Boşanma davaları yalnızca evlilik birliğinin sona ermesiyle sınırlı bir süreç olarak görülmüyor. Uygulamada taraflar açısından en fazla uyuşmazlık doğuran başlıklardan biri de mal paylaşımı oluyor. Özellikle evlilik süresince edinilen taşınmazlar, araçlar, birikimler, şirket hisseleri ve borçların nasıl değerlendirileceği konusu, dava sürecinin en hassas alanları arasında gösteriliyor. Antalya’da aile hukuku alanında yürütülen davalarda da bu başlığın, tarafların hem ekonomik hem de psikolojik geleceğini doğrudan etkilediği belirtiliyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Avukat Pınar Yılmaz Büyükurgancı, mal paylaşımı davalarında en sık yapılan hatanın, boşanma kararı ile mal rejiminin tasfiyesinin aynı hukuki süreç sanılması olduğunu ifade etti. Büyükurgancı’ya göre boşanma davası ile mal paylaşımına ilişkin talepler birbiriyle bağlantılı olsa da, her dosyanın kendi hukuki zemini, delil yapısı ve değerlendirme ölçütü bulunuyor.

“Hangi malın kişisel, hangisinin edinilmiş olduğunun doğru tespiti önemli”

Pınar Yılmaz Büyükurgancı, boşanmada mal paylaşımı davalarında ilk olarak tarafların hangi mal rejimine tabi olduğunun belirlenmesi gerektiğini söyledi. Türk Medeni Kanunu çerçevesinde, eşler arasında aksi kararlaştırılmadıkça edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulandığını hatırlatan Büyükurgancı, evlilik tarihi, malların edinilme zamanı ve ödeme kaynaklarının dava dosyasında belirleyici olduğunu vurguladı.

Toptan Mantı - Mantıname
Toptan Mantı - Mantıname
İçeriği Görüntüle

Uygulamada birçok kişinin, evlilik içinde alınan her malın doğrudan yarı yarıya bölüneceğini düşündüğünü belirten Büyükurgancı, bunun her dosya açısından otomatik bir sonuç doğurmadığını kaydetti. Malın ne zaman edinildiği, hangi gelirle alındığı, kişisel mal niteliği taşıyıp taşımadığı ve üzerinde üçüncü kişi iddiası bulunup bulunmadığı gibi unsurların ayrıntılı biçimde incelendiğini ifade etti.

Bu nedenle dava öncesinde hukuki çerçevenin doğru kurulmasının önemine dikkat çeken hukukçular, özellikle antalya boşanma avukatı arayışında olan kişilerin, sadece boşanma davasını değil buna bağlı mal rejimi uyuşmazlıklarını da birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirtiyor.

Tapu, banka kaydı ve ödeme belgeleri belirleyici olabiliyor

Mal paylaşımı davalarında en önemli başlıklardan birinin belge ve kayıt düzeni olduğunu söyleyen Büyükurgancı, tarafların çoğu zaman yalnızca tanık anlatımlarına güvenerek hareket ettiğini, oysa tapu kayıtları, banka hareketleri, kredi ödeme planları, araç tescil bilgileri ve gerektiğinde bilirkişi incelemelerinin dosyada daha güçlü bir ağırlık taşıdığını aktardı.

Özellikle Antalya gibi konut ve taşınmaz hareketliliğinin yüksek olduğu şehirlerde, evlilik içinde edinilen gayrimenkullerin değerlendirilmesi ayrı bir önem taşıyor. Muratpaşa ve Konyaaltı gibi merkezi bölgelerde alınan taşınmazlar kadar, Kepez ve Aksu çevresindeki yatırımlar da zaman zaman mal rejimi uyuşmazlıklarının temelini oluşturabiliyor. Hukukçulara göre bu tür dosyalarda, malın yalnızca kimin adına kayıtlı olduğuna bakmak çoğu zaman yeterli olmuyor.

