Denizli caddelerinde “Dünyaya MÜSLÜMAN TERÖRİST DEĞİLDİR’i anlatamamışken, şimdi MÜSLÜMAN HIRSIZ OLAMAZ’ı nasıl anlatacağız?” yazılı bir araç dolaşıyor. Bu araç bazı gruplarca taşlandı, şikâyet edildi, ortadan kaldırılmaya, susturulmaya çalışıldı. Neden?

Aydın’da yıllardır dükkânının önünde boş ayakkabı kutusu satan esnaf, son günlerde apar topar gözaltına alındı ve sorgulandı. Kaç saat sorguda kaldı ve bir daha yapma denilip salınıverdi. Sorguda kaç yıldır ayakkabı kutusu satıyorsun diye sorulmadı, ayakkabı kutusu eylemi hakkında suçlandı. Niçin?

Osmaniye’de bir siyasi parti mitinginde üzerinde “Dikkat! İtinayla yürütme yapılır” yazılı tişörtü olan eski uzman çavuş korumalarca 45 dakika dövüldü. Kamu görevlisine hakaret suçundan gözaltına alındı, gece yarılarına kadar karakolda tutuldu. Niye?

Birileri çok alınganlaştı. Eskiden hırsız var diye bağırınca insanlar el birliğiyle hırsızı derdest edip polise teslim ederdi.  Şimdi ise sokakta “hırsız var!” diye bağırsanız gözaltına alınırsınız. Ne oldu da hırsızlığın, yalancılığın, ahlaksızlığın toplumca karşısındayken bu hale geldik, getirildik? Kabahatiniz yoksa neden üstünüze alınıyorsunuz? Ya da ben neden üstüme alınmıyorum?

Danimarka’da 2005 yılında yayınlanan karikatüre başta Türkiye Büyükelçiliği olmak üzere tüm dünya karşı çıktı. Birçok Arap ülkesinde Danimarka bayrağı yakmaya varan eylemler yapıldı. Devletlerarası krize neden olan sert rüzgârlar esti.

Yıl 2014, Mart ayında internette dolaşan bir ses kaydı dikkati çekiyor. Eski bakan Egemen Bağış ile bir gazeteci arasında geçtiği iddia edilen konuşmada Google’dan aratılan ayetler twitter’a çakılıyor. Takipçilerine ise “Egemen Bağış’tan bir ayet inse de RT etsem diye bekleyen insanlar” olarak hakaret ediliyor. İşin en ilginç tarafı ise Bakara suresiyle makara yapan bu bakanın partisinin muhafazakâr insanların oylarıyla buraya gelmesi.

Bu partinin savunucuları hırsız var diyenden, ayakkabı kutusu satandan alınıyor, ayetlerle dalga geçen insanlardan rahatsız olmuyor, aynı alınganlığı dinine, kitabına yapana karşı göstermiyor. Çok ilginç, çok garip. Aynı davranış başka parti, başka din, başka mezhepten olsa tüm Türkiye bu işe karşı çıkar, tepki verir, ayaklanırdı.

Şimdilerde müfettişler okul okul, yurt yurt dolaşıp reşit bile olmayan 10-15 yaş aralığındaki öğrencileri sorguya alıp okullarında, yurtlarında siyasi propaganda yapılıyor mu diye soruyor. Siyasetin ne tür bir yemek olduğunu bilmeyen çocuklara, tatlı mı tuzlu mu, yanında çay mı iyi gider, ayran mı olduğu hakkında fikirlerini yazdırılıp, bir de üstüne imzalatılıyor. Üstüne bir de propaganda tatlısı ister misiniz?

Alınganlık EGEMEN’liği, saygısızlık EGEMEN’liği, ahlaksızlık EGEMEN’liği, yalancılık EGEMEN’liği, haksızlık EGEMEN’liği, zorbalık EGEMEN’liği,… Hani nerede hukukun EGEMEN’liği, dürüstlüğün EGEMEN’liği, kayıtsız şartsız MİLLETİN EGEMEN’liği!..