SIYAM RİB

Abone Ol

“Çalışana ücretini, alın teri kurumadan önce veriniz.” (İbn Mâce, Rühûn, 4)

Başlığı okuyanlar, editörüm dâhil, derin bir nefes alıp yaka ve kol düğmelerini çözüp manşetlerini kıvırdı, dikkatini vererek okumaya başladı. Tersinden okuyun, anlayın ki kafa yorabilelim. Azıcık terleyelim; zira bizler, ilk emri "ikra" olan bir dinin, okumaktan aciz ümmetiyiz.
Herkes kendi fikrine malzeme arıyor. Sakin ol, çayını yudumla, nefes al. Yabancın değilim, kardeşinim. Yahu, yalan değil. Aynı güne uyandık, bayrağı sevip Allah'a dua ettik. Ötesi var mı? O zaman bismillah diyelim. Çünkü boyumuzdan büyük derdimiz var. Derdimiz ne, sorma şimdi. Başlarsam...

İtiraf ediyorum, tarihçi değilim; bu konunun uzmanı hiç değilim. Lakin aynı sofrada ekmek yiyen, benim de bir sözüm var diyenim. Çünkü emekçiyim, işçiyim, çalışanım; kurulan iktisadi düzende evine rızkını götüren, etten ve kemikten bir canlıyım.
Eşek de olabilirim, köpek de olabilirim, inek de olabilirim. Sonuçta onlar da çalışan. Kelamım var; çünkü kendini hak çıkaranlar, benim üzerimden lügat parçalayacak. Şu ana kadar sıkıntı yok değil mi? Olduğunda söyleyin, düzelteyim, tövbe edeyim.

Yarın, bugün veya dün 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı. Hepsi tamam, lakin bayram çalışana değil, çalıştırana. Etrafına bak, iyice bak. İnsanlar çalışıyor, terliyor, hak kaybı yaşıyor. İşverenler işin edebiyatında. Allah Allah, kafam karıştı.
Değerli safdaşım, ekmektaşım; öncelikle tüm gösteri, konser, yürüyüş vb. hepsi şehir dışında olmalı. Trafik, çarşı pazar rahat bırakılmalı. Çünkü evine, işine giden insanlar var. Derdiniz neyse uzakta durun.
Benim derdim EKMEK.
Geçen bayram işe geç kaldım, tutanak yedim.

1 Mayıs, yıllar yıllar evvel Amerika'da yaşanan işçi ayaklanmasıyla, haklarını aramasıyla ortaya çıkmış. Eyvallah, çok güzel. Yapılan gösteri ve yürüyüşlerde amaç İTİRAZ ETMEK. Hak aramak, hakkını korumak. Neden belli kesimlerin gölgesinde, kavga gürültüyle oluyor? Kardeşim, manzaradan rahatsızım.
Ülke şartlarında olması gereken belli. Sosyal haklarını teslim et, gerekeni ver, ezdirme, yücelt. İnsanlar severek çalışsın, işine sahip çıksın. Kazancıyla yüzü gülsün. Hayal kursun, üretim yapabilsin. Fikir üretsin, iş üretsin.

Çalışanın sigortasını yüksek yatır, maaşını kendi alacağın kadar ver. Her yıl sigortasını gir çık yaptırma; zamanı geldiğinde tazminatıyla derdine derman olsun. Yıllık izinlerini düzenli kullandır. İşten çıkacağı zaman izinlerini paraya çevir. Çiftçilerimizin kaderi, tüccarların iki dudağı arasında belli olmasın. Ürünü değer görsün. Bezdirme, yıldırma (mobbing) yapma.
İşine gelince kardeşim, işine gelmeyince ..... deme. Yalancıyı, yardakçıyı, yalakayı iltimas gösterme. EHİL OLANA DEĞER VER. Yemeklerini güzel ikram et. Çalışma şartlarını iyileştir. Başına kaza vs. gelince arkasında dur. Hiç değilse tatlı dilli, güler yüzlü ol. Nerdeee...

Turgay Tanülkü abimizin hatırasında dinlemiştim. Kendisiyle cezaevinde yatan, sonradan zengin olan arkadaşı, yemek esnasında “Şimdi bin kişiye ekmek veriyorum.” demiş. Hâliyle kanına dokunmuş. Çünkü bizim kültürümüzde ekmek, affedersiniz, köpeğe verilir. İnsanla paylaşılır. İnsanlar emeğini vermese, işveren zengin olamaz. Gayretimizin sonucunda Allah'ın verdiğini insanlarla paylaşmak gerek. Doğru ya, bizler müslümandık. Galiba insanız da...

Anacığı, uykudan uyanamayan, rüyasında sendikacılar, işçiler, işverenler dâhil hepsini sayıklayan oğluna çözüm bulamadı.
Küçük oğlu:
– Ana ana, çekilin çekilin, ben ne yapcağımı biliyom, dedi.
Ev halkı sabırsızlıkla ne olacağını bekliyorlardı. Önce mutfağa gitti, su içti. Zıpladı, koşturdu, yatağın başucuna geldi. İçtiği suyun fazlasını abisinin ağzına yüzüne boşalttı. Sonra kıkır kıkır gülerek:
– Uyan abe uyan, burası Türkiye, dedi.
Sinirle yataktan fırlayan torununu dedesi durdu.
– Otur len yerine. Heç duymadın mı? Köpek köpeğe ısırı mı demişle.
Üryanda kılıcını salladıkların sana güler, sona gide cavırınan göbek atala. Çabuk geyin, işe geç kalma, dedi.
Yaşadıkları kabus muydu, gerçek miydi? Buzdolabına baktı, boş; giyindi kuşandı, hâline baktı. Çorap delik, tuman delik, cepte metelik, yaşasın kardeşlik...
Servisle işine giderken yol boyunca İşçi Bayramı için koşuşturanları, bayram yapanları izledi. Ağzında sidik tadı vardı. Gerçek buydu...

Sürç-i lisan ettiysem af ola

{ "vars": { "account": "G-2QLCV0JSK8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }