Hizmet hareketi 1970’lerin başında Fethullah Gülen Hocaefendinin İzmir kestane pazarına tayiniyle öğrenci yetiştirme faaliyetleri ve vaazlarıyla başladı denebilir. Risalei Nur hizmetini temel almış olmakla beraber klasik bir nur hizmetinden farklılıklar arz ediyordu. İhtilal ve hapis dönemi sonrası farklılık biraz daha belirginleşti.Hizmet hareketi orta ve yüksek öğrenim gençliğine Fikri desteğin yanındaev, yurt ,burs, hazırlık kursu, kamp gibi fiziki ve maddi desteklerle sahip çıkmaya çalışıyordu. Esnaflar ise vaaz ve sohbetlerle sahabe efendilerimizin fedakarlıklarını dinledikçe işin maddi boyutun karşılamada birbiriye yarışıyorlardı. Bu yoldaki yapılan üstün gayretleri ve fedakârlıkları bir vazife bilip,” Cennet’i bile hizmete aslî gaye yapmama” İslâm’ı yaşamadaki hassasiyetleri ile evler, yurtlar ve okullar açılarak hizmetler katlanıyordu. Hased biraz da buradan kaynaklanıyor.
Aynı dönemde, İslâm’a hizmet etmek isteyen İslâmi hassasiyeti olan başka hizmet gurupları da vardı. İslâm’ı yaşama gayretindeki bu insanlardan bir kısmı sağcı sayılan insanların islami yaşamını yetersiz buluyor. Daha aktif hizmet etme yoları arıyorlardı. Genelde yüksek tahsil sahibi, hizmet ederken maddi bir fedakarlık yapmadan bir hizmet düşlüyorlardı. İranda Humeyni devrimi, Kaddafinin yeşil kitabı, İhvanı müslimin hareketi siyasal islamı benimseyen kesimlerin referans kaynağı ve ütopyası olamaya başladı. Kısa yoldan ve kendinden bir şey vermeden devlet imkanlarıyla topluma yön verme dümenin başına oturma düşüncesiyle partiyle toplumu islamileştirmeyi düşünüyorlardı.Hizmet hareketini kendilerine destek vermeyenleri bundan dolayı suçlamaya başladılar.İslamı siyasal iktidar yapmak isteyenlere tabi olmayanların dini ‘ patetes dini ‘ oldu. Küfür düzeninden yana olma , Amerikancı, İsrail uşağı gibi suçlamalara tâbi tutuyor ve Hizmet dâhil, bütün cemaatlerin kendilerini şartsız desteklemelerini, hattâ kendilerine biat etmelerini istiyorlardı.Ecevitle ortak olup devlet nimetlerinden faydalanmaya başlayınca küfür düzeni bir anda islamileşiverdi !!!!O günlerle bu günlerin farkı pek yok. Devlet kademelerinde yerleşilirken devlet imkanları hem dünyevileştirdi bir yandan da parmakların “tuttukları bal” sebebiyle Kapitalist Müslümanlar gittikçe boy göstermeye başladılar.
Oysa Hizmet, ilk günkü çizgisinde, aynı temel düsturları temelinde, tamamen kendi imkânlarıyla ve kendisi olarak bu defa bütün dünyada yayılıyor ve her tarafta itibar görüyordu. Bulundukları makamda rüşvete yolsuzluğa bulaşmayanlar rahatsızlık vermeye başladılar, Bediuzzaman hazretleri ”devlet hazinesinden beş kuruş alan kimse başkasının da almasını ister ki ta kendi aldığı meşru görülsün” bu söz hükmünü icra ediyor.17 Aralık ta yapılan operasyon ayyukayaya çıkmış bu işin bir nevi mızrağın çuvalı yırtması oldu. Yemeyenlerin ve göz yummayanların varlığı vicdan rahatsızlığı ve nefsanî hazımsızlık meydana getirir oldu. Ve nihayet, Hizmet’ten kurtulmadıkça rahat edemeyecekleri, vicdanlarını susturamayacakları sonucuna vardılar. Halbuki kendinin masum olduğuna inanan insan, suçlama ve iftiralar karşısında niye tehevvüre kapılsınki . Yargıyı ve emniyeti hallaç pamuğu gibi atmaya niye ihtiyaç duysun. Düne kadar methiye düzdükleri insanları bir anda düşman ilan etsin. Ayrıca cemaatlerin kimisini ulufeyle kimisini tehditle ‘ devletleştirme ‘ islami hizmetlerin geleceğine bağımsızlığına vurulmuş en büyük darbedir. Artık kimse yanlış yapılan bir iş karşısında konuşamaz ,tavır koyamaz.Soyutlamalar ve nefret söylemlerinde sıra diğer cemaatlerde. Aykırı ses çıkarmadıkları sürece problem yok.