İş güvenliği kavramı işletmelerde yapılmakta olan işin güvenli bir şekilde yürütülmesini temin ederken çalışanların da can güvenliği ve sağlıklarının da temin edilmesini gerekli gören bir kavramdır. İşletmelerde iş güvenliği konusunda kanunen işletmeye düşen ödevler olduğu gibi devlete de düşen vazifeler vardır.
İş güvenliği sağlanmasının maliyetleri eldiven, başlık gibi koruyucu malzemelerden başlar, havalandırma ve aydınlatma sistemlerinin kurulması ve sağlıklı çalıştırılması; hastalık esnasında daha uzun süreli izin kullanılması, montaj hattının yavaşlatılmasına kadar pek çok konuyu kapsamaktadır. Ve tabidir ki tüm bunlar işletmeler için ek maliyet unsurlarıdır
İş güvenliği için yapılacak her çalışma işverene ek maliyet getireceğinden dolayı, işverenler tarafından ilgili yatırımın üretim maliyetlerine etkisi araştırılacaktır. Bazı işletmeler konuya maliyet açısından yaklaşabilirler. Kısır bir bakış açısının yansıması olan bu görüşün asla kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Ayrıca güvenlik önlemlerin tam alındığı ve verimli olarak çalışmasının temin edildiği işletmelere olan talep artacağı için, o işletmenin işçi maliyetleri ve işçi bulma sıkıntılarında gözle görülür azalmalar yaşanır ki, bu durum herkesin yararına olan bir olgudur.
Bunun sağlanması ve takibinin yapılarak denetlemeler ile sürekliliğinin temin edilmesi devlete düşen vazifeler arasındadır.
Burada akla gelen bazı sorular vardır.
1-İşveren iş güvenliği ile ilgili yatırımın ne kadar olacağına nasıl karar verir?
2-Bu yatırım yeterli midir?
3-Yeterliliğini kim, nasıl ölçecek ve denetleyecektir?
Bu ve benzeri pek çok soru sorulabilir. Tüm bu sorular ve cevapları için aslında ülkemiz de yeterli kanun ve mevzuat mevcuttur. Önemli olan yürütmeyle alakalı sıkıntıların giderilmesi, işlemlerin takibatının ciddiyetle yapılmasının sağlanmasıdır.
İşletmeler iş güvenliği konusunda kendi içlerinden elemanlara görev tanzim ederek bazı işleri gördürebilecekleri gibi, dışarıdan gelen iş güvenliği konusunda uzman kişilerden de yardım alabilmektedirler. Kanunen sağlanan bu kolaylıklar uygulamada bazen gevşekliklere sebep olabilirken denetlemeler ile bu arızalar telafi edilebilmektedir. Burada önemli olan bu işin ciddiye alınarak kaza veya felaket gelmeden tedbir alınmasının temin edilmesidir. Bilindiği gibi kaza geliyorum demez diye bir tabir olsa da, aslında tedbirin olmadığı her yer ve her zaman dilimi içinde kaza olması mukadderdir. Çünkü insanın olduğu her yerde ihmal ve kusur bulunabilir. Şu da bir gerçektir ki hatasız kul olmaz ve insan unutkanlık ile, hatası ile vardır. Bu noktada bize düşen hatayı görmemek veya yok saymak değil en aza indirmek, asgari seviyelerde tutmak, hatta yok edebilmektir. Şu an Soma için şirket yönetiminden başlayarak bürokratik kademelere kadar her alanda varsa eksiklikler ve ihmaller araştırılmalı ve sorgulanmalıdır. Zira işletmelerin denetiminden devlet kademesi sorumlu olduğuna göre denetlemeler de eksiklik olup olmadığı gibi konularında üzerine gidilerek, bu konuda bir daha ihmale sebep olunmaması için tedbir alınmalıdır. SGK müfettişlerinden tutunda iş güvenlik uzmanlarına kadar denetlemelerin hangi şartlar altında yapılmaya çalışıldığı gözden geçirilmelidir. Basit bir örnek verelim; iş güvenliği için denetime gidenlere verilen yol ve otel ücretlerinin 78 TL gibi düşük bir rakama tekabül etmesi, maden ocağı gibi dağ başında ücra bir yere denetime gidecek olanların denetleyeceği işletmelerden araç rica etmelerine sebep olmakta ve bu durumda denetim elemanının bağımsızlığını ve serbestliğini kısıtlayabilmektedir. Çoğu kez de denetleme sırasında tutulan zabıtların ve yapılan tavsiyelerin çalışanlar tarafından göz ardı edilerek bize bir şey olmaz tarzı bir yaklaşım ile boşlanması da tehlikelere davetiye çıkarmak anlamına gelmektedir. Hem denetlemeden kaynaklanan, hem işletmeden kaynaklanan, hem de çalışanlar tarafından göz ardı edilerek dikkate alınmayan bazı durumlar neticesi istenmeyen olaylar meydana gelebilmektedir. Tüm bu ihtimalleri göz önüne alarak iş güvenliğinin işçi güvenliği ön planda olacak şekilde ele alınması ve mevzuatın düzgün ve tutarlı uygulanması için çaba sarf edilmesi gerekmektedir.
Şu an meclis araştırması gibi herhangi bir yaptırımı olmayan araştırmalarla konunun özünden uzaklaşılabileceğini düşünüyorum. Zira yaptırımı olmayan bir çalışma iş hayatının tanzimine hiçbir katkı yapmayacaktır. Hâlbuki meclis araştırmaları ciddi ve geniş kapsamlı yapıldığı için, ne kadar gerekli olduğu fark edilen çalışmalardır. Fakat maalesef meclis araştırma komisyonlarının hukuken hiçbir yaptırım gücü yoktur.
Konunu özünden sapmadan denetimlerin ciddiye alınarak yapılması ve denetçilerin özlük haklarının sağlanması pek çok konuyu halledecektir. Son söz olarak, Soma’da yaşamını kaybeden işçi kardeşlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine de sabrı cemil niyaz ediyorum.
Milletimizin başı sağ olsun.