6 yaşındaydı kalbinde ilk fırtınayı yaşadığında.
Evlerinin bahçesinde komşunun oğlu hayatının en önemli rolünü oynarken ‘bak ben şişman ve güçlüyüm sen zayıfsın çünkü sen SAHTE evlatsın!!! Ben gerçek evladım bana daha iyi bakıyor annem babam’demişti.
Birkaç gün sonrasında anne oğul TV karşısında reklamdaki pırlanta kolyeyi annesine  ‘sana da alalım’ dediğinde annesi ‘sahtedir o napam oğlum’ sözünün yaptığı çağrışımda verdiği cevap travmalar zincirinin gerçeğe çağrışımın başlangıç şifresi olmuştu.
-Benim gibi odamı sahtedir diyorsun!!ben nasıl SAHTE oldum?
Annenin yıllardır hayal ettiği yüzleşmekten korktuğu, belki birilerinden duyar endişesi ile hiç yalnız bırakmadığı oğlu iki gün önce bahçede birkaç dakikalığına eve çıktığında duymuştu saklanan gerçeği.
Rüyaları gerçek olmuş başı dönüyor  dünya daralıyor  tüm ışıklar sönmüştü.Bu kadar erken hayal etmemişti ellerinden kayıp gidecekti 6 yıllık emeği göz bebeği..
Soğuk kanlı, dürüst olmalıydı kaçmamalıydı..
Her şeyi anlattı 25 yıllık evlat hasretlerinin köyden gelen bir haberle nasıl son bulduğunu yavrusunun gözlerinin içine baka dimdik anlattı.
35 yaşındaki 9 çocuklu fakir bir anne babanın elim bir trafik kazası sonucu bir gecede kaderleri değişen 9 çocuğun en küçükleri olduğunu  kardeşlerinin de evlatlık verildiğini  söyledi..
Bir kaza iki cenaze nasıl başkalarının umudu olabilir di kader yapıyor du işte.
Bunları büyük adam gibi dinleyen çocuğun tepkisi yaşından büyük olgunluktaydı.
-Doğduğum yeri ve akrabalarımı tanımak görmek istiyorum.
Ertesi gün olabildiğince hızlı ve sessiz küçüğün gerçek kimliğini bulması için köy yoluna uzandı sıkıntıları yıkık dökük ıssız bir evdi ilk adresleri.
 Küçük, etrafına bakındı düşündü süzüldü.
-Turaya bir yatak alıverin bana yaşarım burada..
-Tamam, alalım annem ama elektrik yok su yok!  kimsecikler yok nasıl yaşarsın?
Omuz silkti sadece.
Muhtara uğramaya bilgi almaya karar kıldılar oda bilindik şeyleri anlattı.
-Ben sizin yanınızda çalışsam para kazansam burada yaşabilirim değil mi?
-Tabiî ki benim hayvanlarıma bakarsın.
Çocuk anne ve babasına dönerek ‘siz gidin ben işte buldum yatacak evde’
-Bi dakkaaa!! dedi muhtar sen bizim evde değil burada ahırda yaşacaksın..
-nasıl olur benim evimde odam var, yatağım var en güzelini aldı annem bana!
-Sana şura samanların kenarına yatak koyarız dedi muhtar!
Omuz silkti küçük ne olursa olsun ait olduğu yerde yaşamak istiyordu.
-Siz gidin artık!
Anne ve baba arabalarına yöneldi. Kızılca kıyamet kopan yürekleriyle hızla seğirten düşünceleriyle arkalarına bakmaya cesaretleri yoktu.  
6 yıllık rüya bitmişti. Küçükleri bir kaç günde dev adam olmuş toprağında yaşamak istiyordu.
 Nasıl dayanılırdı bir varmış bir yokmuş.
Arabanın kontağını usulca cevirdi baba biri ağzını açsa ikisi de avaz avaz ağlayacaktı açmadılar.
Araba hareket etti burnu şehre çevrildi şu tepeyi geçince nasıl olsa hıçkırıklarını salacaklardı.
-Ooobbbb!!!
  Dedi minik dev adam koşarak.
-Siz beni burada kalacak enayimi sandınız! Bekleyin.
  Değerli okuyucum, makalemdeki çocuk bu gün 16 yaşında bir delikanlıdır ve o günden sonra o konu asla açılmamıştır.
Lütfen olaylar karşısında ilk tepkilerinizi önemseyin..
Sevgilerimle.