Birkaç akşam önce kendini sanata ve eğitime adamış değerli bir hocamla söyleşimizde Sayın Ziya hocam, anlatımları arasında sık sık bende duyarlılık sendromu var Fatma hm çığım diyordu.7 den 70 e kalabalık bir grup hocamdan ne koparırız diyerekten ağzının içine düştüğümüzü fark ettim. Çok lezzetli keyif ve birimkileyici bir sohbetti.
Hocam farkında olarak, ya da olmayarak bize bilinçaltı mesaj verdiğinin farkında mıydı acaba? Başlık adı altında olayı irdelemesi, aktarması bize duyarlılık sendromunun açılımını ortaya koyuyordu.
Hayatımızın ve beynimizin içinde yer etmesi gereken bu olguyu 24 saate yaysak kişiler arası toplumlar arası asla çatışma yaşanmaz.bu sendromdan yoksun dostlarıma da serzenişteyim bu tür hassas kişileri etiketlemekten vazgeçin.bıt bıt,agresif,mıncıklıyor,rahat durmuyor.fıy fıy,hırcın,fevri vs,,,,yaftalamaktan vazgeçin onar sizin cesaret edip önemsemediğiniz gardı koyuyor sesi biraz yüksek çıkabilir!haksızlığa uğradığınızda kendi sesine kulak verin empati yapın düşünün ve susun.çok mu ileri gittim.olumlu örnekleri hayatımıza olumlama fırsatını veren tüm değerli insanlar elinizi öpüyorum.
Toplumsal duyarlılık veya bilinç, yaşadığımız dünyayla ve yaşadığımız olaylarla ilişki kurmak ve bu konuda sorumluluk almaktır. Staub (1979) bu konudaki düşüncelerini şöyle açıklıyor:  Pozitif sosyal davranışlar, başkasının ya da başkalarının ihtiyaçlarına yönelik olan davranışlardır. Bir kişinin sosyal sorumluluk içeren davranışlarda bulunması için, başkalarının ihtiyacını, hedeflerini anlaması ve de buna uygun davranışları üretmesi gerekmektedir.   Bu davranışlar maddi ve manevi olarak çok çeşitli şekillerde olabilir.  Toplumsal gelişmelere verilen uygun bir tepki de toplumsal bilinç içeren bir davranıştır.  Bu tür davranışlarda önemli olan büyük ya da küçük bir topluluğa hizmet etmekten çok, destek olunan amaca ne ölçüde hizmet edilebildiğidir.