Kadın sünneti (genital mutilasyon ) denen şey özünde, kadının genital bölgesine tıbben uygun olmayan ve yasaklanmış cerrahi işlemi anlatır. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) ilkelerine bağlı ülkelerde, işleminin herhangi bir sağlık hizmeti kapsamında sunulması, tanıtılması ya da sağlık çalışanları tarafından meşrulaştırılması açıkça kabul edilemez sayılır. Hatta, bu kabul edilemez uygulamaya “kadın sünneti” denilmesinin yapılan yasa dışı işlemi meşrulaştırmak olacağına söylenir. Yapılan işlem düpedüz cinsel yönden sakatlamadır çünkü...
Korumayı önceleyen, zarar verememeyi esas alan hekimlik mesleğinde, kalıcı fiziksel ve ruhsal zararlar veren bu uygulamanın etik ve mesleki açıdan kabul edilemez olduğu da su götürmez gerçektir.
Bu ifadeler benim değil, konuya ilk günden beri hassasiyetle yaklaşan Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Toplumsal Cinsiyet Kadın ve Üreme Sağlığı Çalışma Grubu basın açıklamasından kısa bir alıntı….
Devam ediyoruz…
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kadın genital mutilasyonunu; dış genital organlarının tıbbi nedenlerle yapılmayan biçimde kısmen ya da tamamen çıkarılması veya bu organlara zarar veren diğer tüm işlemler" olarak tanımlar. Yaygın kullanılan adıyla "kadın sünneti", kadınların ve kız çocuklarının beden bütünlüğünü, sağlığını ve temel insan haklarını ihlal eden, hiçbir tıbbi gerekliliği ya da bilimsel dayanağı bulunmayan ağır bir şiddet biçimi olarak kabul edilir. DSÖ başta olmak üzere uluslararası sağlık ve insan hakları kuruluşları tarafından kesin olarak reddedilen bu uygulamanın, hekimlik mesleğinin etik ilkeleriyle bağdaşmasının mümkün olamayacağı açıktır.
“Özür” başlıklı kamuoyu mesajında geçen “hudun çıkarılması” yönündeki hekim ifadesine tezat, bu işlemin de aslında kadın sünneti olduğuna, "hud derisi alınması" ya da benzeri adlarla sunulmasının, tıbbi gerekliliği olmadığına dikkat çekilir.
UNICEF'in “2024 Küresel Bir Sorun” raporunda konu şöyle ele alınmaktadır… Dünyada 230 milyondan fazla kız çocuğu ve kadın “genital mutilasyon”a maruz kalmakta, uygulama en yaygın olarak Afrika kıtasında (144 milyondan fazla vaka; Somali, Mısır, Sudan, Gine, Cibuti, Mali ve Etiyopya başta olmak üzere), Asya'da (80 milyondan fazla vaka; Endonezya ve Malezya) ve Orta Doğu'da (6 milyondan fazla vaka; Irak ve Yemen) görülmekte, dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan bazı küçük ve izole topluluklarda da sürdürülmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü'nün de aralarında bulunduğu Birleşmiş Milletler kuruluşları, kadın sünnetinin insan haklarını ihlal eden ve ciddi sağlık sorunlarına yol açan zararlı bir uygulama olduğunu vurgulayarak, bu uygulamanın tüm dünyada sona erdirilmesi çağrısında bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları 2030 yılına kadar bu işlemin tamamen ortadan kaldırılması hedeflenmektedir.
Kaldı ki; Kadın sünneti kültürel bir gelenek değil; önlenebilir bir şiddet biçimi, ciddi bir halk sağlığı sorunu ve temel bir insan hakları ihlalidir.
İşte tüm gerçekler……
Kamuoyun saygı ile ilan duyurulur….
* https://www.hasuder.org.tr/manset-hasuder/detay/kadin-genital-mutilasyonu-kadin-sunneti-uygulanmasi-kabul-edilemez-20260722205