Plajlar Halkındır!!!

Merhaba haberdenizli.com okurları. Ben Ahmet Alperen Şahin. 1997 Denizli doğumluyum. Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 2020 yılında tamamladım ve 2021 yılından beri Denizli’de serbest avukatlık yapmaktayım. 2025 yılında İstanbul Gedik Üniversitesi’nde özel hukuk alanında tezli yüksek lisansımı tamamladım. Sizlere karınca kaderince hukuk, sanat, edebiyat ve kültürel konularda yazılarımı sunmaya gayret göstereceğim.

Abone Ol

Yaz, tüm kavuruculuğu ile geldi. Eş, dost çocuklar hadi şöyle bir denize gidelim dediniz. Plaja yaklaştınız, karşınıza dikdörtgen, otoyol tabelalarını andıran bir levha çıktı: “Giriş Ücreti: 500 TL”. “Ah!” dediniz kendi kendinize. Keşke şu denizler, plajlar bedava olsa. Türkiye’de halk plajları dışında, “beach” olarak adlandırılan mekanlarda denize girebilmek için ödeme dayatması yapılıyor. Ödeme dayatması yapılıyor diyorum çünkü hiçbir işletme, denize girmek isteyen birinden para talep edemez. Kişinin denize erişimi, plajlardan yararlanması ücretsiz bir anayasal haktır. Fakat ne yazık ki halkımız da yeterince bu konuda bilgi sahibi olmadığından deniz kenarındaki işletmeler tabiri caizse at koşturuyor. Kaldı ki aksi durum, yani plajları kullanmanın, denize girmenin ücretli olması; kaldırımda yürümenin, dağa tırmanmanın ücretli olması gibi son derece absürt bir şey. Fakat, kimse bizden kaldırımda yürüdüğümüz için veya Honaz Dağı’na tırmandığımız için ücret talep etmiyor şimdilik şükür ki.

Anayasa’mızın “Kıyılardan yararlanma” başlığı taşıyan 43’üncü maddesinde: “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir.” İfadeleri yer almaktadır. Benzer olarak 3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nun 5’inci maddesinde: “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.”Hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun’un 6’ncı maddesi ise şöyledir: “Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.” Tüm bu yasal düzenlemeler, denizlerin kullanımını sınırlandıran her türlü fiziksel engelin kanuna aykırı olduğu ve anayasal hakkımızı ihlal ettiği gerçeğini göstermektedir. Buna rağmen, plajlarda yer alan işletmelerin nasıl kurulabildiği sorusu ise ayrı bir başlık altında incelenmeli ve kamuoyu gündemine taşınmalıdır.

Yine unutulmamalıdır ki şezlong ve şemsiye kiralama gibi hizmetlerin karşılığı olarak ücret talep etmenin hukuki bir engeli bulunmamaktadır. Şezlong ve şemsiye kiralanmadığı sürece, “Ben kiralamak istemiyorum, ben sadece denize gireceğim.” dediğiniz anda karşınızdakine bilinçli bir vatandaş olduğunuzu hissettirerek yaz tatilinizin keyfini çıkarmaya bakmalısınız. Muhtemelen plaj çalışanı benzer tepkilerle daha önce karşılaşmış olduğu için bu tepkinizi kanıksamayacaktır. Karşılaşmamış olmakla birlikte, bazı vatandaşların, plaj çalışanlarının ayak diretmesi sebebiyle jandarma veya polisi olay yerine çağırarak çözüm bulmaya çalıştıklarını duymuştum. Yine de tatilinizin strese ve gerginliğe dönüşmemesi için müzâkere yolunu öncelemek ve ses tonunu yükseltmemek en iyisi olacaktır. Nitekim, sahil kasabalarında gençlerin, hatta çocukların plajlarda çalıştıklarına şâhit oluyorum. Kendi harçlıkları peşinde olan bu çocuklara, sırf anayasal hakkımızı kullanacağız diye sert çıkışmak bir çözüm sağlamayacaktır.

Otel reklamlarında da “özel plajlı” ibaresini gördüğümde bir gülme tutuyor. Kamu yararı gözetilen bir şey nasıl olur da “özel” adı altında lanse edilir insan hayret ediyor doğrusu. Sen kamuya ait bir alana 5-10 tane şezlong koy, benim özel alanım de sonra da bunu özel plaj olarak pazarla. Deniz de tekelinde mi acaba? Balıklar, deniz taşları da senin mülkiyetinde mi? Doğayla bağlantımızı olabildiğinde güçlendirmemiz gerekiyor. Çünkü bir çok sorun doğadan kopuk yaşamamızdan kaynaklanıyor. Şehir hayatında neredeyse her şey bize ücretli olarak sunulduğu için doğanın güzelliklerinin bedava olmasını aklımızda çok oturtamıyoruz. Doğanın verdiği güzel bir şey karşısında neredeyse birkaç yüz lira çıkarmak için cüzdanımızı yoklayacağız. Hâlbuki şairimiz Orhan Veli yıllar önce ne güzel söylemişti:

“Bedava yaşıyoruz, bedava; Hava bedava, bulut bedava; Dere tepe bedava…”

Av. Ahmet Alperen Şahin

av.ahmetalperensahin@gmail.com

0543 813 81 32

{ "vars": { "account": "G-2QLCV0JSK8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }