Denizli’nin köklü bağcılık merkezlerinden Çal, ilk kez kendi yerel üzümü Çal Karası’na adanan kapsamlı bir sempozyuma ev sahipliği yaptı. Akademisyenleri, bağcıları, önologları, turizm profesyonellerini, sektör temsilcilerini, yerel halkı ve basın mensuplarını bir araya getiren Çal Karası Sempozyumu, bölgenin bağcılık hafızasını ve gelecek potansiyelini görünür kılan önemli bir buluşma oldu. Sempozyumda öne çıkan temel mesajlardan biri, Çal Karası’nın yalnızca yerel bir üzüm çeşidi olarak değil, Çal’ın marka kimliğini taşıyan güçlü bir sembol olarak değerlendirilmesi gerektiğiydi. Bölgenin yüksek rakımı, canlı asiditeyi destekleyen iklim yapısı, köklü bağcılık geleneği ve üreticilerin iş birliği kültürü, Çal’ın önoturizm açısından taşıdığı potansiyeli daha görünür kıldı.
Sunumunu Vino-Marketing ve Önoturizm Danışmanı, Çal Bağ Yolu Marketing Koordinatörü Seray Kocaemre’nin, yönetimini Kuzubağ’ın kurucularından Aslı Kuzu’nun gerçekleştirdiği sempozyuma alan sınırından ötürü yaklaşık 130 kişi alındı, önceden kayıt yaptırmayan Çal Karası meraklıları kapıda kuyruk oluşturdu. Çal Gençlik Merkezi’ndeki salon gün boyunca dolu kalırken, katılımcılar Çal Karası’nın geçmişten bugüne uzanan hikâyesini konunun uzmanlarından dinleme fırsatı buldu.
Üzümün kadim yolculuğu Çal’dan okundu
Sempozyumun ilk oturumu, Çal’daki bağcılığın tarihi yolculuğuna ayrıldı. Prof. Dr. Celal Şimşek moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda; Prof. Dr. Erim Konakçı, Prof. Dr. Fulya Dedeoğlu ve Doç. Dr. Ahmet Uhri, üzümün bu coğrafyadaki kadim izlerini arkeoloji, kültür tarihi, gıda ve bağcılık perspektiflerinden ele aldı. Aşağıseyit Höyük’te bulunan 3.500 yıllık üzüm çekirdekleri, Ekşi Höyük’ün bölgenin erken tarım topluluklarına ışık tutan keşifleri ve Çal’ın Ortaköy Mahallesi’nde yer alan, henüz kazı çalışmalarına başlanmamış Dionysos’un şehri Dionysopolis, oturumun dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı.
İkinci oturumda Çal Karası, bağcının gözünden değerlendirildi. Prof. Dr. Ahmet Altındişli moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; Doç. Dr. Burçak İşçi, Çal’ın köklü bağcılarından Ömer Ayhancı, Dr. Öğr. Üyesi Aysel Yeşilyurt Er ve Huriye Özener, Çal Karası’nın bağdaki durumunu, yaşlı bağların korunmasını, sürdürülebilir bağcılığı, üreticinin karşılaştığı tehditleri ve fırsatları ele aldı. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte değişen üretim şartlarına karşı Çal Karası’nın dayanıklılığı, yaşlı bağların ve geleneksel goblet terbiye sisteminin önemi, köylünün katma değerli üretimdeki rolü, klon seleksiyonu çalışmaları ve coğrafi işaret süreçlerinin bölge için oluşturabileceği değer panelin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
Üçüncü oturumda Çal Karası’nın önolojik potansiyeli masaya yatırıldı. Prof. Dr. Turgut Cabaroğlu moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; danışman önologlar Semril Zorlu, Işık Gülçubuk, Emre Ademoğlu ve Ar. Gör. Abdullah Özonur, Çal Karası’nı üretim teknikleri, stil çeşitliliği, fenolik özellikleri ve geliştirme alanları açısından değerlendirdi. Oturumda; Çal Karası’nın farklı üretim metodlarıyla ortaya koyduğu karakterler ve teknik özellikler ilk defa sistematik bir şekilde ortaya kondu. Ayrıca; Çal Karası’nın yüksek doğal asiditesi ve aromatik esnekliği sayesinde farklı stillere uyarlanabilen çok yönlü bir çeşit olduğu vurgulandı. Panelde Çal Karası’nın renk ve fenolik yapısı, antosiyanin kapasitesi, yıllanma sürecindeki renk evrimi ve zarif yapısının teknik üretim yaklaşımlarıyla nasıl desteklenebileceği değerlendirildi.
