İnsanlar cüz-i irade sahibi olsalar da denizlerdeki balıklar gibi veya diğer hayvanlar gibi koloni halinde yaşadıkları hepimizce malumdur. Günümüzde tek başına yaşayan bir insan göstermek imkansızdır.
“Büyük balık küçük balığı yutar” tabiriyle işe başlayalım. Bir balık sürüsünün içine dalan bir köpek balığı, o sürüyü târumar ettiğini televizyonlarda çok izlemişizdir. Farkında olmasak da insan oğlunun hayatında da aynı şeyleri bir çok yönüyle gözler önüne serebiliriz. Mesela güçlü olan daima zayıfı eziyor. Bu tür olaylar bazen ekonomik güç olarak karşımıza çıkıyor,bazen de devletler arası teknolojik güç olarak .
Benimse ilgimi çeken Akif’in ifadesine konu olan toplum âhlak-ı.”Âhlakı millÎ ruhu millîdir, Onun iflası en korkunç ölümdür mevti küllidir”. Akif, öyle bir ahlaktan bahsediyor ki, o bozulup gittiği zaman sadece sahip olduğu şahsı değil, zamanla bütün toplumu yok edip bitirdiğinden bahsediyor. Yaşadığımı z devlet düzeninde faizi, tefeciliği, rüşveti, hırsızlığı toplum içerisine yaymanın insanlar arasındaki huzuru ne kadar bozduğunu bilmeyenimiz yoktur. Dün bu millet “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” düşünce sine hakimken, bu gün, yetmiş seksen yaşındaki yalnız yaşayan bir kadını, maaşı için öldürür hale geldi.
Bütün peygamberler, toplumun ahlakı bozulduğu, şirazeden çıktığı dönemlerde gelmedi mi? Bizim peygamberimiz (s.a.v) de kainata geliş sebebi olarak ”Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”diyor. Yaşlı kadın öldürülmüş toplum rahatsız değil. Küçük çocuk kaçırılmış, üstelik ırzına geçilerek öldürülmüş toplum rahatsız değil çünkü; bir haber olarak duyuyor veyahutta bir gazetede okuyup geçiyor.
Bütün bunların altında yatan bir sebep var ki; hiçbir fikir adamımız, hiçbir millet vekilimiz hatta Başbakan’ larımız, Cumhurbaşkan’ larımız bir gün olsun bu konuyu masaya problem olarak yatırmış değiller . İsterseniz konuyu biraz daha açayım. Milletleri millet yapan özellikler vardır. Bu özellikler ki, Alman’ı- Arap’ dan, Türk’ü –Rus’tan-Yahudi’yi –Müslüman’dan ayıran ve Milletleri millet yapan nitelikler dir.
Bizler bir millet olarak İslâm’a İnanmış, o uğurda her şeyimizi feda etmiş, namus ve inanç kavramlarına her dönemde her şartlarda sahip çıkmış necip bir milletin torunlarıyız. Vatan ,bizim için bir namustur.Bayrak bizim için bir namus,kadın bizim için bir namus,helal ve haram yemeyi de en az onlar kadar kutsal saymış bir milletiz.Biz bu uğurda nice fedakarlıklara katlandığımızı,nice çileler çektiğimizi bu kavramları yıkmaya çalışan dış güçlerin aldıkları derslerle tarih sayfaları, bu tür kahramanlıklarla doludur.
Ancak gel gör ki, günümüzde kendi devletimiz, kendi hükümetimiz, öyle bir yanlış uygulama içine girmişler ki; farkında olmadan yıktıkları duvarların, bitirdikleri ahlâkın, yok ettikleri namus kavramının farkında bile değiller. Üstelik zafer kazanmış edasıyla hareket etmeleri işin cabası.
