Gürcistan, 7–8 Ağustos 2008 gecesi geniş çaplı savaşın ilk büyük saldırısını başlattı. Ancak çatışma tek bir gecede doğmadı. Rusya’nın yıllar süren pasaport dağıtımı, ayrılıkçı yönetimlere verdiği askerî destek, altyapı çalışmaları ve artan müdahaleleri, Güney Osetya ile Abhazya’yı Moskova için hazır operasyon bölgelerine dönüştürmüştü.
7 Ağustos 2008 saat 23.35’te Gürcistan birlikleri, Güney Osetya’nın fiilî merkezi Tskhinvali’ye yönelik geniş çaplı bir operasyon başlattı. Topçu ateşinin ardından Gürcü güçleri, “anayasal düzeni yeniden sağlamak” ve Gürcistan kontrolündeki köylere yapılan saldırıları durdurmak amacıyla ilerledi.
Kremlin’in savaş anlatısı tam olarak bu noktada başlıyor: Gürcistan saldırdı, Rus barış gücü askerleri ve siviller öldürüldü, Moskova ise “soykırımı önlemek” ve Rus vatandaşlarını korumak için müdahale etti.
Bu anlatının bir bölümü doğru: Uluslararası araştırmalara göre savaşın açık ve geniş çaplı aşamasını Gürcistan başlattı. Ancak hikâyeyi yalnızca 7 Ağustos gecesinden başlatmak, çatışmayı hazırlayan yılları görünmez hâle getiriyor.
Avrupa Birliği tarafından oluşturulan Bağımsız Uluslararası Araştırma Misyonu, Gürcistan’ın saldırısını bütün çatışmanın başlangıcı değil, uzun süren bir gerilimin son aşaması olarak değerlendirdi. Bu süreçte silahlı provokasyonlar, Rusya’nın ayrılıkçı yapılara desteği ve Gürcistan egemenliğinin sistemli biçimde aşındırılması bulunuyordu.
Rus pasaportları nasıl müdahale aracına dönüştü?
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Güney Osetya ve Abhazya, uluslararası toplum tarafından Gürcistan’ın parçası olarak tanınmaya devam etti. Buna rağmen iki bölgenin siyasi ve ekonomik varlığı giderek Rusya’ya bağımlı hâle geldi.
Moskova, özellikle 2002’den sonra bölge halkına kitlesel biçimde Rus pasaportu dağıttı. Böylece önce Gürcistan topraklarında yaşayan insanlar Rus vatandaşı yapıldı, ardından bu vatandaşların korunması Rus askerî müdahalesinin gerekçelerinden biri olarak sunuldu.
Bu politika yalnızca insani veya bürokratik bir işlem değildi. Bölgenin Gürcistan’dan kopuşunu derinleştiriyor ve Moskova’ya gelecekte kullanabileceği siyasi bir gerekçe sağlıyordu.
Güney Osetya’nın güvenlik yapıları da Rusya ile yakından bağlantılıydı. Ayrılıkçı yönetimin önemli askerî ve güvenlik görevlerinde, daha önce Rus ordusunda veya Rus güvenlik kurumlarında çalışmış isimler bulunuyordu. Mevcut kanıtlar bütün kurumların doğrudan Moskova’dan yönetildiğini göstermiyor. Fakat personel, eğitim, silah ve kurumsal bağlar açısından Rusya’ya ciddi bir bağımlılık bulunduğunu ortaya koyuyor.
Demiryolu birlikleri ve savaş öncesi hazırlık
Mayıs 2008’in sonunda yaklaşık 400 Rus demiryolu askeri Abhazya’ya gönderildi. Resmî açıklamaya göre amaç Sohum ile Oçamçıra arasındaki demiryolunu onarmaktı.
Ancak bu birlikler Gürcistan’ın izni olmadan ve mevcut barış gücü görevinin dışında bölgeye girdi. NATO da konuşlandırmanın Gürcistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüyle bağdaşmadığını açıkladı.
Demiryolu savaş başlamadan kısa süre önce tamamlandı ve daha sonra Abhazya cephesindeki Rus askerî hareketleri için kullanışlı bir güzergâh hâline geldi. Bu durum tek başına önceden alınmış bir işgal kararını kanıtlamıyor. Fakat Rusya’nın ağır askerî ekipman taşıma kapasitesini güçlendirdiği gerçeğini değiştirmiyor.
Aynı dönemde Rusya, Kuzey Kafkasya’da “Kavkaz-2008” tatbikatını gerçekleştirdi. Binlerce askerin katıldığı tatbikatta Güney Osetya ve Abhazya’daki olası kriz senaryoları üzerinde çalışıldı. Tatbikata katılan bazı birlikler yalnızca günler sonra gerçek savaşta görevlendirildi.
Rus birlikleri daha önce Güney Osetya’ya girmiş miydi?
Bu, savaşın en tartışmalı sorularından biri olmaya devam ediyor.
