Oğlu B.E.'nin terör örgütü DHKP-C'nin gençlik yapılanması olduğunu ileri sürdüğü Dev-Genç tarafından kandırıldığını belirten İsmail E., onu kurtarabilmek için harekete geçti. İkna çabalarının sonuç vermemesi üzerine, lise öğrencisi oğlunun katıldığı basın açıklamalarını takip etmeye başladı. Kimi zaman tek başına kimi zaman eşi ve yakınlarıyla grup içinden oğlunu çıkarmaya çalıştı. Geçen hafta Kemeraltı Çarşısı girişinde yapılan basın açıklamasının ardından İsmail E., üzerinde okul üniformasıyla gösteriye katılan oğlunu, gruptaki diğer kişilerle tartıştıktan sonra alarak evine götürdü. Her seferinde oğlundan da tepki gören İsmail E., geçen pazar günü Buca ilçesi Menderes Caddesi'nde, "Liseli Dev-Genç" grubunun füze kalkanını protesto gösterisi sırasında oğlunun da katıldığı açıklamayı takip etti.
Dev-Gençlilerin basın açıklamasının ardından İsmail E., vatandaşlara, "Bir de beni dinleyin, bunlar devlete karşı terörist yetiştiriyor!" diye bağırdı. İsmail E., duvarın üzerine çıkarak şunları söyledi: "Bu grup, benim 17 yaşındaki oğlumu kandırıp terör örgütünün kamplarına götürdü. Hiçbirisinin çevrelerine bir faydası yok. Masum pankartların arkasına saklanıp terör örgütüne eleman kazandırmaya çalışıyorlar. Bildikleri dört tane slogan var ve katılan sayıları da hiçbir zaman 15'i geçmiyor. 10 arkadaşları cezaevinde, hepsi de bomba düzenekleriyle yakalandı. Çocuklarımız terörist olmasın." Grup ise attıkları sloganlarla İsmail E.'nin sesini bastırmaya çalıştı. Bazı kişiler saldırmak da istedi ancak polis, İsmail E.'yi alandan uzaklaştırdı. Oğlu B.E.'nin geçen mart ayında konserde tanıştığı arkadaşları tarafından kandırılarak terör örgütüne katıldığını söyleyen İsmail E., şunları anlattı: "Temmuzda Marmaris'e tatile gideceğini söyledi. İnandık, gönderdik. 20 gün orada kaldı. Polisler, gelip oğlumu sordu. Marmaris'te olduğunu söyleyince Kocaeli Kandıra'da DHKP-C kampında bulunduğunu bildirdiler. Telefon ettiğimizde belli saatlerde görüşebiliyorduk. Bazen başkası çıkıp 'bakkalda, yürüyüşte' diyordu. Anladık ki terör eğitimi vermişler. Çocuğun beynini öyle bir yıkamışlar ki, bizimle diyaloğa girmiyordu."