KAYIP GÜNLER

Abone Ol
Bir eğitim- öğretim yılının daha sonuna geldik. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin en büyük sıkıntılarından birincisi yetişmiş insan gücü. Batıya nazaran genç bir nüfusumuz var ,ama eğitimsiz. Diplomalı işsizimiz çok. Birçok alanda kalifiye yetişmiş insan  problemlerimiz olduğu gibi  eğitim alanında milli eğitim okullarında  ve üniversitelerimizde eğitim kalitesi düşük. Belki bu alanda  en büyük problemimiz belirlenmiş bir eğitim politikasından yoksunuz. Ahmet Taşgetiren bir yazısında “bu hükümet 28 şubatın yaralarını sarmak vadiyle iktidara gelmişti. Çünkü o dönemde en büyük tahribat eğitim alanında olmuştu(İmam- hatipleri kapatmak için ) Ne var ki on  yılda dört bakan değişti. Her gelen bir öncekinin yaptığını yıktı. Yerine  herkes kendi kafasındakini uygulamaya çalıştı. Yaz-boz tahtası gibi “mealinde bir özeleştiri yapıyordu. Gerçi o dönem Bugün gazetesinde yazıyordu . Şimdi belki aynı düşüncede olmayabilir.

28 şubat döneminde Mesut Yılmaz imam Hatipleri kapatmak için özelde bütün meslek liselerini genelde ise orta öğrenimi felç ettiler. Onlar için eğitimin temeli sarsılmış önemli değildi. Yeter ki imam hatiplerin önü kesilsin. Şimdi ise tersi bir garabet yaşıyoruz. Yeterli alt yapı oluşturmadan bol miktarda açılan imam hatiplerle ham softa, slogancı dindar gençlik yetişme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Düşük puanla girilebilen , hiçbir okula girememiş çocukların okuduğu bir okul. Aileler ise çocuğumuzu nasıl olsa dinini öğrenecek bir okula verdik rehavetinde. Öte yandan kendisi öğrencisine islami bir örnek olma kaygısı yaşamayan öğretmenler. (Bir müdürümüzün tasnifiyle bir kısmı arıcı, bir kısmı …….) İslami geleceğimiz  çocuklarımız  böyle bir çıkmaza sarmalında.

Ülkemizde  Milli eğitim  en sorunlu  alanlardan biri . Okullarımız gerek fizikî yönden gerekse nitelik bakımından bir çok eksiği  var. Öğretmenleri yetiştiren üniversitelerde kaliteli eğitimci yetişmiyor. Bir planlama yok. İşsiz atanmamış psikolojisi bozulmuş, geleceğe ümitle bakmayan insanlar nasıl eğitimcilik yapabilir. Sözleşmeliler ayrı bir dert küpü. Maddi sıkıntıyla boğuşan insandan verim alınabilir mi? .Saygı, sevgi desen anlatılan olumsuzlukları duydukça insan büsbütün ümidini yitirmemesi işten bile değil. Eğitim kurumlarında  sadece bilgi, beceri öğretilmiyor; aynı zamanda topluma faydalı bireyler yetiştiriliyor. Okullarımız ailenin bazı veremediği değerleri öğrencilere kazandırması gerekiyor. Anne-babalar evlatlarını eğitim yuvalarına gönül huzuru içinde teslim etmesi gerekiyor. Okula emanet edilen  bu gençlerin  eğitim yuvalarında zararlı alışkanlıklardan koruması gerekiyor..

Dini ve ahlaki vasıflarla mücehhez bir nesli herkes ister. Yarınımızı emanet edeceğimiz temsilcilerin maddi vücudları gelişirken vicdanen ve ahlaken de gelişmeleri gerekiyor. Alnı secdeli, dili dualı, kalp ve kafa bütünlüğüne ermiş , ilimle donanmış, ahlakla bezenmiş bir nesille geleceğe ümitle bakabiliriz. Bunun için stk lar, cemaatler bu konu dertli olanlar her şeyi devletten beklememeliler. Eğitim yaşındaki gençlerimizde sigara , içki ve uyuşturucu kullanma oranı hızla yükseliyor. Maalesef  okul çevrelerinde bunların satışı rahatlıkla yapılıyor. Piyango, Toto, iddia ve benzeri   kumara  alıştırma vasıtalarının bazıları ise hala devlet eliyle işletiliyor. Ahlaki dejenerasyonu  ise yazarak zihninizi bulandırmak ve ümidinizi kırmak istemem. Bu manzaralar üniversite gençliği açsından ise dejenerasyon katsayısı kaç katıdır tahmini zor. Kızlı erkekli birlikte kalınan evler zihninizi uyarmaya yeter.

Evet şimdi bütün bu problemleri kendine dert edinmiş insanlar; açtığı kurumlarla  bir kısmını saydığımız dertlere derman olmaya, genç neslin elinden tutup ona sahip çıkmaya çalışırken “Çocuklarınızı bunları okullarına göndermeyin, yurtlarından öğrencilerinizi alın “demek ve bu karalama kampanyasına razı olmak nasıl bir anlayıştır. Bu düşmanlığı  anlamak gerçekten zor. Diyarbakırda analar ağlarken, devletin yolları PKK nın geçiş iznine tabi ve oradaki insanımız insaflarına terk edilmişken, bir sürü şer şebekesi dimdik dururken ve her tür tahribatına  Türkiyede ve dünyada  marka olmuş eğitim kurumlarını karalamak nasıl bir dindarlık , nasıl bir vatanseverliktir anlamak güç. Hak, hukuk ve kural tanımayan bu tavır ne milli eğitimin, ne ekonominin ne başka bir problemi çözüme kavuşturamaz. Atalarımız “zulm ile abad olanın ahiri berbad olur “demişler. Bizde” Evet Allah ne güzel bir vekildir “diyerek hükmü ona bırakalım..

{ "vars": { "account": "G-2QLCV0JSK8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }