Meslek Lisesini Bitirdik Mi?

Abone Ol

MESLEK LİSESİNİ BİTİRDİK

“Hocam, firmamıza eleman bulamıyoruz. İyi öğrencilerinizi ne olur bize yönlendirin.” Mesleki eğitim öğretmenleri bu tür isteklerle ayda bir iki defa mutlaka karşılaşıyorlar. Özellikle son 7-8 yılda eleman bulmak amacıyla okulları ziyaret edenlerin sayısı oldukça arttı. Artık firmalar eğitimli çalışan arıyorlar. Çünkü firmalarda vasıfsız elemanların yapabilecekleri pek bir şey yok. Neredeyse tüm cihazlar veya prosedürler eğitimsiz insanlara verilmeyecek kadar değerli.

AB ve MESLEKİ EĞİTİM
Avrupa Birliği’nin 2010 yılı hedefi; dünyanın en dinamik rekabetçi gücünü, bilgi toplumunu ve insan kaynağını oluşturmak (Lizbon 2000 hedefleri). Bunun içinde AR-GE payını %3 ün üstüne çıkarmaya ve mesleki eğitimi daha da geliştirmeye çalışıyorlar. AB25 içinde mesleki eğitim payının genel eğitime oranla %60 ın üstünde olmasına rağmen, Avrupa’nın eğitimdeki önceliği mesleki eğitimi özendirmek ve çekiciliğini arttırmak (CEDEFOP 2006 raporu). Rekabetçi bir ekonominin iki esas dinamiği var: Teknoloji ve insan kaynağı. Üye olmak veya rekabet etmek istediğimiz ülkeler, insan kaynaklarını her yönüyle geliştirmek gerektiğinin çoktan fakına vardılar. AB, birliğe yeni giren ülkelerde mesleki eğitimin AB standartlarına yaklaşması için projeler geliştirtiyor.

TÜRKİYENİN İNSAN KAYNAĞI
İnsan kaynakları etkisinin önemli bir göstergesi ülkenin verimlilik ile ilgili rakamlarıdır. Türkiye de çalışanlar verimli midirler? Rakamlar cevabın hayır olduğunu söylüyor. Çin son 20 yılda verimliliğini 5 kat arttırırken Türkiye adeta yerinde saymaktadır. İşgücü verimliliğini arttıran ülkeler sırasıyla Lüksembourg, İrlanda, G.Kore, Tayland ve Çin olurken işgücü verimliliği azalan ülkeler Arjantin, Peru, Zimbabwe ve Türkiye (TÜSİAD eğitim raporu 2006). 2000 yılı itibariyle Türkiye de işgücünün ortalama eğitim süresi 5,2 yıl. Avrupa ortalaması ise 8,5 yılın üstünde. 75 ten günümüze ülkemizde lise mezunlarının sayısı artmakta iken verimliliğimiz diğer ülkelere göre azalan bir eğilim göstermektedir (TÜSİAD eğitim raporu 2006). Eğitimli insan sayısı artarken verimlilik neden düşmektedir? Başka etkenler de rol almakla beraber cevap aslında çok basit. İş piyasasına girenlerin çoğunun mesleki bir eğitimi yok. Mesleki eğitim almayan kişiyi piyasada yetiştirmek de oldukça zor. Yani sadece genel lise eğitimi almış insanlar işgücü verimliliğini arttıramıyor.
YÖK yayımladığı 2006 raporunda üniversite kapısında yığılan milyonlarca okumuş ama işsiz, ülkemizin geleceği olacak gençlerle ilgili akıllara ziyan bir tespitte bulunuyor. Değiştirmemekte direttiği katsayı uygulamasında ülkemizin uğradığı ve uğrayacağı zararları hiç kabullenmiyor. Suçu iş piyasasına ve MEB’ e atıyor. Şu cümleler YÖK raporundan aynen alınmıştır. “Türk yükseköğretim sistemi üzerinde oluşan demografik baskının temel nedeni, lise mezunlarının herhangi bir yükseköğretim kurumuna giremedikleri takdirde geçimlerini sağlayabilecek bilgi ve beceriden büyük ölçüde yoksun olmalarıdır. Ülkemizdeki işgücü piyasasında, işe yeni girenler için düzenlenen iş eğitimi programları yaygın olmadığı gibi, genel lise mezunlarımızın eğitimleri itibarıyla bu tür programlara hazır olup olmadıkları da tartışma konusudur”

