Hoş geldin, sefalar getirdin. Ne güzel geldin, bilsen ne güzellikler getirdin. Müsaaden varsa Muhsin Başkanın şehadetinin on yedinci yılında Alperenlerine kalan nimetlerden payımıza düşenleri konuşalım.
Küçük yaşlarda dinleyerek, okuyarak, araştırarak davasına gönül verme şerefi bulduğum Türk İslam davasının temiz lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nu ortaokul yıllarımın son senesinde şehadet haberiyle tanıdım. Yaşımız küçüktü, öncesinde tanıyabilmek şüphesiz ayrıcalık olurdu. On yedi yıl önce bütün haber kanalları şehadetini son dakika haberi olarak yayınlıyordu. Karlı bir kış gününde ülkemizde, Büyük Birlik Partisi camiasında kaos hakimdi. Alperenleri gözyaşları ve dualar içinde endişeliydi. Arkadaşlarıyla şehadete yürüdükleri Kahramanmaraş yıllar sonra 6 Şubat depreminin merkez üssü olarak duyulacaktı. Sen ki şairlerin şehrisin, gayrı bizler için acımızın, gözyaşlarımızın şehrisin. Sen ki kahramansın, sen ki tarihimizin en netameli zamanlarında umudumuz olmuşsun. Edebiyatımızın mihenk taşları Yedi Güzel Adamlar sende aşka gelmiş. Şiirlerde, türkülerde, nesirlerde yürekler toplumumuzun duygularına derman aramışlar. Seni sana anlatacak, seni sevenlere kelam edebilecek değilim. Gayrı bizler için yerin daha kıymetli, daha anlamlı ve baş tacısın. Liderimizin:
"Siz kardelen çiçekleri toplarken,
Ben sonsuzluğa yürüyorum,
Ey sonsuzluğun sahibi sana ulaşmak istiyorum,
Durun kapanmayın pencerelerim,
Beton çok soğuk üşüyorum." dizelerinde zikrettiği hâlet-i ruhiyesine kavuştuğu vilayetsin.
Biliyorum ki her nefis ölümü tadacaktır. Ve bizim liderimize de böylesi bir şehadet yakışırdı. Üstat Abdurrahim Karakoç “Vallahi bana sorarsanız Muhsin Başkan han köşesinde ölemezdi, ona dağın zirvesinde ölmek yakışırdı.” demişti. Nitekim karlar altında, üşüyorum şiirinde zikrettiği gibi şanına yakışır bir vedayla göçtü. Üstat Necip Fazıl Kısakürek'in Gençliğe Hitabesinde ifade ettiği Anadolu taşı büyüklüğündeki musalla taşında Anadolu'nun her renginden insanları vedasında toplamıştı. Hayalini kurduğu Büyük Birliği şehadetiyle sağlamıştı.
Her daim dile getirdiği:
"Bir hayalim var;
Bütün vatandaşlarımızın ay yıldızlı bayrağın altında şerefle yaşadığı, bir Türkiye hayal ediyorum.
Bir hayalim var;
Başını örtenle açanın aynı üniversitede yasaksız, kavgasız, kardeşçe yaşadığı bir ülke hayal ediyorum.
Bir hayalim var; Kürt, Türkmen, Alevi, Sünni ayrımı olmadan.
Zengin, fakir, yoksul ayrıcalığı görülmeden imtiyazsız, sınırsız kaynaşmış bir Türkiye istiyorum.
Kısacası Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar kaynaşmış güçlü bir Türk Dünyası hayal ediyorum." sözlerindeki hayalini Ankara Kocatepe Camii'nin musallasında gerçekleştirmişti.
Her ölümün erken olduğu gibi şehadetiyle Alperenleri yetim kaldı. Başkanım, şehadetinle ışıksız kaldık, çaresiz kaldık, pusulasız kaldık, başsız kaldık, sensiz çok ağladık.
