Peygamberimiz Aleyhisselam; Kureyş müşriklerinin, kendi kabilelerinden Müslüman olanları dinlerinden döndürmek için ağır işkencelere uğrattıklarını  görünce, Müslümanlara:  “Şimdi siz yeryüzüne dağılın! Yüce ALLAH sizi  yine bir araya toplar!” buyurdu. Müslümanlar: “Ya Rasulalah! Nereye gidelim?” diye sordular. Peygamberimiz  Aleyhisselam, işaret ederek “İşte oraya! Habeş toprağına giderseniz iyi olur! Yüce ALLAH içinde bulunduğunuz sıkıntıdan bir çıkış ve kurtuluş yolu açıncaya kadar siz orada bulunun!” buyurarak  Müslümanlara, Habeş ülkesine gitmelerini emretti. Müslümanlar kimi yalnız başına, kimi zevceleri ile birlikte; kimi binitli, kimisi de yaya olarak Mekke’den, Habeş ülkesine  hicret için yola çıktılar. Bu Müslümanlar on iki erkek, beş kadın , on yedi kişiydiler. Müslümanlardan, fırsat buldukça , kafile kafile  daha sonradan Habeş yolunu tutanlar olmuş ve orada toplanmışlardır. Habeş ülkesine yapılan bu ilk hicret, nübüvvetin beşinci yılında ve Recep ayında idi.

MEDİNE’YE  HİCRET

    Devam eden işkencelerden dolayı Mekke oturulamayacak hale  gelince Müslümanlar  hicret için Peygamberimiz Aleyhisselamdan izin istediler. Peygamberimiz Aleyhisselam Habeş ülkesinden Mekke’ye dönen Muhacirler ile yanında bulunan Müslümanlara hicret etmelerini ve Ensar kardeşleriyle birleşmelerini emretti. Bunun üzerine, Müslümanlar gizlice yardımlaşarak hazırlandılar. Hayvanları olanlar hayvanlarına  binerek, olmayanlar da yaya olarak Medine’ye hicret etmeye başladılar. Mekke’de Peygamberimiz Aleyhisselamdan, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ali’den başka kimse kalmadı. Kureyş müşrikleri Peygamberimiz Aleyhisselamında Medine’ye gideceğini ve kendileriyle savaşacağını anladılar, korkuya kapıldılar. Toplanarak konuşmalar yaptılar. Ebu Cehil: “İçimizdeki her kabileden, güçlü, kuvvetli, özü gözü pek, şerefli, soylu birer delikanlı alalım. Sonra onların her birine keskin birer kılıç verelim. Onlar gidip, ellerindeki kılıçlarla hepsi birden tek adamın vuruşu gibi vurup, onu öldürsünler! Böylece ondan kurtulalım, rahata kavuşalım! Delikanlılar bunu bu şekilde yapınca ,onun kanı kabilelere dağılmış, düşmüş olur. Abdi Menaf oğulları ise ,bütün kabilelerle savaşmaya güç yetiremezler, bizden diyet almaya razı olurlar. Biz de onun diyetini öderiz.”dedi. Bunun üzerine, müşrikler Ebu Cehil’in görüşü üzerine birleştiler. Beş kabileden beş cellat seçtiler ve ellerine birer kılınç verdiler.Yüce Allah, Peygamberimiz Aleyhisselama, Kureyş müşrikleri tarafından hazırlanan suikastı Kuran-ı Kerim’de şöyle açıklar; ”Hani bir zamanlar küfredenler seni tutup bağlamaları, yahut öldürmeleri, yada yurdundan zorla sürüp çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı kurarken ALLAH da onun karşılığını yapıyordu. ALLAH tuzak kuranlara mukabele edenlerin hayırlısıdır.”(Enfal:30)
    Suikastın kararlaştırıldığı gün; Peygamberimiz Aleyhisselamın Mekke’den Medine’ye hicret etmesine, Yüce ALLAH tarafından izin verildi. Cebrail Aleyhisselam gelip: “Sen geceleri üzerine yata geldiğin döşeğine bu gece yatma!” dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam Hz. Ali’ye haber verip o gece kendisine ait döşekte yatıp uyumasını, yanında bulunan ve Mekkelilere ait olan emanetleri sahiplerine  teslim etmesini sonra da, gelip kendisine kavuşmasını emretti.    Peygamberimiz Aleyhisselam kendisini gözetleyen müşriklerin yanına çıkınca  eline yerden bir avuç toprak aldı. Elindeki toprağı onların başlarına saçtı. Saçılan topraktan başına isabet etmeyen kalmadı. Yüce ALLAH onların gözlerini aldı. Peygamberimiz Aleyhisselamı göremediler. Peygamberimiz Aleyhisselamın  abası içinde yatıp, uyuyan Hz. Ali’yi Peygamberimiz Aleyhisselam sandılar. Peygamberimiz Aleyhisselam Hz. Ebu Bekir’in evine geldi. Birlikte yola çıktılar. Sevr mağarasına geldiklerinde Yüce ALLAH’ın emriyle,mağaranın önünde ,bir ağaç yetişti. Bir örümcek gelip üst üste ağ gerdi. İki dağ güvercini de gelip mağaranın ağzına yuvalandı. Peygamber, Ebu Bekir’e ”Üzülme şüphesiz ALLAH bizimledir!” derken ALLAH onun üzerine sekinetini indirmiş, Peygamberini melekleriyle desteklemiş, kafirleri alçaltmıştı. Müşrikler Peygamberimiz Aleyhisselamla Hz. Ebu Bekir’i Sevr dağında ve mağarasında bulamayınca umutları tükenmiş olarak geri döndüler.

( Yazının devamı hicri yılbaşı – MUHARREM)