Hepinizin malumu; Nasrettin Hocanın her akşam yatarken; Ya Rabbi! 100 altın isterim, 99 olursa almam, diye dua ettiğini duyan komşusu denemek için bacadan aşağı 99 altın sallar. 99 olursa almam, diyen hoca, 99′u veren Allah 100′ü de verir, der ve altınları keseye doldurur. Komşusu sabah alelacele Hocanın kapısını çalar. Hoca'm akşam altınları bacadan ben atmıştım diyerek altınları geri ister.
Hoca; ne münasebet canım, sen bana Allah tarafından altın atıldığını duydun ve hemen açıkgözlük yapmak altınları kapmak istiyorsun, deyince komşusu ne yapacağını şaşırıp, doğru Kadı'ya varıp Hocayı şikayet etmiş. Komşu Hoca’ya mahkemeye gideceğiz, deyince, Hoca giderim ama altıma bir at, sırtıma bir kürk isterim, der. Komşu çaresiz kabullenip bir at bir de kürk alır Hoca'ya.
Beraber Kadı'nın huzuruna çıkarlar. Komşu derdini anlatır. Kadı, Hoca’ya ne diyeceksin bu iddialar karşısında diye sorunca. Hoca; Kadı Efendi, bu adam yalancının tekidir. Bana para falan vermedi. Bu adamdan korkulur zaten, biraz sonra dışarıdaki ata bile benimdir der, dedi. Komşusu hemen; evet, kadı efendi. Dışarıdaki at da aslında benim, dedi. Hoca, görüyorsun değil mi Kadı Efendi? Ben ne dedim, utanmasa şu sırtımdaki kürke bile sahip çıkar, o da benim der, deyince komşu heyecanla, evet o da benim Kadı Efendi, ben verdim buraya gelirken, dese de nafile… Hoca “Ben size dememiş miydim!” Kadı Efendi diyerek davaya noktayı koyar.
Başbakan Erdoğan, yerel seçim çalışmalarına başladığında, sanki olacakları önceden biliyormuş gibi, önümüzdeki günlerde çok önemli bir sürece gireceğiz, 30 Marta kadar taarruz, komplo ve iftiraların ardı arkası kesilmeyecek mealinde sözler söyledi. Daha bir hafta geçmeden o malum 17 Aralık hadisesi patlak verdi. Bakan oğullarının da içinde bulunduğu yirmiye yakın kişi gözaltına alındı.
Sonrası malumunuz, komplo, operasyon, çete, örgüt, paralel devlet, vs. nefret söylemleri artarak devam etti. İnsanlar televizyonlarını açamaz, haberleri izleyemez hale geldi. Aynı secdeye baş koyan insanlar birbirlerini farklı gözle görmeye başladı ki bu da en kötüsü, Müslüman Müslümana kâfir demeye başladı.
Sonra dedi ki; Bu paralel devlet var ya, telefon dinlemesinden tutun, mahkemeleri etkilemeye, polislere 17 Aralıktaki gibi operasyon yaptırmaktan tutun, yalan haberlere kadar aklınıza gelmeyecek her türlü işi yapacak! O güne kadar yanında olan medyayı karşı taraf ilan edip, milli mücadele başlattı. Hâlbuki biz, Başbakan birleştirici olur, ayrıştırıcı değil diye biliriz.
Böcek avında yakalanıp, apar topar sınır dışı edilen İranlı kadınları daha unutmamışken evimize kadar dinlemişler söylemi başladı. Devletin bankasına operasyon yapıyorlar diyerek milletin bankasına çökülmeye çalışıldı.
Tarihler 24 Şubatı gösterdiğindeyse internete düşen 11 dakikalık ses kaydı iddiaları sonrasında aynen Nasrettin hoca gibi, “Ben size dememiş miydim!” diyerek yapılan altyapı kullanılmaya başlanmış oldu. Şimdilerde o ses kaydının orijinal olup olmadığını inceletiyoruz, son derece güvenilir hükümet pardon devlet kurumlarına! Hukukla iş kolaydı mahkeme işi çözerdi, haklıyı haksızı ortaya koyardı ama…