Maddi açıdan bir şeyler kazandıracağım derken kadını iş hayatına çekmek,Onu kutsal vazifesi olan yuvadan uzak tutmak ”dişi kuş yuvayı yapar” her şeyden önce, Allah tarafından kendisine verilen eğitim görevinden uzaklaştırmak bizim farkında olmadığımız felaketlerin hazırlanmasında en büyük etken olduğunun farkında mısınız?.Bugün anne eğitiminden yoksun üniversite öğrencisi hırsızlık yapar,çocuk kaçırır,banka soyar,milleti dolandırır.Sebep? Anne sevgisinin, anne şefkatinin olmaması.
At yarışlarında uyguladığımız gerçek bir kural vardır. Her at, Kendi parkurunda koşar. Ne olurdu Anneler gününde hatırladığımız anneleri de kendi alanlarında koştursaydık. Bugün okul öncesi, ilk öğretim hatta orta öğretimdeki eğitimciler tamamen anne olsaydı. İlla da sanayide çalışması gerekiyorsa Onlar için evlerde yapabilecekleri iş imkanları hazırlansaydı. Onlar o yuvadan koparılmasaydı. Fatih’lerinden, Yavuz’ larından uzak kalmasaydı. Tabi diyeceksiniz ki, o zaman Avrupalı olamazdık. Yıllardır Avrupalı olmaya çalışıyoruz hala bizi kabul etmiyorlar. Başımızı açtık olmadı. Kısa kollu elbiseler giydik olmadı.Evden çıkmayan kadınlarımızı sokağa döktük olmadı.Yakışıyor dedik mini etek giydirdik gene olmadı.İşyerlerinde çalışmasına izin verdik burası pastane dedik bir şey olmaz,burası kahvehane dedik,bir şey olmaz.Burası gazino,pavyon dedik çalıştırdık gene Avrupalı olamadık.Bizdeki namus kavramı da gittikce zayıfladı yılbaşı gecelerinde üryan vaziyete döndüler alkış tuttuk.Çünkü; millet olmayı inanç kavramını yitirdik.
Daha da kötüsü, üç beş kuruş alarak kendisini güvencede sayan annelerin annelik özelliğini yitirdiğini, evdeki kocasına itaat etmediğini ve boşanmaların çoğaldığını nice yuvaların yıkıldığını her gün televizyonlarda haber olarak işitir olduk. Evin kızı varsa, oğlu varsa Onlarda bunlardan etkilenerek, birbirinden kopmuş aile zincirlerini seyretmek vurdum duymazlar için ne kadarda karlı bir durumun ortaya çıktığını siz düşünün. O çocuklar üç gün sonra ya fuhuş pazarında, ya eroin pazarında veya köşe başlarında çanta kovalamacısı olarak kolay para kazanma yollarında bulurlar kendilerini.
Bazı kanunlarla da hükümetimiz san ki, ailelerin yıkılması gerekli gibi çalışıyor. Belirli yaşa gelen çocuk sigorta yatıracak. yoksa bilmem kaç yıllık sigorta borcun var deyip tepesine binecek. Kadın güvence isteyecek, koca evin geçimini zor çıkarıyor ev kirasını yetiştiremiyor mecbur kalacak git iş bul pavyonda olsun çalış diyecek, yoksa boşanmaya sebep; Geçimsizlik.
Evin erkeği kadının başka yerde çalışmaması için kadının altınını, bileziğini alıp bir iş yeri açacak. Başta söylediğim gibi büyük balık küçük balığı yutacak, Bizim devlet Azrail gibi başına çökecek. Maliyeye şu kadar borcun var. Bağkura şu kadar borcun var. Artık sen bu memleketin insanı değilsin. Hastahaneler de bile tedavi olamasın deyip sokağa atmıyor mu?
İşte milleti millet yapan en küçük aile birimini tarumar eden bu düşünceyi, yıllardır sorgulamadan uygulayan yöneticilere derim ki, Akif’in dediği gibi ”Adı batsın onu İslam a sokan kaltabanın”.Sen bu milletin ailesine sahip çıkmazsan devlete sahip çıkmamış olursun.”Sahipsiz kalan vatanın batması haktır/Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.”
