BEDENİMİZ CANLI MI?

Abone Ol

Bedenimizin de bir iletişim dili vardır. Tıpkı gece ve gündüzün birbirini takip ettiği gibi, İç ve Dış Salgı Bezlerimiz de birbirleriyle uyum içersinde olmalıdırlar ki; bizler de sağlıklı ve huzurlu olabilelim. Aksi takdirde, yukarıda bahsettiğimiz bilinçsiz ve sonuçsuz iletişimler gibi, İç ve Dış Salgı Bezlerimiz de birbirlerine katlanan, ancak bir müddet sonra artık birbirlerinin ağırlığını kaldıramayıp, tahammül edemeyen ve iletişimini koparan uyumsuz çiftler haline gelirler.
Bizler ise, bu durumun oluşmasına kendimizin sebep olduğumuzun farkında bile olmayız. Salgı bezlerimizin kendi aralarında yaşadığı bu iletişimsizlik, bizim bedenimize stres, endişe, evham, vesvese, şişmanlık, bilinçsiz ve aşırı yemek, hazımsızlık, hazımsızlık ile birlikte beyne yeterli oksijen gitmemesi, zamansız uyku ve ardından gece uykusuzlukları, beyin ve bedenin birbirlerinden ayrılarak ataklar yaşaması olarak yansır.

Yaşanan bu sorunların ardından da, ruhumuz ve bedenimizin yeniden uyumlu bir hale gelebilmeleri için çeşitli arayışlar içerisine girer ve eski sağlıklı günlerimize kavuşmayı arzu ederiz.

Bazı okuyucularım sabahları zaman bulamadıkları için kahvaltı yapamadıkları, çok fazla çalışmak zorunda oldukları için de, sağlıklı beslenme adına kendileri yemek hazırlayamadıkları ve bu yüzden de yukarıda bahsettiğim sorunları yaşadıklarını zannediyorlar.

Hâlbuki sağlıklı yaşayabilmek için çok fazla zaman ve bedel ödemek gerekmiyor. Daha önce birçok Avrupa ülkesinde bulunan eşim, bazı ülkelerde kavun ve karpuzun dilimlenmiş halde, meyvelerin ise, tane ile satıldığını söylediğinde bana çok garip gelmişti. Her türlü meyve ve sebzenin bol miktarda üretildiği, bolca ve taze taze satıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Daha sağlıklı, genç ve dinç kalabilmek için, hemen yanı başımızda bulunan bu taze meyve ve sebzelerden yeterince yararlanabiliyor muyuz?
Neredeyse tamamı pişirilmiş ve işlem görmüş yiyeceklerden oluşan yeme içme alışkanlıklarımız ve yaşama şeklimizde yaptığımız yanlışlar, bedenimizde bulunan İç ve Dış Salgı Bezlerini birbirleriyle iletişimsiz ve uyumsuz hale getirerek, bedenimizde çölleşme ve kuraklığa sebep olur.

Günümüzde “Kahvaltı” denildiğinde, birçoğumuzun aklına gelen, zeytin, peynir, ekmek, simit, reçel, çay, portakal suyu, kahve gibi yiyecek ve içeceklerdir. Bedenimiz Canlı Hücrelere sahiptir. Bu nedenle, sabahın ilk saatlerinde Kahvaltı olarak yememiz gereken yiyeceklerin tamamı mevsim meyvelerinden oluşmalıdır.
Sağlıklı beslenemediklerinden şikâyet eden okuyucularım ve onların durumunda olup doğru beslenemediklerini düşünenlerin, zamanı olsun ya da olmasın, sabah saatlerinde alacakları ilk gıda meyve ve sebze olmalıdır. Birkaç mevsim meyvesi kendileri için en sağlıklı Kahvaltı olacaktır.

Yalnız Greyfurt, portakal, mandalina gibi C Vitamini içeren ve Turunçgillerden olan meyveler sabah ve akşam saatlerinde yenilmemeli. Çünkü bu meyveler böbrekleri hızlı çalıştırarak, bedenin öz suyunun da atılmasına sebep olur. Günün ilk saatlerinde Kahvaltı olarak, yukarıda saydığım işlem görmüş ve mayalı gıdalar yerine mevsim meyveleri ile beslenen kişilerin beden sıvılarının iç ve dış iletişimi sağlanacağından, daha sağlıklı ve daha zinde bir hale geleceklerdir.

Sabahın ilk saatlerinde yenilen meyve çeşitleri beyne düzenli bir şekilde Glikoz gönderir. Bedenimiz de yukarıda saydığımız olumsuzlukları yaşamaz. Ruh ve beden de sağlıklı bir iletişim kurabileceği için, iç ve dış salgı bezleri düzenli bir şekilde sıvı salgılayabilir. Pankreas düzenli bir şekilde sıvı salgılayacağı için, beden, şeker iniş ve çıkışları yaşamaz. Duygu dalgalanmaları, tansiyon iniş ve çıkışları, kalp ritimlerinde düzensizlik gibi sağlık sorunları ile karşılaşılmaz. Bütün bunların sonucunda da, sağlıklı ve kaliteli bir hayat yaşanır.

Güne alışılagelmiş yiyecek ve içecekler ile Kahvaltı yaparak başlayanlar çok fazla acıkırlar, acıktıkça yerler. Bunun sonucunda da, kilo alırlar ve yediklerini sınırlama ve kilolarını kontrol edebilme ile ilgili çeşitli arayışlara girerler. Sürekli şeker iniş çıkışları, tansiyon düzensizlikleri ve duygu dalgalanmaları yaşayacakları için, bedenleri ne hazım ile uğraşabilir, ne de tamir ve kendini yenileme ile uğraşabilecek enerjiyi kendinde bulabilir. Çünkü böyle bir beslenme şekli bütün bedenin Enerji Kanallarının tıkanmasına neden olur.

    Sabahın ilk saatlerinde mevsim meyveleri ile beslenip, öğleye doğru kahvaltı veya yemek yenildiğinde, yatmazdan en az dört saat önce de yeme içme bırakılıp, beden dinlenme ve yenilenmeye alındığında, tekrar eski sağlığımıza kavuşabilir, sağlıklı olan bedenimizin de yıllar boyu sağlıklı ve dinç kalmasını sağlayabiliriz.
Çünkü gece çalışan Yenilenme Hormonları bütün bedeni tamir eder. Bedenin Bağışıklık Sistemini güçlendirip yeniler. Bütün bunların sonucunda da, içimizde var olan ve yanlış beslenme şeklimizden dolayı devre dışı bırakılan Şifa Kaynaklarımız yeniden çalışmaya ve bedenimizi yenilemeye başlayacaktır.
Güne canlı yiyecekler ile başlayıp, ruh ve beden iletişimimizi canlı tutabilmemiz ümidiyle,
Sağlıklı günler diliyorum…   
{ "vars": { "account": "G-2QLCV0JSK8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }