Bunun adı düğün ağlamakta hakkımız sevinmekte

Abone Ol

Yaz mevsimi geldi kapımıza dayandı. Herkesin bir telaşı var bugünlerde kimisi Türkiye'ye gitmek için son hazırlıklarını yaparken, kimisi ise nişan, düğün ve sünnet törenleri için çoktan hazırlıklarını tamamladı bile. Davetiyeler eşe dosta dağıtılarak günler verildi. Bir arkadaşımızın düğünü için daha önce oturduğumuz şehirdeyiz.



Tanıdıklarla yeniden görüşmek, selamlaşmak hal hatır sormak güzel. Gelişimizin sebebi kına gecesi ve düğün. Hemen konuya başlayayım bir arkadaşımızın düğünü için bir araya geldik. Almanya'da devam ediyor Türkiye'de olduğu gibi düğün merasimleri. Kına Gecesi'nin ardından geliniyor en hüzünlü güne. Gelin çıkarmak. Günler öncesi yapılan hazırlıklar da sona gelmiş artık. Düdük seslerini bozuyor sokağın sessizliğini. Anlıyoruz ki damat tarafı gelmiş. Bu arada biz tabiy ki gelin tarafındanız.



Eee denemişler mi kız evi naz evi diye. Aslına fazla nazlanacak bir olaylarda olmuyor artık günümüzde işler çok çabuk bitiyor.  Gelin hanım vedalaşmaya başlamış bile çoktan. Son resimler çekiliyor gelinlikle eş dost, akraba ile. Sonra başlıyor göz yaşları. Tabiyki de en zoru da annenin ki. Yıllarca bakıp büyüttüğü biricik kızı gelin oluyor. Bir taraftan gurur duyarken diğer taraftan ise ayrılığın hüznünü kaldıramıyor gözler.  Kendini belirtiyor göz yaşları ile. Kapıdan baba çıkararak indiriyor kızını merdivenler aşağıya. Bu arada düğünlerin olmazsa olmazı para atılıyor gelinin üstünden aşağıya. Kenarda bekleyen çocuklar bir anda üşüşüyorlar atılan paraları toplamak için. Gelinin arabasının çevresinde bekliyor bir grup insan. Bu arada hoca duaya başlıyor. Hayırlı bir yuva ve evlatlar için açılıyor eller hep birlikte söyleniyor aminler.



Duadan sonra hazır bekleyen davul ve zurna sesi bozuyor sessizliği. Aslında sessiz bir çığlığı bozuyor. Gözlerden okunan o sessizliği. Damat tarafında yüzler gülüyor. Damadın anne ve babasında sevinç gözyaşları. Gelin tarafında ise yine sevinç ama hüzünlü bir gözyaşı. Bu arada babaya bakıyorum. Kızına bakıyor. Nemli gözlerle hani 'Babalar ağlamaz' derler ya ağlamak için zaman zaman kaçırıyor gözlerini uzaklara. Küçük oğlunun omuzlarına yaslanmış, 'Bir gün bizde gideceğiz böyle bir eve bizi de aynı şeylerle karşılaşacağız ' der gibi sanki. Annenin ise hiç dinmiyor gözünden yaşlar. Bir göz yaşında iki sevinç gizli. İki mutluluk da bir göz yaşı. Birisi hüzünlü diğeri ise alabildiğine neşeli. Şimdilerde tatlı tatlı telaşlar yaşanıyor Almanya'nın her köşesinde. Anadolu sanki buraya taşınmış her şehirde bir düğün. Kına geceleri ise Anadolu'yu aratmıyor. Ellere yakılan kınalar da analar ve kızlar ağlıyor en çok. Dostlar akrabalar bu güzel günde hem kız evini hem de erkek evini yalnız bırakmıyor. Kahkaha da gözyaşı da paylaşılıyor. Birisi mutluluğu artırıyor diğer ise üzüntüyü azaltıyor. Göçün 50. yılının kutlandığı şu günlerde Anadolu insanı en samimi bir şekilde yaşatıyor kültürünü Avrupa sokaklarında. Bir düğün Dortmund'da Dortmund'da yas. Bir düğün Frankfrurt'ta Frankfurt'ta yas. Şöyle bir olay anlatılır.



Karaman'dan Bosna'ya gönderilen bir aşiret Osmanlı zamanında reisi soruyor oranın büyüğüne biz orada İslam'ı nasıl anlatalım diye oda diyor ki bir şey yapmayın ama düğünlerinizi ve ölülerinize yapılması gerekeni hakkıyla yapın.

- - - - -

{ "vars": { "account": "G-2QLCV0JSK8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }