Yıllar önce  “İzmir Alsancak Kadın Doğum Hastanesinde” son sınıf öğrencisi iken tanıştım onlarla. Sağımda solumda, önümde  arkamda, gündüzüm de gecemde yaklaşık üç ay birlikte idik. Beyaz kolalı  keptleri , koyu lacivert uzun elbiseleri, beyaz  rahat terlikleri  ile her yer de idiler. Bazı doğumları birlikte yaptırdık. Ben çok sorunsuz doğuracakları seçtim, onlar zor doğumları, ben gece nöbetlerini  tam tutmadım, oysa onlar listeye tam uydular, ben gündüz sohbette olurken, onlar  gebe takibinde idiler. Ben doğum sonrası dikişleri asistan abime devrettim, onlar kendileri attılar.  Ben üç ay sonra orada değildim ama onlar yurdu  dört bir tarafına dağılacak, atın eşeğin  çıkamadığı dağ köylerine erişecek  bir mesleğin üyesi olacak idiler. “Ebe öğrencilerdi”
    Biz tıbbiyeler sabah gelir, hastaları paylaşır şöyle bir öykü alır giderdik.  Zaten bizden fazlası beklenmezdi.  Ama bu keyfi  dolu günlerimde,  memleketleri,  ünvanları  farklı ebe öğrencileri  kendi doğaları içinde ilgi ile izledim.  Mesela çok çekingendiler bize göre, küçük sözcüklerle az konuşan, göz göze gelmekten çekinen, pek ürkektiler, bu hallerini  yaşlarının küçüklüğüne  verdim.  Zor anlarda, başları sıkıştığında, doğum uzadığında yüzlerinde  o tarifsiz korkuyu  gördüm, hani yer yarılsa içinde gireceklerdi, toyluklarına verdim. Ne de olsa daha hala öğrenci idiler. Sağlıklı bir bebek doğduğunda, teşekkür aldıklarında, bir “Allah razı” olsunu duyduklarında, çocuksu sevinçlerini gördüm, genç olmalarının heyecanına verdim.  Annede- bebekte bir sorun çıktığında kaçacak delik aradıklarını gördüm, daha yeni olmalarına verdim.  Biz ağır nöbet ertesi  uyuyup kalırken,  rahatsız oluruz diye odayı sessizce terke etmelerini saygılarına verdim, bu yurdumun pırıl pırıl kızlarının…
    Yani ne dense az.  Gebe iken gelir seni izler, yetmez doğumuna yetişir, aşını yapar.  Loğusa olursun takip eder, löşini(doğum sonrası akıntı) kontrol eder.  Bebeşini nasıl emzireceğini anlatır, nasıl besleyip büyüteceğini anlatır, mazallah üstüne gebe kalmayasın diye yöntemleri anlatırlar. Sütün mü yetmiyor?  ilk ona sorarsın, uykusuz mu kalıyorsun geceleri ? ilk ona sorarsın, ek besin için erken mi, geç mi? ilk ona sorarsın,  boyu bosu yerinde mi?, iyi düzgün gelişiyor mu? bebek,  ilk ne zaman ceee diyecek, ilk ona sorarsın. Doğar onu görürsün, evlenir gelin olur -bebek sahibi olursun onu görürsün, kırkın çıkar onu görürsün, yaşlanır kocarsın onu görürsün. 
    Hani kutsalsınız desem az, yetmiyorsunuz bu ülkeye desem az, iyi ki varsınız desem az…
    Benim öğrencilik yıllarım çok gerilerde kaldı. Bilmem kaç yıl oldu. Ama hala geçer olan şu ki;
    Sizler geçmişten geleceğe sağlığın “bel kemiğisiniz” sevgili ebeler, haftanız kutlu, uğurlu olsun.