Essalamu aleykum, evet hepimizin takıntı ve hastalıkları vardır. Bu ne kadar inkar
etsekde değişmez bir gerçek. Bu zamanda maddi konular başta olmak üzere
birbirimizi sattığımız veye arkasından iftira ettiğimiz, dost yada tanıdıklar vardır.
Namaz kılmadan önce mesala bizde bunlardan biriydik, ama bir hastalıkki sorma
gitsin. Dostluğa ama sadece dostluğa önem verdiğim için dost olurdum. Tabiki dürüst
dostluk konusunda hassastım .Ama karşımdaki bu hassaslığı göstermeyince ona
öylesine bir düşman kesilirdimki, çıkar uğruna sattığı zaman artık gözüm sadece
onun beni niçin sattıysa onu o olayla satardım. Bu genelde maddi olarak olurdu.
bazende günah olacak işler olurdu, ama eski bir arkadaşımın dediği gibi bir günahı
öylesine işlemeye azm etmiştimki anlayacağın gözüm dönmüş demişti unutamam.
Hele birde yalan söyledimi tamamdı, çünkü dostluğu satmıştı artık cezasını çekmeliydi.
Evet o an için yaptığım doğru değil ama işte şeytan burada devreye giriyor, ve derki
sen sadık kaldın günahada onu için girdin zararada şimdi ise satma zamanı senin der.
Bir kere şunu itiraf edelimki dostluk bu dünyada sadece ALLAH cc.için olursa iyi, gerisi
boş isterseniz dostluklarınızı veya küs olduklarınızı şöyle bir düşünün, hemen ya para
ya kadın yada başka bir dünyalık meselesi olduğunu idrak ederiz. Takıntı konusuna
gelince kimimiz intikam için, kimimiz günahı küçük görmek için, bazı sebeler üretiriz
halbuki günah ve haramda belli Hz. Ali (ra.) sözü bügün bile hala geçerli o söze bir
bakalım MAZERET İNSANIN KENDİNE SÖYLEDİĞİ EN BÜYÜK BİR YALANDIR......
Asıl meseleye gelince namaz kılan bir insan özü sözü doğru olmalı ve dostu için
yaptığı bir işi onun iyiliği için yapması gerekir,ama mesele şudurki bir dostluk başka
bir niyetle yapılırsa ters işler meydana geliyo çünkü düşünce negatif olunca işler negatif
gelişiyor. Hatadan dönmek fazilettir derler, namazdan sonra ve Kuran mealini de okumaya
devam edince anladımki yaptığım bütün işler sapkınlık derecesinde intikama dönüşmüştü.
Kuranı Kerim' de düşmanlığa ve hıyanete yer verilmemesi gerektiğini bildiren çok ayetler var.
(Meali okuyanlar) bilir ama devamlı okuyanlar bilir. Yoksa İlahiyet mezunu olsan ama kitabını
yaşamazsan ve ona göre hareket etmezsen, günaha ve haramlara bakmaya veya yemeye
devam edersen, artık başına ne gelirse, neden geldi diye düşünme. Şimdi anladımki gerçek
dost bizi günaha veya takıntısına alet eden değil, ALLAH cc. için seven dostmuş. Zaten bu
fani dünyada en çok da kaç sene yaşarızki, demekki dostluk Rab'bimiz için ve iyiliklerde
O'nun için yapılmalıymış, geç anladım ama sonuçta anladım sizde düşünün bakalım bizim
gerçek dostlarımız ALLAH cc. için yapılan, ama samimi dostluklar olmalı. Namaz hakkı ile
kılınırsa Yaratıcı da dostları kendi veriyor zaten isterseniz deneyin....