sor internete buva. Herşeeye bakıyon ya, onuda bakıve. Yaz oreye veya seslenive: "Hu marka boykot mu, değil mi?" de, söylevesin sene. Hem gızıyon hem destek veriyon. Elinde ki telefon bile onların. Ağzınde ki sakız bile onların.
Küçük kardeşi fırsat bilip hemen söze girdi:
— Günün birinde cumhurbaşkanı olusam herşeyi kendim yapcen. Temizlikten gıdaya, giyimden ilaç sanayiye her şeyi yapcen. Yoldan geçen çocuğa sorsen en az on dene yerli marka sayıvecek. Arabalaa hep bizim olcek.
"Sözüm va, arbanın markası Horaz olcek." dedi gülerek.
"Kornası da horaz gibi ötcek mi?" deyip gülüştüler.
Biraz olsun keyifler yerine gelince herkes işinin başına döndü. Babaları:
"Bundan sonra Zafer gazozundan başka bi şey içmecez haaa." dedi.
Dedeleri, evlatları çalışırken Doğu Türkistan ve Filistin'de yapılan zulümlerin defi için duaya başladılar.
Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu'nun "Eğer İslam dünyası Müslüman arıyorsa Doğu Türkistan Müslümandır! Eğer Türk dünyası Türk arıyorsa Doğu Türkistan Türk'tür!" sözleri gönüllerde bir kez daha dile geldi.
Aydınlık yarınlarda tüm dünyanın huzura kavuşabilmesi duasıyla...
Nizam-ı Âlem için yaşasın İ'lâ-yı Kelimetullah davası.
Anadolu evladı
DURMUŞ TINÇ