“Ne zaman çıkacak?” sorusunun cevabı; suç tipinden tutuklulukta geçen süreye, hatta suçun işlendiği tarihe kadar birçok değişkene bağlı. Hesabın mantığını üç örnekle anlattık.
Türkiye'de hapis cezası alan bir kişi, cezasının tamamını cezaevinde geçirmiyor. Kanunda belirtilen kısmı iyi halli olarak çektikten sonra koşullu salıverilmeye hak kazanıyor. Yürürlükteki oranlar suç grubuna göre değişiyor: adi suçlarda cezanın yarısı; kasten öldürme, ağır yaralama, işkence, cinsel saldırı ve örgütlü suçlarda üçte ikisi; nitelikli cinsel suçlar, uyuşturucu ticareti ve terör suçlarında dörtte üçü. Müebbet hapiste 24, ağırlaştırılmış müebbette 30 yıl esas alınıyor.
Daha önce suç işlemiş olanlarda oran yükseliyor: ilk kez tekerrür hükümlerine tabi olanlarda en az üçte iki, ikinci kez tekerrürde ise dörtte üç uygulanıyor. İkinci kez mükerrirler için koşullu salıverilme imkânı, 4 Haziran 2025'te yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'la yeniden tanındı.
Örnek 1: Genel kurala tabi bir suç
10 yıl hapis cezası alan ve bir yılını tutuklu geçiren bir hükümlü düşünelim. Koşullu salıverilme süresi cezanın yarısı, yani 5 yıl. Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesi gereği tutuklulukta geçen 1 yıl bu süreden düşülüyor; hükümlünün cezaevinde geçirmesi gereken süre yaklaşık 4 yıla iniyor. Suç 30 Mart 2020'den sonra işlendiyse koşullu salıverilmeye bir yıl kala denetimli serbestliğe geçiş gündeme geliyor ve fiili çıkış daha da öne kayıyor.
Örnek 2: Üçte iki oranına tabi bir suç
Aynı hesap, oranın üçte iki olduğu bir suçta çok farklı sonuç veriyor. 12 yıl hapis cezasında koşullu salıverilme süresi 6 değil 8 yıl oluyor. Aradaki 2 yıllık fark, suç tipinin doğru belirlenmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Örnek 3: Birden fazla ceza
Hükümlünün farklı oranlara tabi iki ayrı cezası varsa, uygulamada her ceza kendi oranıyla hesaplanıp süreler toplanıyor. Örneğin adi bir suçtan verilen 6 yıllık ceza için 3 yıl, üçte iki oranına tabi 3 yıllık ceza için 2 yıl; toplamda 5 yıl.
12. Yargı Paketi bu hesabı değiştirdi mi?
Hayır. 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 12. Yargı Paketi (7589 sayılı Kanun) koşullu salıverilme oranlarına ve denetimli serbestlik sürelerine dokunmadı; ağırlık merkezi yargılamaların hızlandırılması ve usul hükümleriydi. Düzenlemelerin tam listesi 12. yargı paketi maddeleri başlığıyla yayımlanan değerlendirmede bulunuyor.
13. pakette ne bekleniyor?
Adalet Bakanı'nın açıklamalarına göre 13. Yargı Paketi'nde kasten öldürme, uyuşturucu ticareti ve cinsel suçlarda infazın sıkılaştırılması, yani bu suçlarda oranların yükseltilmesi planlanıyor. Paketin henüz Meclis'e sunulmuş bir metni yok.
Burada kritik olan Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin üçüncü fıkrası. Bu hükme göre infaz rejimine ilişkin düzenlemeler kural olarak derhal uygulanıyor, ancak koşullu salıverilme bu kuralın dışında tutuluyor. Dolayısıyla oranları ağırlaştıran bir değişiklik, kural olarak yürürlüğünden önce işlenen suçlara uygulanamıyor. Örnek 2'deki hükümlünün suçu değişiklikten önce işlendiyse, onun için 8 yıllık hesap değişmeyecek.
Tarihin ne kadar belirleyici olabildiğini 2020'deki 7242 sayılı Kanun da göstermişti: aynı kanunla denetimli serbestlik süresi, 30 Mart 2020'den önce işlenen suçlar için üç yıl olarak uygulanırken sonrasındaki suçlarda bir yıl olarak kaldı. Yeni pakette de geçiş hükümlerinin nasıl yazılacağı, binlerce dosyanın sonucunu belirleyecek.
Dikkat: Müddetnamedeki küçük bir hata, hükümlünün aylarca fazla cezaevinde kalmasına yol açabiliyor. Müddetname tebliğ edildiğinde suç tarihi, mahsup süreleri ve uygulanan oran kalem kalem kontrol edilmeli; hata varsa infaz hâkimliğine itiraz edilmeli.
Yukarıdaki örnekler yalnızca hesabın mantığını gösteriyor; her dosyanın kendi koşullarıyla ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Kendi dosyası için kaba bir tahmin yapmak isteyenler yatar hesaplama araçlarından yararlanabiliyor. Açık cezaevine geçişin ardından gündeme gelen denetimli serbestlik şartları da fiili tahliye tarihini doğrudan etkileyen bir diğer unsur.




