banner1029

Çamlık Parkı'nda Ölü Bulunmuştu, İşte O Gencin Hayat Hikayesi

Denizli'de bir kişi Çamlık Park'ının ormanlık kısmında başına poşet geçirilmiş şekilde ölü bulunmuştu. Yapılan Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaptıkları kontrolde Nevzat Atik'in (27) hayatını kaybettiğini belirledi. Peki olayda ismi geçen Nevzat Atik kimdi? Odatv yazarı Müyesser Yıldız köşesine taşıdı. İşte Atik hayat hikayesi...

Çamlık Parkı'nda Ölü Bulunmuştu, İşte O Gencin Hayat Hikayesi

HABERDENİZLİ.COM

Odatv'den Müyesser Yıldız'ın haberine göre; Geçtiğimiz günlerde Çamlık Parkı'na kar topu oynamaya gelenler bir ağaca yaslanmış halde hareketsiz bir kişiyi görünce durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirmişti. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaptıkları kontrolde Nevzat Atik'in (27) hayatını kaybettiğini belirledi. Yapılan incelemede, başına poşet geçirilmiş Atik'in yanında çakmak bulundu. Cumhuriyet savcısının incelemesinin ardından, Atik'in cesedi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Pamukkale Üniversitesi Hastanesi morguna gönderildi. Peki haberde ismi geçen Nevzat Atik kimdi?

Ormanda başına poşet geçirilmiş halde ölüsü bulunan Nevzat Atik kim miydi?

Maalesef yukarıda özetlediğimiz dava kapsamında 18 Temmuz 2016'da tutuklanıp, 19 ay hapiste yattıktan sonra hakkında beraat kararı verilen kursiyerlerden birisiydi.

İddianamede, adı sadece bir yerde geçiyordu; Şüpheliler listesinde, 123'üncü sırada... İfadesi bile yoktu...

12 Ekim 2017'de verilen esas hakkındaki mütalaada ise yine sadece savunmasını 1 Şubat 2018'de yapacağı yazıyordu...

Merhum Atik, tutukluluğunun 10'uncu ayında Mahkeme huzurunda yaptığı ilk savunmasında neler mi söylemişti? Özetle şunları: “Sayın Başkan, değerli üyeler; Ben Nevzat Atik. 1991 yılında Denizli'de doğdum. İlkokulumu Hacı İbrahim Demireren Cumhuriyet İlköğretim Okulunda, liseyi Denizli Anafartalar Lisesinde Okudum. 2010'da Sakarya Üniversitesi Coğrafya Bölümünü kazandım. 2014'te mezun olup formasyon eğitimimi aldım. Babam inşaat ustası müteahhit. Annem emekli ev hanımıdır. Olay günü 21:30'da içtima alındı. Afyon gezisi ile ilgili bölük komutanımız Sefa Özkan bilgiler verdi. Ben Sefa Özkan'ın emriyle gezi için ayrılan yiyecekleri, içecekleri almak için kumanyaların olduğunu yerde bekliyordum. Bu sırada Önder Biberoğlu, 'silah başına' diyerek, alarm verdi. Daha önce de bir çok defa alarm verilmişti. Gene tatbikat olduğunu düşündüm. Rastgele şarjörsüz bir silah aldım. Otopark bölgesinde toplandık. Orada ilk defa gördüğüm üst rütbeli komutanlar vardı. Bir tanesi olağanüstü bir durum olduğundan bahsetti. Yeterli hukuk bilgim ve askeri tecrübem yoktu. Her şey çok karışıktı, bilgi kirliliği vardı. Ne olduğunu kavrayamadım. Daha sonra yemekhaneye gittik. Oradan tören alanına geldik. Okulun güvenli olmadığı, daha güvenli bir bölgeye götürüleceğimiz söylendi. Helikoptere rastgele bindik. Genelkurmay'a gittik, ancak ben nereye gideceğimizi bilmiyordum. Genelkurmay olduğunu saatler sonra fark ettim. Orada sabaha kadar bekledim. Hiçbir kanunsuz olaya karışmadım. Aklımda hep kaçmak vardı. Ama sabaha kadar fırsat bulamadım. Yanımızda tanımadığım rütbeliler vardı. Ara ara havaya ateş ediyorlardı. Bir ara oraya gelen Uzman Çavuş ya da erin yanındaki aynı rütbedeki kişiye, 'bugün en az 50 kişiyi vurdum' dediğini duydum. Şaka mı söylüyor bilmiyorum. Ancak görsem hatırlayamam. Sabah saatlerinde Kudret Türkarslan kursiyerlerin bir binada toplandığı söyledi. Bunun üzerine oraya gitmeye kalktım. Ancak rütbeliler engelledi. Daha sonra gizlice kaçtım. Oradan da Polis Akademisi'ne demirlerden atlayarak, sığındım. Birçok arkadaşımın yaşadığı kötü muameleye ben de maruz kaldım. İddianamede genel bir suçlama yapılmaktadır. Şahsıma yönelik bir suçlama yoktur. İsmim sadece ilk bölümde sanıklar listesinde geçmektedir. İddianamede silahların kasıtlı olarak rastgele verildiği söylenmekte, ancak Kara Harp Okulu'ndaki eğitimimizde her zaman rastgele aldığımız bilinmemektedir. Silahım boş ve şarjörsüzdür. Kimseye ateş etmedim. Başka hiçbir silah kullanmadım. Kimseye doğrultmadım. Darbeye destek verecek hiçbir eylemde bulunmadım. Kaçma fırsatım olmadığı için kaçamadım. Yanımda cep telefonum yoktu. Kim darbeci, kim Fetöcü, kim devlet millet yanlısı belli değildi. Okulun hazırladığı idari tahkikattan da anlaşıldığı gibi, güvenli bir bölge denilerek kandırıldık. Helikoptere can güvenliğimiz için bindik. HTS kayıtlarım temizdir. Fetö terör örgütü ile bir bağım yoktur. Bylock kullanmadığım raporlarda sabittir. Hiçbir Fetö kuruluşunda çalışmadım. Yapılan incelemede silahımın temiz olduğu anlaşılmıştır. 1 Dolarım yoktur. Bankasya ile bir alışverişim hiç olmadı. Ailemden, akrabalarımdan Fetö terör örgütü ile bağlantısı olan, ihraç olan ya da işlem yapılan hiç kimse yoktur. Hiçbir adli kaydım bulunmamaktadır. Aleyhime hiçbir delilin bulunmaması 10 aydır tutukluğum ile yaşadığım mağduriyetin giderilmesini, önce tahliyemi, sonra da beraatimin verilmesini yüce mahkemeye arz ederim.”

İNTİHAR MI?

Nevzat Atik, Pazartesi günü toprağa verildi. Cenazesine birlikte hapis yatıp, birlikte beraat ettiği birkaç arkadaşı katıldı.

Anlattıklarına göre, beraat ettiği halde hep dışlanmış, “FETÖ'ü, darbeci” gözüyle bakılmış... Civar illerdeki otellerde garsonluk yapmış... İş isterken, durumunu gizlememiş...

Önce, intihar edecek bir yapısı olmadığı halde “Dayanamadı, intihar etti” diye düşünmüşler... Ama sigara kullanmayan biriyken, yanında çakmak bulunması, başında poşet olması soru işaretlerine yol açmış...

Şimdi herkesin adli tıptan gelecek raporun sonucunu beklediğini belirtip, bu drama bir arkadaşının şu notuyla dikkat çekmekle yetinelim: “30 Ağustos 2016'da teğmen olacaktı Nevzat. 15 Temmuz'da komutanları tarafından öğrenci arkadaşları ile birlikte Kara Harp Okulu'ndan helikoptere bindirildi. Okul bombalanıyordu, okul güvensizdi. Daha güvenli bir yere götürüldüklerini sanıyorlardı. Komutanları öyle söylemişti. Genelkurmay binasının ortasına, ateşin içine attılar hepsini. Korkmuşlardı. Polisle iletişime geçtiler, kandırıldık dediler, polise sığındılar. 16 Temmuz sabahı gözaltına alındılar, apar topan Sincan Cezaevi'ne atıldılar. Ben suçsusuz dedi Nevzat, duymadılar. 19 ay süren yargılama sonunda 7 Şubat 2018'de beraat etti. 19 ay boyunca 15 günde bir yalnızca 10 dakika duydu sevdiklerinin sesini, yalnızca 35 dakika görebildi onları, görebilirse. 19 ay sonra dışarı çıktı Nevzat. Subay olacak adam, işsizdi. Askeri okullar kapatılmış, sözleşmesi fesh edilmiş, çok sevdiği mesleği elinden alınmıştı. Hayata tutunmaya çalıştı, ama başaramadı. 6 Ocak 2019'da cansız bedeni bulundu. Aklındaki 'Ne olacak bizim halimiz?' sorularıyla, içindeki sıkıntılarla, sırlarıyla gitti Nevzat!..”

Kaynak: Müyesser Yıldız / Odatv.com

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nihat
Nihat - 1 hafta Önce

AKP'nin yetkilileri ile yandaşları bu insanların günahlarını nasıl cekeceksiniz Allahim sizi bildiği gibi yapsın

SIRADAKİ HABER
banner1243