Zifiri karanlığı yararcasına gelen ışık huzmeleri şafağın sökeceği müjdesini getiriyordu. Tiran ların hüküm sürdüğü dönemlerde, insanlardan sevgi , merhamet duyguları silinmiş, Akif’in ifadesiyle “Dişsiz mi bir kişi O’nu önce kardeşleri yerdi” ifadesinin tablolarının çizildiği, diri diri kız çocuklarının toprağa gömüldüğü, faizin rüşvetin alabildiğine yayıldığı, ben Allah’ım diyen Fravun’ların sedalarının dört tarafı çınlattığı dönemlerdi.
Çölün kızıllığı buhur buhur insanlığın kalp ve fikir dünyasını bitirirken , yeni dünyanın muştuları da sanki, umut ağacı gibi teselli veriyordu bazılarına. Tevrat’ta, Zebur’da, İncil’de Öylesine tarif edilmişti ki, Yahudiler, Gelecek olan O kurtarıcının vasıflarını kendi evlatlarından daha fazla tanıyorlar dört gözle gelmesini bekliyorlardı. Öyle ki; O gelecek Peygambere keşke ben yetişseydim Onun hizmetkarı olurdum diyenler bile vardı.
Bir plandır devam ediyordu kainatta. Sebepler tahtında kurulan bu planların hakimi olan Allah her şeye kadir zaman ve mekan içerisinde istediği sancıları çektiriyor, istediği zamanda doğumu gerçekleştiriyordu. Kimi için mutlu bir doğum olan bu hadise kimileri içinde hüzün döneminin başlangıcı ve yok olup gitmelerinin sebebi oluyordu.
Bizlerse O, sevgililerin en sevgilisinin ifadesiyle Onu annemizden, babamızdan, çocuklarımızdan, malımız dan ve canımızdan daha çok seviyoruz. Çünkü; İnsanı ahseni takvime çıkaran, insan olma şerefine erdiren ve tutup elimizden bizi yaratanla buluşturan Ondan başkası değildi. Kainat Onun yüzü suyu hürmetine yaratıldı. Bütün mevcudat,zerreden küveyrata Onun sayesinde hayat buldu.
Şu basit dünyada insanların hatırladığı mutlu günler vardır. Kimisi evliliğini kutlar, kimisi bir iş sahibi oluşunu, kimisi doğum gününü kutlar.Bizlerse üzerimize doğan O güneşin gelişini bekleriz dört gözle. Hele hele millet olarak Üç kıtada at oynatırken tek hedefimiz ilay-ı kelimetullah olduğu dönemlerde, Onun müjdesine kilitlenmiş ve müyesser olmuş bir milletin nesilleri olarak dört gözle beklememizde ne behis var ki.
Burada tebrik etmemiz gereken bir hizmet kurumu var. “Herkes Onu okuyor” derneği. İki milyonu aşan kişiye Efendimizin hayatını okuttu. Ayrıca tertip ettiği yarışmayla doğum sancısını hatırlayıp herkese hatırlatan Efendimizi gündemimizin başına oturtan derneğe teşekkürü bir borç biliriz. Allah Onlardan razı olsun.Acizane bendeniz de Onu anlatmak için yazdığım bir şiirle, konuyu kapatırken sonsuz selat ve selamlarımı iletiyorum. Allahümme salli ala seyyide Muhammedin ve ala eli seyyidine Muhammed.
EY NEBİM..!
Hira’da aldığın nur, Büyüyen bu ateşin kıvılcımları
Mekke’de kıvılcım oldu Viyana’da durduruldu
Medinede volkan olup Çözüldü düğümle bir bir
Bütün afakı tuttu Çanakkale’de düğümler koptu
Müjdelediğin Sasani kisraları Yeni bir nesille Asım’ın nesli
H.z Ömer’le yerle bir oldu Anadolu’da otağ kurdu
H.z Osmanda toplandı Kur’an Yeniden bir Şehbal açtı şarkta
H.z Ali’de kanun oldu Senaları arşda duyuldu
Selahaddin-i Eyyubi gibi bir yiğit Şarkın yetiştirdiği Bediüzzaman
Küffarın kapısına kale oldu Kuluçkaya yattı yıllarca
Tarık bin Ziyad’ın elinde Sisli,ayazlı,dumanlı bir çağda
Endülüs’e devlet oldu Altın nesli doğurdu
Semerkant’ı Tac edinip Gözyaşları dinmeyen mü’minlerin
Şah’ı Zinde oturdu Muştusu Fethullah oldu
Ahmed’i Yesevi’den alınan Yeniden başladı fetihler
Yeni bir kıvılcımla Zaman ve mekan değiştirerek
Tüm Asya feth olundu. Eskiden kılınçla girilen yerlere
Buhara’da İmam-ı Maturudi Şimdi sessizce akılıyor yüreklere
Semekant’da Buhari Ey,nebim!
Hindistan’da Rabbani oldu. Rahman kabul kılınca bu hizmeti
Bağdat’ı mekan seçip Tekrar devlet olarak dönecek
İmam-ı Hanefi oturdu Nice ülkelere.
Malazgirt kıvılcımıyle Zemin gülecek,arş gülecek
Anadolu’da bir devlet Dağ,taş rikkate gelip
Kostantin’de Fatih oldu Rahmana secde edecek
Kurulacak bel ki geçici bir cennet
Ve bu yiğitler Tevazuiçinde içinde diyecekler ki,
Rabbim geç kaldık,bizi affet,affet…affet..!