Denizli İl Sağlık Müdürlüğü, toplumda sıkça rastlanan ve sinsi seyri nedeniyle kırık oluşana kadar fark edilmeyebilen osteoporoz (kemik erimesi) hastalığına karşı vatandaşları uyardı. Buldan Göğüs Hastalıkları Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Cansena Bektaşoğlu Tekin; erken tanının hayati önem taşıdığını belirterek, hiçbir risk faktörü olmasa dahi 65 yaş üzeri kadınlar ile 70 yaş üzeri erkeklerin mutlaka kemik erimesi taramasından geçmesi gerektiğini vurguladı.

Sinsi İlerleyen Tehlike: Kırık Oluşana Kadar Belirti Vermiyor

Osteoporozun, düşük kemik kütlesi ve kemik mimarisinin bozulması sonucu kemik kırılganlığının artmasıyla karakterize metabolik bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Cansena Bektaşoğlu Tekin, hastalığın kemik yapımı ile yıkımı arasındaki dengenin bozulmasıyla ortaya çıktığını belirtti.

İleri yaşla birlikte ve özellikle kadınlarda menopoz sonrası östrojen hormonunun azalmasıyla kemik kaybının hızlandığına işaret eden Uzm. Dr. Tekin, şu risk faktörlerine dikkat çekti:

Genetik yatkınlık ve aile öyküsü,

Hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı,

Sigara ve aşırı alkol tüketimi,

Yetersiz kalsiyum ve D vitamini alımı.

Kimler Taramadan Geçmeli? Tanıda DEXA Yöntemi

Osteoporozun en korkulan komplikasyonlarının hafif darbelerle ya da kendiliğinden oluşabilen omurga, kalça ve el bileği kırıkları olduğuna değinen Tekin, erken teşhis ile bu risklerin önüne geçilebileceğini söyledi.

"Kansızlığım Var, Demir Alayım" Demeyin! Uzmandan Hayati Uyarı
"Kansızlığım Var, Demir Alayım" Demeyin! Uzmandan Hayati Uyarı
İçeriği Görüntüle

Tarama süreçlerine ilişkin tavsiyelerde bulunan Uzm. Dr. Tekin, “Erken teşhis için özellikle 65 yaşını geçen kadınların ve 70 yaş üzeri erkeklerin, hiçbir şikâyet ya da risk faktörü olmasa dahi osteoporoz taramasından geçmesi kritik önemdedir. 65 yaş altındaki kadınlarda ise ilave risk faktörlerinin bulunması halinde tarama yapılmalıdır” dedi.

Tanıda temel standardın kemik mineral yoğunluğu (KMY) ölçümü olduğunu hatırlatan Tekin, teşhis sürecinde altın standart olarak kabul edilen Dual Enerji X-ray Absorbsiyometri (DEXA) yönteminin kullanıldığını, klinik öykü, kan testleri ve röntgen grafilerinden de yararlanıldığını kaydetti.

Kalsiyum, D Vitamini ve Düzenli Egzersiz Kemikleri Koruyor

Hastalığın kontrol altına alınabilmesi için tıbbi ilaç tedavilerinin yanı sıra yaşam tarzı düzenlemelerinin de vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Cansena Bektaşoğlu Tekin, korunma yöntemlerini şöyle sıraladı:

Zengin Beslenme: Peynir, yoğurt ve kefir gibi süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler ile badem ve fındık gibi sağlıklı kuruyemişlerin tüketimine özen gösterilmeli.

Hekim Kontrolünde Destek: Kemik sağlığı için hekim gözetiminde D vitamini takviyesi alınmalı.

Ağırlık Taşıyıcı Egzersizler: Düşme riskini azaltmak ve kas-kemik gücünü korumak adına yaşa uygun tempolu yürüyüşler, aerobik hareketler ve hafif koşular alışkanlık haline getirilmeli.

Zararlı Alışkanlıklara Veda: Kemik yıkımını tetikleyen sigara ve yoğun alkol tüketimi tamamen bırakılmalı.