Salı sallanır derler, tam de eskilerin dediği gibi oldu.  Denizli sabaha karşı sallandı. İlk sarsıntı deprem nedenli  üç büyüklüğünde idi.  Ama arkasından gelen dalga feci oldu. Can dostum filmini hatırlarsınız belki, hani  yeri yurdu olmayan bir genç yetişkin çocuğu, sahip olduğu  inanılmaz matematik dehasının farkında bile olmadan, bi dolu  serseri  arkadaşları ile birlikte, bi başına yaşarken keşfeden, onu içinde bulunduğu durumdan  ustalıkla çekip alan, ruh uzmanı sıcak, kan gibi ılık, gün gibi aydınlık, türkü gibi bizden Amerikalı oyuncu Robi Williams evinde ölü bulunmuş. Aman allahım, son zamanlarda duyduklarıma inanamaz oldum. Allah beni affetsin, ölüm hak, herkes tadacak ama neden sizlersiniz yaaa, yok mu başkası, başkaları, mesela hayatında bi baltaya sap olmamış, kötülüğe bulaşmış, nefsinin dikine giderken önüne kim çıktı ise bedbah etmiş, bahçemdeki çim kadar hayata bi şey katmamış olanlar dururken neden sen be can dostum…. Neden, iyi ki varsın dediklerimiz, işte benden biri , yalnız değilmişim ben ya, uzak  dünyada bile olsa işte  ruh ekizim  diyebildiklerimiz birer ikişer bu evrenden yıldız gibi kayıp gidiyor.Söyle  neden  neden, neden be gözüm…..
     Depresyon diyorlar adına… İnsanı kendinden uzaklaştıran, çökkün düşkün, umutsuz kılan şeyin yeni dünyadaki adından bahsediyorum. Kime musallat değil ki mendebur şey.  Kendi halinde ev kadınından, işinde gücünde sıradan bir işçi, torun tolsak vakti gelmiş yaşlı teyzem, yeni ergen tazecik ergen, gelecek vaat eden başarılı akademisyen, bazen büyüme çağında bir öğrenci, evladının mürüvetini görmeye hazırlanan komşu kadını, evlenmeye niyet etmiş gelin kız, terhis olmayı bekleyen bir asker oğlan, ne oluyorsa bu adı batasıcanın tuzağında ölümü seçebiliyorlar.  Günlük yaşamlarını, bir ay sonraki alacağı maaşı, yapacağı onlarca değerli araştırmayı, torununu doya doya öpmeyi, öpüp koklamayı,  kapıda bekleyen aşklarını, düğününde oynayıp, hop hop göbek atmayı, halay başı olmayı, çeyizini düzmeyi, eşi için havlu kenarı çevirmeyi,  babasının ağzından” hoş geldin be aslan oğlum”  lafını duymadan hayata küsüyorlar, yazık çok yazık….
     Eh depresyon alacağın olsun senin,,bi tatlı sohbet, merhabada gizli senin tedavin. Yalanım yok, sahiden söylüyorum, aha buraya da yazıyorum,,, bi tatlı sohbet, merhabada gizli senin sonun…Önce ben dediğin var ya ona diyeceksin sayın bay - bayan, bugün nasılsınız, iyisin işşallah afiyettesiniz, seni “seviyorum seni be hem de canım kadar çok” diyeceksin.. Evet evet sahiden, kendini seveceksin, bileceksin tanıyacaksın,,, ki  kapı komşuna, eşine dostuna, çocuğuna, dolmuşta gördüklerine, markette sırada bekleyen diğerine, anana, babana, atana candan merhaba diyebilesin. Konuşmaktan kim ölmüş ki, konuşacak anlatacaksın seni ,kendini, sevdiğini sevmediğini, arzunu, zavallı ahvellerini insanlık adına yapacaksın bu iyiliği,,,ve duanı hiç eksit etmeyceksin,,, o senin morallin olacak,,,sığınacak güveneceksin ona,,,deliler gibi olmasa da seveceksin be kendini, sevdireceksin,,ve bilecekler ki sen  yanı başlarında bir silik iz değil canı ciğerisin onların….
     Sonra depresyon denen şu illeti dehleyeceksin, var git  be nereye gidersen git benden değilsin , yürü git deyusun oğlu diyeceksin.   Yüce rabbim sen nelere kadirsin, sağlık içten bi merhabada gizli, bileni az, hey yavrum hey….