Sinsice İsrail’in arkasına saklanıp yapılan zulme kılıf arayan, İsrail’in elinin kanını gizlemek için eline eldiven giydiren bu zihniyetin İsrail’den de fecaat olduğunu görmek gerekiyor. İsrail, zalim yüzünü gizlemeye çalışsa da, destekçileri olsa da kendi zulmüyle boğulup gitmesini engelleyemeyecek!
Daha dün İran’ın elindeki uranyum için yeri göğü inletenler, İsrail’in elindeki nükleer silahlar için laf etmedikleri gibi, sözde ettirmiyor. İnsanlığı tehdit adına İran mı tehlikedir, İsrail mi? İsrail zorda kalsa gözünü kırpmadan elindeki kimyasal silahları kullanmıyor mu? Nükleer silahları kullanmaz mı?
Japonya’ya ikinci dünya savaşında iki şehrine atom bombası atan ABD’nin adalet anlayışıyla kurulan bir dünyada zaten başka türlüsü beklenemez. ABD ile İsrail arasındaki ilişkiler açısından bakıldığında kimin kimi kullandığı pek belli olmuyor. 1967 yılında İsrail’in ABD gemilerine saldırması ve 34 askerini öldürmesinin ardından ABD’nin savunma bakanının emriyle İsrail’e karşılık vermemesi İsrail’i bir adım öne geçirse de ilişkileri tam bilemiyoruz!
Sadece yurt dışında değil yurtiçinde de dünyadakine benzer İsrail destekçisi görüşlere, konuşmalara sahip oluyoruz bir farkla ki, “ama”lı girişten sonra. Şehit haberleriyle Gazze’yi kıyaslamanın hiçbir temel mantığı yok. Eleştiri varsa direk yapılmalı. Her iki hadise arasında nasıl benzerlik kuruluyor anlamak mümkün değil. Gazze’ye insani yardım götürenlerin “dindar” kimlikli insanlar değil de, farklı kimlikte insanlar olsaydı. Acaba basınımız yayınlarımız nasıl olurdu, ne tür tepkiler olurdu. Fok balıkları kadar da mı değeri yok, Gazzelilerin! Sanayi atıkları yüzünden doğal felaketlere karşı verilen yine sanayileşmiş ülkelerin vatandaşlarının tepkilerini yere göğe koyamayanlar şimdi neden rahatsız oldular. O tepkileri hafife alma değil amaç insandan daha değerlisi olabilir mi yapılan yardımların?
Yıllardır devam eden terör belasıyla bu yardım girişimini kıyaslamanın ne manası var? Bir yanlış varsa eleştirilmeli, sapla samanı bir birine katarak kafa karıştırarak ancak amaç saptırılabilir!
Yapılan bu yardıma bu kadar üzülen(!) “içimizdekiler”i anlamak aslında mümkün eski dünyayı özlüyorlar değişen dünyayı bir türlü istedikleri gibi yönlendiremiyorlar. Son kozlarını oynasalar da bu durum değişmiyor. Değiştiremedikleri dünyaya uyum sağlama çabaları da şimdilik gözükmüyor.
Üzerinden ölü toprağını atan bu “milli ruh” yanlışlar yapsa da ortaya koyduğu samimiyetle yine kazançlı çıkmasını sağlıyor. Alışamadıkları bu “yeni durum” ise en sağlam planlarını bile boşa çıkartıyor. İsrail ve gizli İsrail, Allah’ın izniyle yakın bir gelecekte yenidünyada sıradan bir devlet olmanın ötesine gidemeyecekler!
“İslamcı” dedikleri bu değişimin temeli dini ağırlıklı insanlar olsa da aslında bu değişimin temeli insani. Tıpkı yardım gemisinde 33 ülke insanın olması gibi. Türkiye’nin veya dindar insanların sayısının fazla olması bu değişimin ana talebini değiştirmiyor! Yahudiler de dâhil, dünya daha huzurlu barışçıl bir dünya istiyor. Savaş istemiyor, bununda ancak yeni, kürsel değişlikle olacağına inanıyor. Kan, gözyaşı ve zulümle ne kadar abat olunabilir ki?!
Değişim çok hızlı yaşanıyor, insan ömrü kısa dünya tarihi ise, insan ömrüyle kıyaslanamayacak kadar eski. Değişimi insan ömrüyle değil kendi cinsiyle, dünya tarihiyle kıyaslayarak bakarsak, kurulu düzen iki asrı anca gördü!