Büyükurgancı, taşınmazın bir eş adına kayıtlı olmasının tek başına davanın sonucunu belirlemediğini belirterek, evlilik birliği içinde elde edilen gelirlerin ve katkı oranlarının önem taşıdığını söyledi. Buna karşılık kişisel mal niteliğinde kalan miras, bağış veya evlilik öncesi sahip olunan bazı değerlerin ise ayrı değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Davada zamanlama kadar talep biçimi de önem taşıyor

Hukuk çevrelerinde, mal paylaşımı uyuşmazlıklarında dava açma zamanının ve istemlerin doğru kurgulanmasının son derece önemli olduğu ifade ediliyor. Özellikle eşlerden biri, dava süreci başlamadan önce malların elden çıkarılabileceği endişesini taşıyorsa, buna ilişkin hukuki yolların zamanında değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu noktada antalya mal paylaşımı avukatı başlığı altında yürütülen dosyalarda, talep edilen alacağın hukuki dayanağının ve hesap yönteminin açık biçimde ortaya konulması gerektiği vurgulanıyor.

Pınar Yılmaz Büyükurgancı da mal paylaşımı davalarının yalnızca “hak talep etme” meselesi olarak görülmemesi gerektiğini, yanlış veya eksik taleplerin yargılama sürecini uzatabildiğini belirtti. Özellikle katkı payı, değer artış payı veya katılma alacağı gibi kavramların birbiriyle karıştırılmasının uygulamada önemli sorunlar doğurduğunu ifade eden Büyükurgancı, her kavramın ayrı bir hukuki karşılığı bulunduğunu söyledi.

Borçlar da değerlendirme dışında kalmıyor

Uzmanlara göre mal paylaşımı davalarında çoğu zaman gözden kaçan konulardan biri de borçların niteliği oluyor. Evlilik sürecinde çekilen krediler, ortak yaşam için yapılan harcamalar ya da ticari faaliyetlerden doğan yükümlülükler, dosyanın özelliğine göre farklı biçimlerde değerlendirilebiliyor. Bu nedenle yalnızca aktif malvarlığının değil, pasiflerin de ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekiyor.

Antalya’da görülen bazı aile hukuku uyuşmazlıklarında, eşlerden birinin haberi olmadan yapılan borçlanmalar veya bir malın finansmanında kullanılan kredilerin kaynağı önemli bir tartışma konusu haline gelebiliyor. Büyükurgancı, bu noktada her dosyanın kendi delil yapısı içinde incelenmesi gerektiğini, genel geçer değerlendirmelerle hareket edilmesinin sağlıklı olmadığını kaydetti.

Uzlaşma ihtimali varsa kayıtların açık tutulması öneriliyor

Mal paylaşımı davaları her zaman uzun yargılamalarla sonuçlanmak zorunda değil. Tarafların iletişim kanallarını tamamen kapatmadığı ve malvarlığı tablosunun net biçimde ortaya konulabildiği durumlarda, bazı uyuşmazlıkların anlaşma yoluyla daha kısa sürede çözülebildiği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, uzlaşma ihtimali bulunsa bile kayıtların eksiksiz hazırlanmasının ve tarafların hak kaybına yol açmayacak bir hukuki çerçevede ilerlemesinin önemine dikkat çekiyor.

Pınar Yılmaz Büyükurgancı, boşanmada mal paylaşımı davalarının çoğu zaman duygusal gerilimle birlikte yürüdüğünü, bu nedenle tarafların yalnızca iddialara değil, somut belgelere ve hukuki ölçütlere odaklanmasının daha sağlıklı bir yol sunduğunu belirtti. Büyükurgancı’ya göre dava sürecinde acele değerlendirmeler yapmak yerine, hangi malın ne şekilde edinildiğinin ve hangi hukuki statüde bulunduğunun dikkatle incelenmesi gerekiyor.

Hukukçular, Antalya’da artan boşanma dosyalarıyla birlikte mal paylaşımı uyuşmazlıklarının da daha görünür hale geldiğine işaret ediyor. Özellikle ekonomik koşulların ağırlaştığı dönemlerde, evlilik süresince edinilen malların paylaşımı taraflar açısından daha kritik bir başlık haline geliyor. Bu içerik bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.