Sizce bir köpek, bir başka tür köpek tarafından ayrımcılığa uğrar mı? Bir kedi, farklı bir bölgede yetişen başka bir kediye tahammülsüzce yaklaşır mı? Bir renkli kuş, rengi siyah olan bir kuşu küçümser mi?

Albert Einstein bir konuşmasında, kategorik olarak insan ikiye ayrılır; İyi ve kötü der. Onca sıfata, kimliğe, renge, cinsiyete, düşünce tarzına, ideolojiye, inanca vb. gerek kalmaksızın sadece iyi ve kötü insanların varlığına inanır büyük dahi. Kanaatimce insanlar salt iyi ya da kötü olarak bile sınıflandırılamaz.

İnsan yaşadığı süreç boyunca, toplumdaki bireyleri de kendisi gibi düşünen, yaşayan, tek tipçi bakış açıyla olayları değerlendiren robotlar gibi görmek istemiştir. Maalesef demokratik olmayan tüm rejimlerde bu toplum mühendisliği daha baskındır. 

Malumunuz bizde öteden beri; Kemalist-Dinci, Laik-Anti laik, Cumhuriyetçi-Şeriatçı, Türk-Kürt, Müslim-Gayrimüslim, Alevi-Sünni, Sol-Sağ, Komünist-Faşist, Devrimci-Ülkücü vb. gibi kategorik sınıflandırmalardan doğan gerilimler süre gelmiştir.  Devletin resmi tezleri doğrultusunda şekillendirilmek istenen birey bu ideolojik hegemonyanın yanı sıra da ‘mahalle baskısı’na da maruz kalıyor. 

Tüm bu kategorik cephelerden adeta birine ait olma zorunluluğunuz var. Komşularınız, iş arkadaşlarınız, patronlarınız, yöneticileriniz hatta bazen aileniz de sizi bir yere yerleştirmek ve orada yaftalamak istiyor. Rengin belli olsun kardeşim diye, düşüncelerinizi pazara çıkarıp, ya da başkalarının dile getirdiği düşüncelere sahip çıkmanızı ya da reddetmenizi bekliyorlar.

Bırakın insanların ne düşündüğü, neye yakın olduğunu!!! Sizinle ve toplumla olan ilişkisinde evrensel ahlaki değerlere ne kadar uyum gösteriyor ona bakın.
İster cemaatçi olsun, ister muhafazakar demokrat; ister Kemalist, isterse sosyalist olsun. İsterse de hiçbir kategorik tanımlamaya girmesin. 

Yaftalamadan düşünmeye çalışalım, haydi deneyelim ne dersiniz?