MESLEK LİSESİ DAHA FAZLA
Türkiye’nin gittikçe büyüyen insan kaynakları sorunu vardır. Genç nüfusumuzla övünemeyiz. Zira negatif potansiyeli artı olarak değerlendiremeyiz. Neredeyse cumhuriyet tarihinden beri mesleki eğitimi geliştirmek eğitim bakanlığının gündeminde. Fakat mesleki eğitim gelişmiyor, aksine yok oluyor. Son yirmi yılda mesleki eğitim mezun sayısı 2 kat artarken genel lise (fen+anadolu+süper+düz lise) mezunu sayısı 3 kattan fazla artmıştır. Okul sayılarını incelediğimizde daha enteresan bir sonuçla karşılaşıyoruz. 3439 lise binasında 2 milyon yüz bin öğrenci eğitim görüyorken 4017 adet meslek lisesinde 1 milyon iki yüz bin öğrenci eğitim görmektedir(MEB 2006 istatistik). Yani mesleki eğitimde okul çok öğrenci yok, genel liselerde okul yok öğrenci çok. Özellikle ilçelerdeki ve küçük illerdeki meslek liseleri katsayı değişiminden sonra yarı yarıya boşalmıştır. Genel liselerde ise sınıflar 70 kişiden az değildir. Yani her yıl insan sermayemizi biraz daha kaybediyoruz.
Meslek lisesine olan mevcut talep ise nitelikli bir talep değildir. Aslında Türkiye de mesleki eğitim bir talep değildir. Bir mecburiyettir. “ hiçbir yere giremediyse bari bir meslek lisesine gitsin” anlayışıyla öğrenciler bu okullara geliyorlar. Genel liselerde kontenjanlar aşırı dolunca artan öğrenciler mecburen meslek lisesine yöneliyorlar. İlçelerdeki meslek liselerine devam edenlerin çoğunu lise kaydını kaçırmış köylerden gelen öğrenciler oluşturuyorlar. Biz meslek öğretmenleri de milyon dolarlık laboratuarlarımızda, mecburen gelen öğrencilerimize bir şeyler öğretmeye ve onlarda mesleki eğitim bilinci oluşturmaya çabalıyoruz. Eğitim ve iş imkanları daha iyi olmasına rağmen veliler bu okulları tercih etmiyor.

ZORUNLU EĞİTİMİ TAMAMLAMIŞ ÖĞRENCİYE GENEL EĞİTİMİ Mİ YOKSA MESLEKİ EĞİTİMİ Mİ TAVSİYE EDERSİNİZ?

2005 yılında AB25 içinde yapılan bir araştırmada velilere başlıktaki soru yöneltiliyor. İngiltere, Fransa, Finlandiya, Hollanda gibi gelişmiş ülkelerde yaşayanlar %70 gibi büyük bir çoğunlukla mesleki eğitim derken, Slovakya, Lituanya, Güney Kıbrıs gibi ülkeler de büyük bir çoğunluk genel eğitim diyor. Buna rağmen AB ortalamasının %40 ı mesleki eğitim derken sadece %33 i genel eğitim demektedir. Avrupa Mesleki Eğitim Merkezi’nin (CEDEFOP) yayımladığı 2006 raporunda özellikle birliğe yeni giren ülkelerde mesleki eğitimin çekiciliğinin arttırılması birinci öncelik olarak belirtiliyor. Türkiye de benzer bir araştırma yapılsa çocuğumu mesleki eğitime yönlendiririm diyenlerin oranı %10-%20 civarında kalır kanaatindeyim.

ARA ELEMAN OLMAK İSTER MİSİNİZ?

Türkiye de mesleki eğitimin tabiri caizse bir imaj sorunu var. Bürokrasideki yetkililer, üniversite hocaları, hatta meslek öğretmenleri bile bu imajı besliyorlar. Meslek lisesine ara eleman yetiştiren kurum olarak bakıyorlar. Mesleki eğitimi böyle görürseniz önemini anlayamamışsınız demektir. İş dünyasına baktığınızda meslek eğitimi almış ve başarılı olmuş çok sayıda örnekle karşılaşırsınız. Gerçekte biz ara eleman yetiştirmiyoruz. Mezun olduktan sonra öğrenciler kendilerini geliştirmezlerse ara eleman olarak kalabiliriler. Aynı durum pek çok üniversite mezunu içinde geçerli. Buna rağmen veliler belki üniversiteye girer diyerek çocuklarını genel liselere yönlendiriyorlar. Mesleki eğitimin önemini bilmiyorlar. Halbuki iyi bir mesleki eğitim gören, alanındaki gelişmeleri takip eden, alanındaki eğitimlere katılan ve kendini geliştirip uzmanlaşan herkes toplumda iyi bir statü ve gelir sahibi olabilir. Bazı yaşıtları üniversitede okurken o çalıştığı kurumda eğitimlere katılarak ve tecrübe kazanarak çok daha iyi bir pozisyona gelebilir. Ayrıca üniversite mezunlarının çoğu hayallerini kurdukları işlerde çalışamamaktadırlar. Memuriyete geçenler ve güçlü şirketlerde işe girenler üniversiteden mezun olanların mutlu azınlığını oluşturuyor.

Mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve geliştirilmesi her zaman konuşulan ve sadece konuşulan can sıkıcı bir konu. Bu alanda ne yapılırsa yapılsın ilahi bir müdahale gerçekleşmedikçe hiçbir şey değişmeyecek gibi. Bu sonuçlara katsayı uygulamasından sonra gelinmedi. Bu tarihten önce de mesleki eğitimin imajı iyi değildi. Ama hiç olmazsa sınıflarda 3-5 tane öğretmeni motive eden öğrenci bulunuyordu. Katsayı uygulaması meslek lisesini deviren son balta oldu.

SONUÇ

Toplumun ve hükümetlerin süreksiz ilgisi sonucu bu kurumların nitelik ve nicelikleri eksilmektedir. AB’ye girmek veya paralel gelişmek isteyen ülkemizde mesleki eğitimin iyileştirilmesi için çok acil yapısal ve içeriksel değişiklikler gerekmektedir. Modüler eğitim gibi bazı önemli uygulamalar başlatılmıştır. Bütün bu çalışmaların anlamlı olması için ön şart mesleki okullara olan ilginin artmasıdır. Zira nitelikli talebi olmayan bir eğitim kurumunu geliştirmeye çalışmak üretken ve verimli bir çalışma değildir. Bu gerçek göz ardı edilmektedir.

Mesleki okullara ilginin arttırılması için öncelikle mesleki eğitimin öneminin bürokrasi dahil herkesçe kabul edilmesi gerekir. Maalesef ülkemizde çok az insan mesleki eğitimin önemine inanıyor. İdeoloji, siyaset ve kişisel ihtiraslar tüm problemlerimizin özünü görmemizi engelliyor. Devlet ve Sivil Toplum Kuruluşları el ele vererek toplumdaki ve kendimizdeki mesleki eğitim algısını değiştirmek zorundayız. Meslek liselerini sevmezsek ve sevdirmezsek mesleki eğitim payını %25 lerden %70 lere nasıl çıkartırız?

{ "vars": { "account": "G-2QLCV0JSK8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }