ÜMÜĞÜNÜ MÜ SIKACAKTIM?

Abone Ol
Türk siyasetinin renkli simalarından Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel özellikle bütçe görüşmeleri sırasında hitabetlerini konuştururlardı. 
Hakarete varmayan ama polemik de olsa atışmaları siyaset seven taraftarları tarafından ilgiyle izlenir, takip edilirdi.
Bunların iyice birbirlerini söz ebeliği ile hırpaladıkları bir zamanda gazeteciler Demirel’i yakalamışlar, soru yöneltiyorlar.
“Sayın Demirel, bütçe görüşmelerinde Sayın Ecevit ile birbirinize girmiş, ağır söz düellosu, ağız dalaşı yapmıştınız.
Geçen gün havaalanında karşılaştığınızda ise Ecevit’in elini sıkmışsınız. Bu doğru mu?”
Demirel malum hazırcevaplığıyla meşhurdur. 
Verdiği cevap:” Ne yapacaktım yani, ümüğünü mü sıkacaktım?”
***
Bir seçimi geride bıraktık.
Sıradakiler gelsin, önümüzdeki aylarda Cumhurbaşkanlığı seçimi için çalışmalar olacak.
Ardından da genel seçimler için start verilecek.
Normal süresine daha zaman var ama yaşanan seçimler genel seçimin tarihi konusunda değişikliğe sebep olabilir.
Biz hayırlısı diyelim ve bu sürecin hayırlara vesile olmasını dileyelim.
Seçim demişken en son geçirdiğimiz seçimlerdeki gözlemlerimden hareketle bazı hususların altını çizmek istiyorum.
Gelinen noktada demokrasimiz adına ilerleme mi kaydettik, gerileme mi?
İlerleme adına gerek vatandaş olarak bizler, gerekse sorumluluk sahibi olması gereken siyasetçiler neler yapmalılar, nasıl davranmalılar?
***
Başkalarını bilmem ama bu seçim çalışmaları sırasında yürütülen kampanyalardaki “siyasi üslupsuzluk” beni oldukça rahatsız etti.
Mümkün olduğunca uzak durmama, ilgilenmeme rağmen yine de sinir bozucuydu.
Son 15 gün kala tarla işlerim imdadıma yetişti, dış dünyaya kapattım kendimi; toprakla, temiz havayla, tabiatla baş başa bir doğallık yaşadım.
Milletimiz genellikle sabır gösterip sağduyu sergiledilerse de sabır gösteremeyenler de oldu.
Bugün en son okuduğum habere göre muhtarlık seçimleri bahanesiyle 10 ölü 48 yaralama hadisesi olmuş.
Son yıllarda kıran kırana seçimler yaşansa da şiddete daha az başvurulur olmuştu.
Bu seçimde şiddetin tırmanışa geçtiğine şahit olduk.
Gelecek ve demokrasimiz adına bunun hayra alamet olmadığını düşünüyorum.
Demirel-Ecevit örneğini bu gerekçeyle verdim.
Siyasetçilerimiz keşke kampanyalarını toplumu gerecek, kin ve nefrete dönüştürmeyecek bir seviye, bir üslup üzerine kurgulayabilselerdi.
Keşke kimsenin burnu kanamasa, keşke ölümler, yaralamalar olmasaydı.
Keşke siyasetteki rakiplerimiz rakip olarak kalsa, düşman gibi hedef gösterilmeseydi.
Keşke birbirlerinin ümüğünü sıkmasalardı da Demirel_Ecevit gibi ellerini sıksaydılar.
İşte o zaman demokrasimizde ilerleme olmuş der, biz de artık Batılılar gibi seçimler yapıyor diye sevinirdik.
***
Millet olarak balık hafızasına sahibiz, olanları çok çabuk unutuyoruz ya da unutmuş gibi yapıp sineye çekiyoruz.
Her seçim sonunda ufacık hatalar belki de kaybeden tarafın kendilerini destekleyenlerin gazını alma adına söyledikleri “şaibe” iddiaları…
Bu şaibe lafı hemen her seçim sonrası söylenir ve ciddi bir sonuç çıkmaz.
Çünkü ihmalden, ya da sandık görevlilerinin dalgınlıklarından kaynaklanan hatalardır.
Pek çoğu sonucu etkileyecek derecede ve önemde değildir.
Sözün özü bu şaibe iddialarına fazla takılmamak gerekir, nasıl olsa unutulacaktır.
***
Siyasetle içli dışlı olan dostlarım darılmasınlar ama şu hususun da altını özellikle çizmek istiyorum.
Lider dedikleri siyasi parti başkanları ve ekipleri seçim sonucunu iyi okuyup, iyi değerlendirmelidirler.
Her seçim sonunda olduğu gibi oyumuzu artırdık, biz kazandık gibi ayaklara yatmasınlar.
Futbolda sonuç önemli olduğu gibi siyasette de sonuç önemlidir.
Kaç seçimdir başarı yakalayamamış bir lider ve ekibini artık sorgulama zamanı gelmemiş midir?
Beyler sizinle olmuyor, onurunuzla yerinizi sizden daha iyi yapacak birine bırakınız artık, deme cesaretini gösteremeyecek miyiz?
Bu ekipler yıllardan beri dar bir kalıp ve çerçeve içerisinde siyaset yürütüp toplumun her kesimini kucaklamamış, hep birilerini ötekileştirmiş; kendine yüce gördüğü bir kesimi yüceltip onun şemsiyesinin gölgesinde muhalefet görevine talim etmiştir.
Lider, toplumun her kesimiyle barışık, herkesi kucaklayan, hoş görü sahibi, ufku ve vizyonu geniş, milletini ve problemlerini en iyi bilen idealist insan olmalıdır.
Az olsun benim olsun mantığıyla hareket edersen muhalefetten ve tabela partisi olmaktan kurtulamazsın.
Bütün bu söylediklerime savunma refleksi ile şöyleydi böyleydi diye cevap verecek olanlar çıkacaktır elbet.
Söylesinler, ona sözüm yok ama olmuyorsa, hala toplumla barışılmıyorsa kimi irticacı, kimi komünist, kimi ateist, kimi tesettürlü, kimi Alevi, kimi Kürt, kimi şucu bucu diyerek hala ötekileştiren bir üslup kullanıyorlarsa, kullanacaklarsa önümüzdeki seçimlerde önümüze düşmesinler lütfen.
Vatandaş olarak bizler önde oturan liderler değil, önde koşturan liderler istiyoruz, bekliyoruz.
Kendilerine emanet edilen koltukları tapulu malları gibi görmemeliler; ya gereğini yapıp iktidar olmak için planlı projeli hazırlanmalı, bunu en uzak köydeki vatandaşlara kadar anlatmalı, ya da gereğini yapmalıdırlar.
Gereğinin ne olduğu bellidir.
Bu milleti üzmenin, dar çerçeveli, kör siyasetin girdabında oylar ve ülkenin geleceği heder etmemelidir.
***
Son sözlerim de yıllarca havasını teneffüs ettiğim eğitim camiasına ve öğrencilerimize…
Bazı okullarımızda öğretmen meslektaşlarımın öğretmen odasında siyaset yaptıkları, bunu öğrencilere kadar hissettirdiklerini sosyal medyadan üzülerek görüp izliyorum.
Duyduğum kadarıyla denetmenler de durumdan vazife çıkarıp asıl siyaset yapılan yerlerde değil de, yapılmayan yerlerde inceleme adı altında terör estirmektedirler.
Tıpkı Nasrettin Hocanın evinde kaybettiği yüzüğü samanlıkta araması misali.
Asıl incelemeler siyasetin yapıldığı yerlerde yapılmalıdır değil mi?
Öğretmen arkadaşımın siyasi düşüncesi olabilir ama bunu öğrencisine kesinlikle yansıtmamalıdır.
Lise öğrencisi olduklarını bildiğim sosyal medyadaki arkadaş diye ifade edilen kişilerin adeta birer siyasi militan gibi klavye başında propaganda yapması, seçim meydanlarında boy göstermesi, geçmişte yaşadığımız çok acı dersler sonucu pek hayra alamet olmasa gerek.
Siyasetçiler, lütfen okullardan, öğretmenlerden ve öğrencilerden uzak durunuz.
Onları militan gibi kullanmayınız.
Yoksa geçmişte yaşananları tekrar yaşar, tarihin tekerrür etmesine vesile olmuş oluruz.
ismetkapusuz@hotmail.com
{ "vars": { "account": "G-2QLCV0JSK8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }