Yerel seçimler sonuçlandı. Arkasından ne söylenir, ne konuşulursa konuşulsun olaysız nihayetlendi, mutluyum. İpi göğüsleyenler için bundan sonra yeni bir hayat şekillenecek. Heyecan dorukta bir koca yarışın içindeydiler. Partililer, destekçiler, açık taraftar, gizli fanatik, fırsatçılar derken bi dolu insan seçim süresince oradan oraya sürüklenip durdu ya hani onları gördükçe bende kara mizah duyguları uyandı. Önce allı morlu, sarılı, mavili çıngıl çıngıl flamalar asıldı. Sağdan sola her yanı kuşatan bu rengarenk partili küçük bezleri gördüğünüzde sizde neler uyandı?.Vallahi ben, İzmir’in eski dar sokaklarında başımın üstünde nazlı nazlı salınan, rüzgara koyuvermiş esvapların eğlencesinde hissettim kendimi. Faklı -görüş simgeler koro halinde sokağa dökülmüş sanki hep beraber halay çekmekteydi. Tabela dolu afişler, boy boy resimler, söylemler, istemler, fanteziler derken baktım bir acayip panayır alanı oldu tüm sokaklar. “ Bak git oğlum” “ bana gel, gerisini koyuver” “ önce ben sonra onlar” “oylar bana oflar onlara” “hadi gari yetti gari, hadi gari bitir gari” “hey sen nereye böyle, oyun bize dimi, oyun bize” onlarca dile gelmeyen kelime duvarları süsledi. Sadece parti adayları olsa keşke muhtar adayların yarı boy profil resimleri de işin içine girince dedim kendime “sarı kadın karnavala hazır ol”. Dizi dizi seçim arabalarında anonslarının biri gitti, biri geldi. Aaman yarabbi o ne acayip müzik uyarlamaları öyle? Sanırsınız yurdum insanının oy sevdası arşı inletiyor . Boyalı arabalar sabahla bir başlıyor, çastara çastara, cım tıs, cım tıs, şuna oy buna oy, cıstak cıstakla mesaiyi bizimle tamam eyliyorlar. Bendenizde ne kafa kaldı ne beyin. Ne yalan söyleyeyim bir ara seyyar satıcılığa kadar düşen Züğür ağa filminin hayali aklıma geldi. Büyük usta Şener Şen’in megafona üfleyen “domotis,domotis, domotis” diyen mahalleliyi rahatsız etmeyen halini düşündüm. Kırodan bozma Züğürt Ağanın inceliğini aradım ne yalan söyleyeyim.
İşimin yoğun olduğu bir gün, kendi şeridimde yol alırken, aaa bi baktım bir seçim konvoyum içindeyim. Beni de aralarına alıp sürüklediler. Yol boyunca niyetlerini bilmediğim arabalar dolusu erkeğin içinde tek kadın sürücü olarak gittim de gittim. Hem de nereye gittiğimi bilmeden. “Evine hırsız mı girdi? F..S..!, kızın mı kaçırıldı OOO, Oğlun hayırsız mı çıktı OOO,!, babam sana sormadan evi mi sattı? OOO!, cebinde paran mı bitti OOO, evinin suyu mu çekildi OOO!, havanı kirleten mi var?OOO!, bahçene yabancı mı dadandı? OOO!, Uykun mu kaçtı? OOO!, Hanım bozuk mu attı? OOOO!, Kapın geç mi açıldı? OOO!, ayağın taşa mı deydi? OOOO!
Yolumu bulup sıyrıldım aralarından. Sonra Sezen’in “minik serçe” si dilime dolandı. Daha çok kadın adayı hak ediyor bu memleket dedim, mırıldana mırıldana bi baktım, evime vardım.