Powerpan endüstriyel tavalar – powerpan.com.tr
Gıda güvenliği denince akla önce hammadde kalitesi, soğuk zincir ve personel hijyeni gelir. Ancak uzmanlara göre zincirin en az konuşulan halkası, gıdanın üretim boyunca temas ettiği yüzeylerdir. Bir ekmek, fırına girdiği andan çıktığı ana kadar dakikalarca tavayla temas hâlindedir — ve o tavanın yüzeyindeki kaplamanın niteliği, son ürünün güvenliğini doğrudan ilgilendirir.
Yüzeyde Ne Oluyor?
Endüstriyel üretimde tava ve kalıp yüzeylerine uygulanan yapışmaz kaplamalar, iki görevi birden üstleniyor: Ürünün yüzeye yapışmasını önlemek ve metal gövde ile gıda arasında bariyer oluşturmak. Ekmekten keke, sandviç ekmeğinden kruvasana kadar seri üretilen hemen her unlu mamul, fırınlanma süresi boyunca bu kaplamalı yüzeylerle iç içe. Sorun, bu kaplamaların niteliği ve durumu konusunda sektörde büyük farklar bulunması. Gıdayla temasa uygun olmayan bir kimyasalın kullanılması ya da ömrünü doldurmuş bir kaplamanın dökülerek ürüne karışması, tüketiciye kadar uzanan bir risk zinciri başlatabiliyor.
Konunun kimya boyutunu, floropolimer ve yüzey mühendisliği alanında çalışan Örkon Kimya Ar-Ge Uzmanı Abudogana Babiker şöyle açıklıyor:

Abudogana Babiker – Örkon Kimya Ar-Ge Uzmanı
"Gıda temas yüzeyinde kullanılacak bir kaplamanın iki şartı aynı anda sağlaması gerekir: Kimyasal olarak inert olmalı, yani sıcaklık ve süre karşısında gıdaya bileşen aktarmamalı; mekanik olarak da bütünlüğünü korumalı, yani çatlayıp dökülmemeli. PTFE gibi floropolimerler doğru uygulandığında bu iki şartı birlikte karşılar. Ancak 'doğru uygulama' ifadesinin altını çizmek isterim — aynı hammaddeyle kötü bir uygulama yapmak mümkündür ve risk tam da orada başlar."
Uygulama Kalitesi Nasıl Güvence Altına Alınıyor?
Babiker'e göre güvenli bir gıda temas kaplaması; yüzey hazırlığından katman kalınlığına, kürleme sıcaklığından son kontrole kadar izlenebilir bir süreç gerektiriyor: "Kürleme dediğimiz fırınlama aşaması, kaplamanın hem yapışmazlık hem güvenlik özelliklerini kazandığı adımdır. Eksik kürlenmiş bir kaplama, sahada erken dökülür. Bu yüzden biz her partiyi kayıt altında işliyor, gıda temas uygunluğunu test protokolleriyle doğruluyoruz."
Bu noktada belgelendirme devreye giriyor. Türkiye'de bu alanda üretim yapan firmalardan biri olan ve İstanbul Esenyurt'taki tesisinde çeyrek asrı aşkın süredir faaliyet gösteren Powerpan — Örkon Kimya'nın tescilli markası — ISO 9001 kalite, ISO 14001 çevre ve ISO 22000 gıda güvenliği yönetim sistemleriyle çalışıyor. ISO 22000, hammadde kabulünden sevkiyata kadar gıda güvenliği risklerinin sistematik olarak yönetildiğini belgeleyen uluslararası standart olarak biliniyor.
Denetim Sorusu: İşletmeler Neyi Sormalı?
Gıda üreticileri, tedarikçilerinden hammadde için analiz raporu istemeye alışkın. Uzmanlar aynı titizliğin ekipman ve kaplama tedarikinde de gösterilmesi gerektiği görüşünde; zira gıdayla günde binlerce kez temas eden bir yüzeyin menşei, çoğu tesiste hammadde kadar sorgulanmıyor. İşletmelerin tedarikçisine yöneltebileceği temel sorular şöyle sıralanıyor:
· Kullanılan kaplama malzemesi gıda ile temasa uygun mu; bu uygunluk hangi test ve belgelerle destekleniyor?
· Uygulama süreci (yüzey hazırlığı, katman sayısı, kürleme) kayıt altında mı?
· Firma, gıda güvenliği yönetim sistemi sertifikasına sahip mi?
· Kaplama ömrünü tamamladığında yenileme hizmeti sunuluyor mu?
Son soru özellikle önemli; çünkü en güvenli kaplama bile sonsuz ömürlü değil. Aşınmış kaplamanın zamanında yenilenmesi, hem yapışmazlık performansını hem hijyen koşullarını sıfırlıyor.
Denetim tarafında tablo da bu yönde gelişiyor. Gıda işletmelerinin tabi olduğu resmî kontrollerde ve büyük perakende zincirlerinin tedarikçi denetimlerinde, gıdayla temas eden yüzeylerin durumu giderek daha görünür bir başlık hâline geliyor. Çatlamış, dökülen ya da menşei belirsiz bir kaplama, denetim raporlarında uygunsuzluk olarak karşılık bulabiliyor. Bu da ekipman ve kaplama tedarikini, satın alma biriminin olduğu kadar kalite güvence ekiplerinin de gündemine taşıyor.
Teknoloji Tarafında Neler Var?
Sektörde kaplama uygulaması giderek bir mühendislik disiplinine dönüşüyor. Yüzey pürüzlendirmeden elektrostatik uygulamaya, kontrollü kürlemeden yapışmazlık ve dayanım testlerine uzanan süreçler; artık üretici firmaların kendi teknoloji altyapılarıyla yönetiliyor. Powerpan da bu kapsamda kullandığı gıdaya uygun kaplama teknolojilerini; yüzey hazırlama, uygulama, kürleme ve kalite testleri başlıkları altında şeffaf biçimde yayımlıyor.
Ar-Ge tarafında ise gündem, hem daha dayanıklı hem de çevresel ayak izi daha düşük kaplama sistemleri. Babiker, yönelimi şöyle özetliyor: "Sektörün bizden beklentisi net: Daha uzun ömür, daha yüksek sıcaklık dayanımı ve tavizsiz gıda güvenliği. Biz de formülasyon ve uygulama süreçlerimizi bu üç ekseni birlikte karşılayacak şekilde geliştiriyoruz. Yüzey mühendisliği, gıda sanayiinin sessiz ama vazgeçilmez bir tedarik alanı hâline geldi."
Babiker, tüketici tarafına da bir not düşüyor: "Gıda güvenliği, tüketicinin göremediği yüzlerce detayın toplamıdır. Bizim işimiz, o detaylardan biri olan yüzey güvenliğini hiç gündeme gelmeyecek kadar sorunsuz kılmak."
Sonuç olarak gıda güvenliği zinciri, en zayıf halkası kadar güçlü. Hammadde analizi, soğuk zincir ve personel hijyenine gösterilen özenin, gıdanın dakikalarca temas ettiği yüzeylere de gösterilmesi gerekiyor. Sofraya gelen her ürünün arkasında, doğru seçilmiş ve doğru uygulanmış bir yüzey teknolojisi olduğunu bilmek — gıda güvenliğine bakışı bir kademe daha derinleştiriyor.





