Kamyon Denizli’den perşembe gecesi çıktı. Kasada bir yemek masası, iki bazalı yatak, bir dikiş makinesi, otuz koli kışlık ve bir kutu zeytinyağı vardı. Yağ tenekesi eşya sayılmaz diye düşünülmüş, sonra vazgeçilmişti. Anne, İstanbul’da ilk ay marketin yağının aynı kokmayacağını söylemişti. Teneke battaniyeye sarıldı, dik duracak şekilde kasaya bağlandı. Bu küçük inat, yolculuğun karakterini özetliyordu. Taşınan yalnızca mobilya değildi. Bir şehrin mutfak hafızası da gidiyordu.

Aile üç kişiydi. Baba atölyesini kapatmış, oğul İstanbul’da işe başlamış, anne evi toplamıştı. Evi toplamak iki hafta sürdü. Komşulara dağıtılan halı, satılan vitrin, bağışlanan okul kitapları. Geriye “bunlar gelsin” denilen çekirdek kaldı. Çekirdek sanıldığından ağırdı. Çünkü çekirdekte dikiş makinesi vardı ve makine sökülmeden kasaya girmezdi. Ufuksoy Evden Eve Nakliyat ekibi makineyi Denizli’deki apartmanın ikinci katından indirirken gövdeyi ayrı, motoru ayrı, pedalı ayrı bağladı. Vidalar küçük bir kutuya, kutu da annenin el çantasına değil, kasadaki ayrı bir cebe kondu. Çanta kaybolur. Kasa kaybolmaz.

Prof. Dr. Serkan Bertan Beyağaç Topuklu Yaylası Araştırma Sonuçlarını Açıkladı
Prof. Dr. Serkan Bertan Beyağaç Topuklu Yaylası Araştırma Sonuçlarını Açıkladı
İçeriği Görüntüle

Yol planı haritada düz görünür. Düz görünen yol, gece Ege’yi geçerken başka bir işe döner. Mola yeri, şoför değişimi, tenekenin dik kalması, kolilerin kaymaması. Aile araçla önden gitti. Kamyon arkadan, haberleşerek. Her mola bir mesajdı. “Buradayız, yük yerinde, devam.” Mesaj kısa olduğu için güven veriyordu. Uzun mesaj, çoğu zaman bir sorunu örter. Kısa mesaj, işin sürdüğünü söyler. Şehirler Arası Nakliyat tam da bu haberleşme disiplinidir. Mesafe kilometreyle ölçülür, aile ise mesajın saatiyle ölçer. Mesaj gecikirse kilometre anlamını yitirir.

Varış cumartesi öğlene kaldı. Adres, İstanbul’un kuzeyinde, ağaçların sıklaştığı bir sırtta, bahçe kapılı bir evdi. Denizli’deki apartmandan sonra eşik alçaktı, oda fazlaydı, rutubet kokusu yoktu. Onun yerine toprak kokusu vardı. Kamyon bahçe yoluna tam giremedi. Son metreler elde yüründü. Zekeriyaköy Evden Eve Nakliyat denince akla önce bu yürüyüş gelir. Villa ilanı geniş odayı gösterir. Geniş oda, kamyonun kapıya değdiği anlamına gelmez. Dar bahçe yolu, çamur ve alçak dallar, kasadaki düzeni ikinci kez sınar. Ufuksoy Nakliyat ekibi tenekeyi yine dik tuttu. Yağ, eşiğe yatmadı.

İkinci durak aynı günün akşamıydı. Oğulun eşyası ayrı bir dairede toplanacaktı. O daire Sarıyer sırtlarındaydı. Bina eskiydi, asansör dardı, sahanlık dönüyordu. Denizli’de ölçülen koltuk, burada aynı rahatlıkla dönmedi. Bir kol söküldü. Söküm keşif notunda vardı. Sürpriz sayılmadı. Sarıyer Evden Eve Nakliyat işlerinde bu söküm kararı, semtin yokuşundan bağımsız düşünülemez. Yokuş inerken yük kaymasın diye kasada sıkılan kayış, sahanlıkta da lazım olur. Aynı kayış, başka bir coğrafyada başka bir iş görür. Ekip kayışı Denizli’den beri yanında taşıyordu. İstanbul’da da aynı kayış işe yaradı.

Anne mutfağı kurmadan duramadı. İlk tencere, yoldan inen zeytinyağıyla yakıldı. Koku apartmana değil, bahçeye yayıldı. Komşu kapıdan baktı, hoş geldin dedi, başka soru sormadı. Bu sadelik iyi geldi. Taşınma günü uzun sohbet yorar. Kısa selam yeter. Ufuksoy Nakliyat tutanağı bu selamdan önce imzalatmıştı. Hasar satırı boştu. Teneke kontrol edildi, kapak terlememişti. Dikiş makinesi masaya oturtuldu, motor yerine girdi, pedal çalıştı. Anne bir ilmek denedi. İp koptu, gülüştüler. Kopan ip eşyadan değildi. Yorgunluktandı. Makine sapasaglamdı.

