Tasfiye Süreci…
Düşünsenize mayıs ayının başında Türkiye’nin bir ücra yerine gitseniz, kuş uçmaz kervan geçmez, haberler dinlenilmez bir yer, ay sonuna doğru dönüp geldiğinizde gözlerinize kulaklarınıza bil cümle uzuvlarınıza inanma imkânınız yok! En rahat kurultaya gidecek partide işler karışmış, normal şartlarda mutat haber şeklinde geçecek olan CHP kurultayı, kurultaya 15 gün kala; Deniz Baykal istifa etmiş. Ortada bir “kaset skandal”ıdır gidiyor. Hesaplar tamamen değişmiş görünürde, malum skandal üzerine kimse genel başkanlığa aday olamıyor. Zira; “skandal çamuru aday olanın üzerine sıçrayacak” iddiaları ortalık da dolaşıyor. Ankara gazetecileri, “Atatürk gelse bu delegeler Deniz Baykal’ı seçer!” diyor. Görünüşe göre Baykal, kurultaya gitmeden evinden genel başkan seçilecek hava bu. Kemal Kılıçdaroğlu tam 4 kez (yazıyla; tam dört kez) “aday olmayacağım” diyor.
Ertesi sabah kalktığınızda Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olduğunu öğreniyoruz. Gün içinde 77 il başkanı Kılıçdaroğlu’nu desteklediklerini açıklıyor. Bu arada az kalsın unutuyorduk! Deniz Baykal’ın evin önünde 15 kadar genç çadır kurmuşlar, Sayın Baykal’ın dönmesi için “Aydınlık Orucu”na başlamışlar, aydınlık orucunun ikinci günü Deniz Baykal gençlere desteklerinden dolayı teşekkür ediyor. Ama orucu sonlandırmaları istiyor. Bu arada aydınlık orucu tutanlar “buhar”laşıyor!
Deniz Baykal’ı destekleyen medya kaset skandalının ardından haber formatlarını değiştiriyor! Başlıyor belden aşağı vurma hamleleri ardı ardına gelmeye. Sanki “düğme”ye basılmış gibi bir hal var!
Öbür tarafta gözden kaçan/kaçırılan bir başka “şey!” kasetin komplo olduğu yönünde haberler çıkıyor. Bu şekilde mahremiyete müdahale etme tabii ki gayri ahlaki! Ama diğer yandan kasetin içeriği inkâr edilmiyor! Sonra avukat ve Ulusal Kriminal Büro adlı bir şirket kaset içeriklerinin doğru olmadığını açıklıyor. Deniz Baykal ve kasette ismi geçen milletvekilinden bir yalanlama gelmiyor. Bu arada Deniz Baykal kurultayda aday olmayacağını açıklıyor. Savcılara kasetle ilgili, kasette iddia edilen evle ilgili bilgi verilmiyor; bunun yerine iktidar ısrarlı bir şekilde suçlanıyor! Bu sefer internete yukarıdaki basın açıklamasından sonra bir ses kaydı düşüyor. Muhtemelen, Sayın Baykal’ın dönüş yolu tamamen kapanması için!
Kasetin, Ak Partinin, iktidarın komplosu olduğuna dair iddialar merhum Nasrettin Hoca fıkrasını hatırlattı. Hoca; samanlıkta iğne yitirmiş çıkmış dışarıya iğnesini arıyor. Sormuşlar “ne yapıyordun?” diye. Demiş, “iğnemi arıyorum” “nerede kaybettin?” sorusuna, “samanlıkta” cevabını vermiş. “Eh be Hoca” demişler, “samanlıkta kaybolan iğnenin burada ne işi var?” Hoca Merhum, “Samanlık orası hem çok karanlık” demiş. CHP’de kaseti samanlık karanlık olduğu için başka yerde arıyor!
Bir kaset CHP’yi tahmin edemeyeceğimiz bir şekilde bir noktaya getirmiştir. Bu siyaset hayatımızda bir ilk, normal bir değişim olmadığı için de CHP’nin nasıl bir politika izleyeceğini kestirmek zor olsa gerek.
Yaşayacağımız günler bize bu “komplo”nun ne olduğunu gösterecek. İlk günler de aslında bir ipucu verdi. Bakıp göreceğiz devamı nasıl gelecek. Unutulmaması gereken bir şey varsa o da DP ruhu; CHP’nin peşini siyaseten hiç bırakmadı. Siyasi hayatımız doğru tahlil edilirse bu daha iyi anlaşılacağı kanaatindeyim. Sayın Aydın Menderes’in, Sayın Cindoruk ve Demirel için dediği, “yüreklerinin bir tarafı CHP’li kalmış” sözünden sonra bu partilerde halka kendini ifade edecek bir ortam bulamadılar.
Eğer bu kaset olayı da doğru bir mecraya oturtulup sorumluları ortaya çıkmazsa CHP’nin peşini bırakmayacak gibi gözüküyor. En azından şimdilik gözüken bu… Hedef şaşırtmaya başka yerlerde… aramaya gerek yok…