Verimlilik bir işletme için olduğu kadar ülke için de önem arz eden bir konu.. Önemli olan bir konu da verimli olmak için istekli olmak ve bu konuda gayret gösterip çalışmaktır. İşletmelerde yapılanların devlet tarafından destekleniyor olması işletme için itici bir güç olduğu kadar makro planda ülke kalkınmasına ve gelişmişliğine artısı olacağı yadsınamaz. Bu konuda ülkemizde KOSGEB, TÜBİTAK gibi kuruluşların destekleri gözle görülür faydalar sağlamaktadır. İşletmelerimizin bu destekleri ne oranda kullanabildiğini, kullansa bile ne oranda faydalanabildiğini ölçmek gerektiğini hep düşünmekteydim. Bu aya ait Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yayınladığı Kalkınmada Anahtar Verimlilik adlı derginin Ağustos sayısında bu konu ile ilgili akademik bir çalışmayı yayınladığını gördüm.
Dr Rasim Akpınar/ Bilim, Sanayi ve Teknoloji İzmir İl Müdürü ve Enver ÇAKIN / KOBİ Uzmanı (KOSGEB İzmir Kuzey Hizmet Müdürlüğü) imzalı makalede; KOSGEB ve TÜBİTAK desteklerinden il bazında faydalanma etkinlik oranları çıkarılmış ve ilginç bulgulara ulaşılmış.
Önce belli bazı kıstaslar tespit edilerek araştırmanın daha bir anlamlı ve beklentilere cevap verir hale gelmesi sağlanmış. Bunun için her iki kurumun desteklediği iller baz alınmış. Çünkü bazı illerimizde KOSGEB desteği varken bazı illere TÜBİTAK destek vermiş. Çalışmanın kıyaslanabilir olması adına her iki desteğe de kavuşmak imkânına sahip olan iller ele alınmış ve bu illerimiz bölgelere ayrılarak tasniflenmiş. Biz bölgemiz adına ve özellikle de Denizli’ye bakalım. Sözü araştırmacılar bırakalım; ‘Ege Bölgesi illerinin KOSGEB destek programlarında etkinliğini değerlendirdiğimizde; Denizli ve İzmir’in etkinlik düzeyinin oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Afyon, Aydın ve Muğla illerinin ise potansiyeli nispetinde KOSGEB kredilerinden yüksek düzeyde yararlanamadığı görülmektedir. Ege Bölgesinde TÜBİTAK destek programlarında etkinliği değerlendirdiğimizde; Manisa ilinin yüksek performansı dikkat çekmektedir. (Tablo)’
Ege Bölgesi TÜBİTAK KOSGEB
İller Etkinlik Düzeyi Etkinlik Düzeyi
1 AFYONKARAHİSAR 8,94 % 27,06%
2 AYDIN 18,81 % 40.43%
3 DENİZLİ 29,12 % 232,19%
4 İZMİR 74,94 % 190,94%
5 KÜTAHYA 22,53 % 79,48%
6 MANİSA 557,96 % 84,10%
7 MUĞLA 18,34 % 57,74%
8 UŞAK 7,98 % 81,65%
Tabloda yer alan yüzdelik oranları ile ilgili şu bilgileri de paylaşmakta yarar vardır. Yine araştırmacıların diliyle anlatalım;’Bu süreçte, bazı birimler % 100 etkinliğe ulaşmakta ve “göreceli etkin birimler” olarak nitelendirilmektedirler. Diğer taraftan, etkinlik oranları % 100’ün altında olan birimler ise etkin sayılmamaktadır’ Yani 100% lük bir oranın altı verimlilik ve etkinlik açısından olumsuz olarak değerlendirilmektedir. Burada bahsi geçen yüzde oranları alınan desteklerin ne etkinlikte kullanıldığını gösteren rakamlardır.
Evet, tablodan da görüleceği üzere ilimiz KOSGEB desteklerinden etkin bir şekilde faydalanmaktadır. Bu noktada bölgemiz illeri içinde en iyi çalışan işletmelerin bizim ilimizde bulunduğu görülmektedir. Fakat TÜBİTAK desteklerinden etkin olarak neden yararlanamadığımız araştırılması ve irdelenmesi gereken bir konudur. Zira TÜBİTAK destekleri işin daha bir bilimsel olanına yani AR-GE ve inovasyona bakan yönüne verildiğini düşünürsek bu konuda eksiklerimiz olduğu sonucunu çıkarmamız mı gerekir diye düşünüyorum. Eğer böyle ise ilimizde üniversite-sanayi işbirliği konusunda kat etmemiz gereken daha çok yol olduğu söylenebilir.
Son bir not olarak da şunu kaydetmek isterim. Ülkenin kalkınması için yerel ve bölgesel kalkınmaya öncelik verilerek planlamalar yapılmalıdır. Benim daha önceki yazılarımdan birinde bahsettiğim üzere cari açık, kalkınma ve gelişmişlik ülke çapında bir sorun olsa da yerel manada ele alınmalı demiştim. Kalkınma planlamalarda yerel verilerin göz önüne alınması gerektiğini araştırmacıların da ifade ettiği bir konu..
‘Kalkınma Bakanlığı verilerine göre 2012 yılı itibarıyla Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı % 0,86 iken, 27 ortaklı AB’de bu oran ortalama % 2,01 olarak tahmin edilmektedir. Dünyada ekonomik ve sosyal ilişkilerin çapının ve hızının artması ve dahası teknolojik gelişmeler neticesinde günümüzde ülkelerin rekabet edebilirliği sürekli öğrenme, bilgi birikimi ve yenilik üretme kapasitesine bağlı hale gelmiştir. Bu meyanda kalkınma tartışmaları ulusal
ölçekten bölge-yerel ölçeğine taşınmış; hem ulusal hem de küresel sistemin bir
parçası olarak bölgeler-kentler kalkınmanın yeni birimleri/özneleri haline
gelmiştir. Dolayısıyla kalkınma politikaları bölgesel/yerel ölçekte ele alınmaya
başlamıştır’
Bu yazıda kullanılan alıntılar Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yayınladığı Kalkınmada Anahtar Verimlilik adlı derginin Ağustos 2014 sayısında yayınlanan Veri Zarflama Analizi İle İllerin Bölgelerinde TÜBİTAK ve KOSGEB Projelerindeki Etkinliğinin Ölçülmesi (Dr. Rasim AKPINAR - Enver ÇAKIN) adlı makaledendir.