Denizli’de bırakılanlar da bu yazının parçası. Vitrin satıldı çünkü yeni evde duvar yetmeyecekti. Halı komşuda kaldı çünkü İstanbul’daki yer döşemeliydi. Okul kitapları kütüphaneye gitti çünkü oğulun sırası kapanmıştı. Götürülenler ise işe yarayacak olanlardı. Bu ayrım yapılmadan yola çıkan kamyon, yeni evde koridoru tıka basa doldurur. Aile bu ayrımı iki hafta önce yapmıştı. Firma da o listeye göre araç seçmişti. Daha büyük araç daha güvenli değildir. Doğru boy araç, dar yola girer. Ufuksoy Nakliyat’ın seçtiği kasa, Denizli sokağından da bahçe yolundan da döndü.

İklim farkı ilk gecede konuşuldu. Denizli akşamı sıcak kapanmıştı. İstanbul akşamı rüzgârlı açıldı. Kışlık koliler bu yüzden en üstte değil, ele gelecek yerdeydi. Battaniye kutusu yatak odasına indirildi, diğer koliler holde bekletilmedi. Hol bekletmesi yeni evde ilk hatadır. Geçiş kapanır, aranan kutu en altta kalır. Ekip bant renklerine uymuştu. Kırmızı mutfak, mavi yatak, yeşil dikiş odası. Yeşil bantlı üç kutu doğrudan ışığın altına kondu. Anne orada çalışacaktı. İlk gün çalışsın diye değil. Makinenin yerini görsün diye. Yer görülünce ev, otel olmaktan çıkar.

Baba yol boyunca az konuştu. Atölyeyi kapatmak kolay cümle değildir. Kamyonun düzgün inmesi, bu cümlenin yerine geçmedi. Yine de bir şeyi hafifletti. Eşya dağılmamıştı. Dağılmayan eşya, yeni şehirde tutulacak bir kenar bırakır. Kenar olmazsa insan kendini misafir sanır. Ufuksoy Nakliyat’ın o yolculuktaki katkısı, tam olarak bu kenarı korumaktı. Mola mesajı, dik teneke, sökülen kol, imzalanan tutanak. Dört şey. Dördü de gösterişsiz. Dördü de yerli yerinde.

Oğul pazartesi işe gidecekti. Bu yüzden gömlek askısı ayrı bir örtüde taşındı. Ütü yeni evde ilk gece yapılmadı. Gömlekler askıda kaldı, kırışıklık azdı. Küçük bir öngörü, pazartesi sabahını kurtardı. Ayakkabı kutusu da kapı yanına kondu. Aranmadı. Bu ayrıntılar firmanın şiiri değildir. Ailenin listesidir. Firmanın işi, listeyi bozmamaktır. Bozmayan ekip, yol uzun olsa da aileyi yormaz. Yoran ekip, yol kısa olsa da aileyi dağıtır.

Fiyat Denizli’de konuşulmuştu. Kilometre, iki adres, özel parça ve ambalaj aynı kâğıttaydı. Yolda eklenmedik bir kalem çıkmadı. Çıksaydı aile bunu haklı görebilirdi. Çünkü yol uzundur, mazot değişir, beklenmedik mola olur. Yine de ek kalem, haber verilmeden yazılırsa güven gider. Ufuksoy Nakliyat haber vermedi çünkü eklemeye gerek kalmadı. İş, kâğıttaki sınırda bitti. Sınırda biten iş, uzun yolda nadirdir ve tam bu yüzden anlatılır.

İstanbul’da ilk pazar, bahçede çayla geçti. Denizli’deki balkon dar olduğu için çay her zaman içeride içilirdi. Burada tabure bahçeye çıktı. Zeytinyağı tencereye yeniden girdi. Dikiş masasının üstü boşaltıldı, üzerine bir örtü serildi, örtünün üstüne henüz bir iş konmadı. Konmaması da bir başlangıçtı. Eşya yerine oturunca insan acele etmeyebilir. Acele etmemek, taşınmanın başarı ölçütlerinden biridir.

İsteyenler yol planını ve kapsamı ufuksoynakliyat.com.tr üzerinden sorabiliyor. Denizli’den çıkan kamyon, kuzeydeki bir bahçede durdu. Teneke dikti, makine çalıştı, gömlek askıdaydı. Şehir değişmişti. Evin kenarı duruyordu. İlk akşam bunun için yeterlidir.