Dünya sürgününü tamamlamış her ana babanın en büyük dayanağı ardında bıraktığı tertemiz evlatlarıdır. Amellerine güvenir, Hakk'a dayanır, evlatlarına dünyalıklarını bırakır. Kimi zaman eski bir çul, kimi zaman bir avuç toprak, kimi zaman tertemiz bir nam kalır geriye. Muhsin Başkandan bize kalan tarihimizin Kızıl Elması İlây-ı Kelimetullah davası kaldı. Allah'ın davasını, Peygamber Efendimizin (sav) sevgisini dünyaya duyurmaktı. Bunun için nizam-ı âlem için nizam-ı âdem gerekti. Muhsin Başkan olarak ahir zamanda başarabildiğin kadar tertemiz bir ömür yaşadın. Kalbi kelâmı güzel biri "Bu zamanın gençleri geçmişte yaşasalar âlim olurlardı." demişti. Zira zordu küfrün gölgesinde temiz kalabilmek. Bunlardan mütevellit başardın Başkanım. Sonra tebliğ ettin, temsil ettin. Alperenlerine öncü örnek teşkil ettin. İki cihan serveri Hz Muhammet(sav) veda hutbesinde, Bilge Kağan'ın Orhun kitabelerinde, Osman Gazi'nin Orhan Gazi'ye nasihatinde, Mustafa Kemal'in Gençliğe Hitabesinde, atalarımızın evlatlarına dile getirdiği tüm mesuliyetimiz Muhsin Başkan nezdinde kendini vatan evladı olarak görenlerin omuzlarında emanettir. Bu emanetlerin ifası insanların İslam ile şereflenip, Türk bayrağı altında huzur içinde yaşamasıyla mümkün olacaktır.
Kadim dostlarından Hasan Seyrekoğlu Ahmet Yenilmez'in Başkan Muhsin Yazıcıoğlu belgeselinin 55. dakikasında hatırasını şöyle anlatır. "Vefatından on sekiz gün önce Konya'da programlara katılmıştık. Uğramadığımız belde ilçe kalmadı neredeyse. Konya biliyorsunuz en fazla beldesi olan 192 seçim bölgeli bir yer. En son akşam bir yerde toplandık, birinci katta sanayinin içinde 400-500 kişilik bir sofrada yemek yiyoruz. Orada tabii arkadaşlar da sıcak bir ortamda oluşunca dediler ki:
- Yav başkanım biz ne zaman iktidar olacağız? Yirmi sene oldu. Dedi ki:
- Arkadaşlar ölümlü bir dünyadayız. Bugün var yarın yokuz. Bir gün biz de ruhumuzu teslim ettiğimizde Hakk'ın divanına çıktığımız zaman Cenab-ı Allah ey kulum Muhsin sen neden iktidar olmadın diye sormayacak. Ey kulum benim için ne yaptın diye sorduğunda ya Rabbi eksiğiyle doğrusuyla yanlış da olabilir, eksik de olabilir, noksan olabilir, hatalı olabilir ama doğru bildiklerimi dağ, taş, dere, tepe, köy, kasaba gezdim gece gündüz demedim anlattım. Ama bu kulların var ya bu kulların (salondakilere göstererek) bana inanıp oy vermediler dersem siz ne yapacaksınız demişti.
Muhsin Başkandan bizlere kalan üç tarafı denizlerle çevrili ama dört tarafı sorunlarla çevrili coğrafyamızda kimler mesuliyetine omuz verebiliyor. İlk emri ikra olan bir dinin ümmeti olarak bizlere kalanların hangisine öncü olabildik. Anadolu'da tanıştığımız ortamlarda "Kimin oğlusun, kimlerdensin, nerelisin?" diye sorarlar. Hangi sorunun cevabını şükürle verebiliyoruz. Allah'a şükür babamın oğluyum, Allah'a şükür Denizliliyim, Allah'a şükür şu minvaldeyim gibi. Muhsin Başkandan bize kalanların hangisinin şükründeyiz. Dilerseniz Muhsin Başkandan bizlere kalanlara bir kulak verelim.