Gürcistan, Rus birlikleri ve araçlarının Roki Tüneli üzerinden 7 Ağustos gecesinden önce hareket etmeye başladığını savundu. Telefon görüşmeleri, askerlerin ifadeleri ve bazı Rus basın yayınları da Moskova’nın resmî zaman çizelgesine ilişkin sorular doğurdu.
Ancak AB araştırma misyonu, Gürcistan’ın saldırısından önce tam ölçekli bir Rus işgalinin başladığını kesin biçimde kanıtlayacak yeterli delil bulamadı.
Bu ayrım önemli: Önceden hazırlık yapılması, geniş çaplı işgalin fiilen başlamış olduğu anlamına gelmez. Fakat Rusya’nın resmî barış gücü dışında personel bulundurduğuna, ayrılıkçı güçleri desteklediğine ve hızlı müdahaleye hazırlandığına ilişkin ciddi bulgular vardı.
Rusya nerede “savunma” sınırını aştı?
Rus barış gücü askerlerinin saldırıya uğraması durumunda Moskova’nın onları orantılı güç kullanarak savunma hakkı bulunabilirdi. Ancak Rus operasyonu kısa sürede Güney Osetya sınırlarını aştı.
Rus uçakları Gürcistan genelindeki hedefleri vurdu. Zırhlı birlikler Gori, Senaki ve Poti yönünde ilerledi. Stratejik yollar kontrol altına alındı ve Karadeniz kıyısında askerî operasyonlar gerçekleştirildi. Abhazya’da açılan ikinci cephe ise Tskhinvali’deki Rus askerlerini koruma gerekçesiyle açıklanamazdı.
AB misyonu, Rusya’nın askerî harekâtının büyük bölümünün meşru savunmanın makul sınırlarının çok ötesine geçtiği sonucuna vardı.
“Soykırım” iddiası neden çöktü?
Savaşın ilk günlerinde Rus yetkililer yaklaşık 2 bin Güney Osetyalı sivilin öldürüldüğünü ileri sürdü. Bu sayı Rus televizyonlarında müdahalenin en güçlü duygusal gerekçesi olarak kullanıldı.
Daha sonra Rus makamlarının doğruladığı sivil ölüm sayısı 162’ye indirildi. Her sivil ölümü büyük bir trajediydi ve Gürcistan’ın yerleşim alanlarında ağır silah kullanması ciddi biçimde soruşturulmalıydı. Ancak uluslararası araştırmacılar, soykırım suçunun temel unsuru olan bir etnik grubu tamamen veya kısmen yok etme niyetine dair kanıt bulamadı.
Gürcü birliklerinin çekilmesinden sonra ise etnik Gürcü köylerinde yağma, kundaklama, keyfî gözaltılar ve zorla yerinden etmeler yaşandı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ateşkes sonrasında Rusya’nın Güney Osetya, Abhazya ve işgal edilen “tampon bölgede” etkin kontrol kurduğuna hükmetti. Mahkeme; sivillerin öldürülmesi, Gürcü evlerinin yakılması, kötü muamele, yasa dışı gözaltılar ve yerinden edilen insanların geri dönüşünün engellenmesi gibi ihlaller konusunda Rusya’nın sorumluluğunu tespit etti.
Uluslararası Ceza Mahkemesi ise 2022’de üç eski Güney Osetyalı üst düzey yetkili hakkında savaş suçu iddialarıyla yakalama kararı çıkardı.
Türkiye neden bu savaşı yeniden okumalı?
Gürcistan, Türkiye’nin doğrudan komşusu ve Türkiye’yi Azerbaycan ile Orta Asya’ya bağlayan stratejik bir geçiş ülkesidir. Güney Kafkasya’daki istikrarsızlık; Karadeniz güvenliğini, enerji güzergâhlarını, kara taşımacılığını ve Ankara’nın bölgesel etkisini doğrudan ilgilendiriyor.
2008 savaşı ayrıca hibrit müdahalenin yalnızca tanklarla başlamadığını gösterdi. Pasaport dağıtımı, ayrılıkçı yapıların desteklenmesi, ekonomik bağımlılık, askerî altyapı ve “vatandaşları koruma” söylemi, açık savaştan yıllar önce kullanılabiliyor.
Dolayısıyla “ilk kim ateş etti?” sorusu tek başına yeterli değil.
Gürcistan geniş çaplı savaşın ilk saldırısını başlattı ve bu karar uluslararası hukuk açısından haklı gösterilemedi. Ancak Rusya da yıllar boyunca müdahaleyi mümkün kılacak siyasi, askerî ve lojistik zemini hazırladı; ardından savaşı Güney Osetya’nın çok ötesine taşıdı.
İlk topçu ateşi savaşı yaratmadı.
Yıllar boyunca kurulan mekanizmayı harekete geçirdi.
Project Truth International’ın belgelere dayanan tam araştırmasını İngilizce okumak için:
The War Before War: How Russia Built the Conditions for the 2008 Invasion of Georgia





