Aslında anne sütünü anlatmak, insan varlığının en temel gıdasına dikkat çekmek için yazıma başlayacaktım. Diyecektim ki siz değerli okurlarıma; anne sütü yararlıdır. Bebek beslenmesinde o minik bedenlerin ihtiyacı olacak tüm besin özdekleri ondadır. Küçük yaramazlar sağlıklı doğup sağlıkla büyümek için anne sütüne muhtaçtır. Her kim bu kadar değerli, sağlam içerikli, temiz, hazır, sıcak besini anne kokusunda, anne özeninde, anne şefkatinde uzak tutar ise, yavrusuna kötülük eder, sonra Allah onu ne eder?. Siz siz olun içinde enerjisi olan, protein miktarı ayarlı, şekeri yerinde, yağ oranı kararında, bu kutsal gıdadan yeni doğanlarınızı mahrum bırakmayın, hayata yeni gözlerini açan miniklerinizi mikroplardan koruyup,onu savunan, ona zeka olan, güç olan, kuvvet olan anne sütünü her istediği zaman kana kana verin diyecektim ki,,,,,,,,,,, bi şey oldu. Telefonuma bir cep mesaj düştü,,,,beni acılara gar etti,,,yaktı, bitirdi, kül eyledi. Mesajda şu yazıyordu; “ Sayın üyemiz. Doç. Dr. Mustafa Karatepe’yi kaybettik. 3.Ağustos saat 12.00 Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlık Binasında cenaze töreni yapılacaktır”
Bunun bir hata, yanlışlık, kötü bir şaka olmasını dilerdim. Evet hocamın kalp ile ilgili sağlık sorunları vardı, bunu biliyordum. Ama üstesinden gelmesini bilmiş, kalan kalp dokusu ile, o güçlü, dağ gibi cüssesini yaşatmayı, ayakta tutmayı başarmış, yaşamla fevkalde barışık, ölüme meydan dayağı çekmiş,hatta madik atmış biriydi. Nasıl olur bu dedim içimden, daha 10 gün önce orta kolidorda karşılaşmış, selamlaşmış, gülüşmüştüm, Allahım yaşam ne kadar kolay bitiveriyor, bugün gördüğümü yarın göremeyebilirim, bir saat önce konuştuğum kişi, bugün soluk almıyor olabilir, bi dakika önce sohbet muhabbet olduğum birisini, ertesi gün cenazesi ile uğurluyor olabilir. İnanmıyor yaaa…Öğrencisi olduğum, doya doya konuştuğum, kapısında her girişimde iyi ki varsın be hocam, sende olmasan bu kapısı örtük hoca zihniyeti ile yıllarca yaşar, üstüne bunun böyle olacağına döve döve inanır, bi günde bi gün insancılığı şöyleeeee içimize çeke çeke, yüreğime sindire sindire koklayamazdım. Adam gibi adam olmayı, kalıbını adamı olmayı hayal sanırdım.
Doktor eşi Melda, biricik kızı Melike sizedir bu sözlerim…. Cenazesinin karşısında gözü yaşlı onlarca insanla bizler ayakta dururken, dekanlıktaki hocalar, rektör hocam, yüzü buz kesmiş, kireç e dönmüş onlarcası ağlamaklı, ne yapacaklarını bilemez halde iken, ana kız ön sırada ani gelen ölümle perişan halde gördüm sizi,,,,Anlıyorum ama sakın sakın üzülmeyin. Hocamın kısa dönem öğrencisi olarak ben sarı gelin “şu dünyadaki hakkımı biricik babanıza, hayat arkadaşınıza, anamın ak sütü gibi kadar temiz, helal ederim. Kafkas cephesinde tifüsle mücadele eden Osmanlı askerlerini hayatta tutmak için çabalayan Anadolu Hekimlerinin can siperane çabalarını ondan öğrendim, hekimliği bu noktalara getiren vatan evlatlarından bi haber olmadan, kendini olmuş, pişmiş bi şey sanıp, aldanmadan yaşamam onun sayesindedir, nerden geldiğini bilip, neler yapabileceği için damarlarında kendi gücünü bulmayı, kısaca adam gibi hekim olmayı o gösterdi bana… Bıraktıkları ve emaneti sizlerle hep yaşayacaktır, değerli hocam. Sevapları ile toprağı bol olsun….