Siyasetçilerimize hitaben "Seçimler kavga aracı olmasın. Sel gider kumu kalır. Bu seçimde gidecek ama siz akraba olarak komşu olarak kalacaksınız." demişti. Günümüz yöneticileri bu emanete ne kadar layıklar. Seçim arifelerinde, meclislerdeki atıflar lügatımızda bulunmaz. Hangi gönüllerin eseridir bu lisanlar.
Doğu Türkistan konusunda
"Eğer İslam dünyası Müslüman arıyorsa Doğu Türkistan Müslümandır... Eğer Türk Dünyası Türk arıyorsa Doğu Türkistan Türk'tür... Çin zulmü altında yaşayan Doğu Türkistan'a ses ver!" dediğinde başını kumdan çıkarıp binlerce kilometre ötedeki gardaşlarımıza dua ettik mi? Destek verebildik mi? Anlayabildik mi? Evlatlarınıza ata topraklarını anlattık mı? Köyünü akrabasını bilmeyen adam Doğu Türkistan'ı ne bilsin. Elin gavuru her koşulda birbirine destek olurken İsrail'i, Çin'i boykot edebildik mi? Kolasını, tozunu, kahvesini her illetini kullanmasak ne kaybederiz? Üretmezsen, kendinden olana sahip çıkmazsan, çalışmazsan her memeyi emmek zorunda kalırsın. Toplum olarak her zaman bir kurtarıcı bekliyoruz. İlber ORTAYLI hocanın ifadesiyle apartman yönetimine katılamayan bir toplum müşterek sıkıntılara nasıl çözüm bulacak. Şehit valimiz sayın Recep YAZICIOĞLU’nun ömrü benzer durumları anlatmakla geçti. Söz insanlığa gelince, vicdana gelince hepimiz güya insanız. Kötünün kötü olduğu haykırılmalı. Tecavüz edilen kadınlar, öldürülen çocuklar, zorla evlendirilen genç kızlar, eğlence mekânı yapılan camiler, çeşitli hastalık ve ilaç deneyi olarak kullanılan gardaşlarımız, sömürülen yeraltı kaynakları gerisi sizde...
Eğitimcilerimize "Bir elinde Kur'an bir elinde bilgisayar olan Alperen bir gençlik hayal ediyorum." dediğinde ne kadar anlayabildik. Dersini anlatıp çıkıp gidenler, öğrencisine müfredat dışında öğretim vermeyenler kimler? Bizlerin sorumluluğu sadece al maaşı salla başı mı? Değerlerimiz var bizim. Vatan, millet, din, Allah, peygamber, bilim, teknik sevgisini kimler anlatacak? Binlerce yıllık kadim Türk kültürü sahte üç beş yıllık Avrupa kültürüne teslim mi olacak?
"Ben Türk'üm Türk esir olmaz
Ben Türk'üm Türk bayraksız olmaz
Ben Türk'üm Türk devletsiz olmaz
Ben Türk'üm Türk ezansız olmaz
Ben Türk'üm Türk hürriyetsiz olmaz"
Haykırışlarını duyanlar sosyal çürüme hastalığına tutulup değerlerini kaybedenler esareti sadece cephede mi sandılar? Kültürünü unutanlar esarete düşemezler mi? Aynı dili, giyimi, fikri, sanatı aklına gelen her konuda başkası olduysan, seni sen yapan neyin var? İnsanımız konuşmasıyla farklıdır, giyimiyle, sanatıyla farklıdır.
Nerede kaldı bizim kimliğimiz?
"Ben Avrupa Birliği kapısında zorlanan, aşağılanan Türkiye istemiyorum. Ben kendi medeniyetimle olurum. Ben yeniden Türk-İslam medeniyetinin inşasını istiyorum." diyen bir lider Avrupa'yı medeniyetin beşiği olarak görenlere asıl kudretin, dermanın, çözümün kendi köklerimizde olduğunu bizlere kalanlara anlatamadı mı? Atatürk'ün önderliğinde kurulan cumhuriyet öncesini yok sayanların aslı ağaç kovuğundan mı çıktı? Mimarisi, yemeği, teknolojisi, eğitimiyle tarihimizin övünç kaynağı unutuldu mu? Avrupa kapılarında bekliyoruz. Bizlere kalanlara neden sahip çıkmıyoruz.
Kim demiş Avrupa insanı medeni? diyen Mehmet Akif Muhsin Başkana bizlere öncü olamadı mı?
"Bir saniye sonrasına hâkim olamadığınız bir dünya için fırıldak olmaya gerek yok. İşte dün yoldan geldik bugün gidiyoruz. Kimsenin hiçbir şeye garantisi yok." sözünü yan baktı diye adam öldürenler, mülk için çalanlar, kariyer için göz yumanlar anlayabildi mi? Nedir bu hırs, kin, öfke...
"Filistin, Doğu Türkistan, Bosna ve Çeçenistan içimde kanayan yaradır." diyen Başkanımız kadim Türk milletinin gücünü, sorumluluğunu kimlere haykırdı? Yüce Türk devleti sadece Anadolu'dan mı ibaret? Orta Asya'dan Avrupa'ya, Anadolu'ya, Afrika'ya kadar nam salmış, kılıç kuşanmış, at sürmüş, medeniyetler inşa etmiş tarihin evlatları ne vakit uykuya daldı.
Özürlü ifadesinin kimler için kaldırılmasını istedi, kanun teklifi verdi? Her daim sağlıklı yaşayacağını düşünenler etrafını görmezler mi? Engelli rampasına araç park edenler ehliyeti kimden aldı? Yoldaki sarı levha çizgilerini neden ihlal ediyorsun?
‘İnanmadığım yolda milyonlarla yürüyeceğime, inandığım yolda tek başıma yürürüm’ sözüyle kimlere neler anlattı? Her başarının ekip işi olduğunu, birlik ve beraberliğin getireceği huzuru anlayabildik mi?
‘Hayat böyledir dostum, geçer beklemekle. Ümitlerin bittiği yerde abdest al ve sabahı bekle’ sözünde çareyi yanlış yerde arayanlara neler anlattı? Günümüzde çeşitli hastalıkların, umutsuzlukların, psikolojik sıkıntıların girdabına düşenler çareyi kimlerde nerede arıyor?
Kadim Türk milletinin reçetesini kimler yazdı?
‘İslam hassasiyeti olmayan milliyetçiliğin içi boştur’ haykırışında kimlere seslendi? Allah'ın dinini anlayamayan, yaşayamayanlar hangi idealizmlerin müdavimi oldular? Cemil MERİÇ Bu Ülke isimli kitabında ‘Bütün izmler toplumlara giydirilmiş deli gömlekleridir’ der. Toplumsal ve ülke sorunlarının çözümünde reçetemiz kimler oldu? Peygamber Efendimiz (sav) veda hutbesinde ‘Üstünlük takvadadır’ buyuruyor. Toplum olarak milliyetçiliğimizi dinimizle neden şereflendirmiyoruz?
‘Benim adım Muhsin Yazıcıoğlu! Bana baskı sökmez! Bizim Allah’tan başka kimseden korkumuz yok.’ Haykırışında tarihimizin en serencamlı zamanlarında Türk gençlerine baskı yapanlar, sindirmeye çalışanlar, çalışan ve Allaha güvenen Türk gencini hangi niyetle sindirmeye çalıştılar.
‘Firavun’a karşı çıkmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir!’ derken üç maymunu oynayanlar adam gibi duruşun ne demek olduğunu anlayabildiniz mi? Acının ve feryadın arşı inlettiği bir dönemde "Amaaan tek bir şeyden bir şey olmaz, herkes yapıyor ne olacak sanki." diyenler sıranın kendilerine gelmeyeceğini mi düşünüyorlar? Katledilen zeytin ağaçları, zenginlere peşkeş çekilen köyler hangi vicdanların elinde?
‘Zulüm Azrail olsa da hep Hakk'ı tutacağım. Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir’ derken ateşe karınca misali su taşıyan yiğitlerin yalnızlığını, haklılığını bizlere anlatamadı mı? Muhsin Başkan yıllarca değerleri için hak ve hakikati tebliğ etme savaşı verdi. "O inançlarınızı meclise taşıyacak." sloganını emanet olarak sahip çıktı. Bizler Muhsin Başkandan bizlere kalanlara sahip çıkabildik mi? Seçim öncesi partilere verilen milletin parasını şehit ve gazi yakınlarına bağışlanması için kanun teklifi verdi. Daha sonra analarımız altın ve bileziklerini Muhsin Başkana ilettiler. Kanun teklifi verdiğinde kimlerin işine gelmeyerek ret oyu verdiler? Doğru olduğu için zamanında oy vermeyenler şehadetiyle kimlere sığındılar? Her evden Fatiha çıkan Muhsin Başkana neden her evden oy çıkmadı? Her 25 Mart geldiğinde methiyeler düzenlerin sevgisi neden sandığa yansımadı? Kuru kuruya ekmek bile yenilmiyor. Seviyorsan söyleyeceksin, inanıyorsan sahip çıkacaksın, biliyorsan haykıracaksın. Doğrular dünyada kıymet bulmalı. Aradan geçti on yedi yıl, yüz yıl sonra yüz on yedi yıl olacak. Veciz sözlerle yad edenlerden artık somut adımlar bekliyoruz. Ardında yürüyen dava arkadaşları aziz milletimizin kararlı evlatları, çalışkan kadrolarıdır.
Bir Anadolu evladı olarak neler yapabilirim bilmiyorum. Ama yapabileceklerimin inancında ve gayretindeyim. Tütün tarlalarından, çamların, çalıların arasından, hayvan gütmekten, türlü meşakkatlerin içinden gelmiş kardeşiniz olarak Muhsin Başkandan bizlere kalanlara omuz verebilmek için aranızdayım. Çiçekler güneş gördükçe açar, sulandıkça canlı olur. Muhsin Başkan Sivas Şarkışla Elmalı köyünden yola çıktı, bayraktarlık yaptı. Bizler de Anadolu evlatları olarak farklı köylerden yola çıktık. Kızıl Elmamız için gayretimiz baki. Şehadetinin yıldönümünde çocuk gönlüme düşen sevdanın sesi olabilmek için kalemi elime aldım. Zordur sevda yükünün kahrını çekmek. Eritir, yorar, süründürür canı. Anadolu evlatları olarak dumanımız arşa ulaştı. Her hafta köşemizde Muhsin Başkandan BİZLERE KALANLARIN şiarıyla farklı anlatım türleriyle dertlerimizin sesi olacağız. Şehadetinin sene-i devriyesinde bizlere bıraktığı emanetin gölgesinde sizlere seslenmek istedim. Boyumuz küçük, derdimiz büyük, yol meşakkatli. Gerçek anlamda değil mecazi anlamda tahayyül edin. Bizlere emanet edilmiş gelecek nesillerin umudu ülkemiz için çalışacağız. Sesimizi duymayanlara ahirette Muhsin Başkanın dediği gibi "Bana inanıp oy vermediler (duymadınız, kulak tıkadınız) dersem siz ne yapacaksınız?" deriz.
Karlı dağlarda birlikte şehadete yürüyen kadim dostlarının mekanı cennet olsun. Arkada bıraktıkları tertemiz evlatları aynı minvalde koşmaktalar.
• Muhsin Yazıcıoğlu: BBP Kurucu Genel Başkanı.
• Erhan Üstündağ: BBP Sivas İl Başkanı.
• Yüksel Yancı: BBP Sivas İl Başkan Yardımcısı.
• Murat Çetinkaya: BBP Belediye Meclis Üyesi Adayı.
• İsmail Güneş: İhlas Haber Ajansı (İHA) Sivas Muhabiri.
• Kaya İstektepe: Pilot.
Tüm bunlardan mütevellit üstat Necip Fazıl Kısakürek'in dizeleriyle veda edelim:
Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, seni doğuran kısrak utansın!
Muhsin Başkandan bizlere kalanlara sahip çıkabilmek duasıyla...
Anadolu evladı DURMUŞ TINÇ