Sempozyumun dördüncü ve son oturumunda ise Çal Karası’nın bölgeye katkıları konuşuldu. Prof. Dr. Hakan Karaca moderatörlüğündeki panelde; Çal Bağ Yolu’nun kurucu üyeleri Asım Altıntaş, Salih Kuzu, Hürriyet Yılmaz, Halil Kuzu Çal Karası’nı yalnızca bir üzüm çeşidi olarak değil; Çal Bağ Yolu, turizm, şehir markalaşması ve bölgesel kalkınma ekseninde değerlendirdi. Oturumda Çal Karası’nın bölgenin önoturizm potansiyeline katkısı global örneklerle karşılaştırmalı olarak ele alınırken, üzümün gelecekte oluşturabileceği ekonomik, kültürel ve turistik değer vurgulandı.
Sempozyumun kapanış bölümünde, Çal Bağ Yolu’nun bölge için oluşturduğu etki de paylaşıldı. Çal’ın köyleriyle birlikte yaklaşık 18 bin kişilik nüfusuna karşılık, Çal Bağ Yolu’nun kurulduğu günden bu yana bölgeye 70 binden fazla ziyaretçi çektiği; ekseriyanın kadın olmak üzere yaklaşık 4 bin kişinin hayatına dokunduğu belirtildi. Avrupa Konseyi Kültür Rotaları’ndan Iter Vitis üyeliği ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın tanıtım rotalarında yer almasıyla Çal Bağ Yolu’nun bölgenin ulusal ve uluslararası görünürlüğüne katkı sağladığı vurgulandı.
Çal Bağ Yolu deneyimi katılımcılarla buluştu
Gün boyu süren sempozyum kapsamında katılımcılara öğle yemeğinde yerel lezzetleri ikram edildi. Sempozyumun ardından Kuzubağ’da Türkiye’nin farklı üreticilerinden gelen Çal Karası örnekleri katılımcılarla buluştu.
Sempozyum kapsamında basın mensupları, davetliler ve konuşmacılar için özel bir Çal Bağ Yolu deneyimi düzenlendi. Program kapsamında ilk olarak Küp’te, 1960’larda inşa edilen ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin örnek şaraphanelerinden biri olan tarihi üretim alanı ziyaret edildi. Ardından kazı başkanı Prof. Dr. Erim Konakçı eşliğinde Aşağıseyit Höyük kazı alanı gezildi. Binlerce yıla yayılan yerleşim katmanları ve bölgede yaşamış toplulukların hikâyeleri katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi.
Programın devamında Ekşi Höyük Kazı Evi ziyaret edildi. Kazı başkanı Prof. Dr. Fulya Dedeoğlu, bölgede gelişmiş Neolitik toplum yapısına ilişkin detaylı bir sunum gerçekleştirdi. Çal Bağ Yolu, ilk kez düzenlenen Çal Karası Sempozyumu ile Çal Karası üzümünü akademi, sektör profesyonelleri, üreticiler, turizmciler ve yerel halkla birlikte ele alarak bölge adına önemli bir buluşmaya imza attı. Sempozyumda ortaya çıkan ortak değerlendirmeler, Çal Karası’nın yalnızca korunması gereken yerel bir üzüm değil; bilimsel araştırmalar, katma değerli üretim, kültürel miras, gastronomi ve önoturizm eksenlerinde geleceğe taşınabilecek güçlü bir bölgesel değer olduğunu gösterdi.
Çal Bağ Yolu, önümüzdeki yıllarda da Çal Karası üzerine yapılan çalışmaları sürdürmeyi, akademi, sektör profesyonelleri ve yerel halkı bir araya getirmeyi, yeni araştırmaları desteklemeyi ve bölgenin bağcılık mirasını daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefliyor.