Üniversite ortamına gelen bir öğrencinin alışması gereken birçok yeni faktör vardır.  Bunlar için belirli bir uyum süresinin geçmesi gerekir. Bu süre kişiye göre, üniversiteye göre, şehre göre, bölüme göre, kişinin cinsiyetine göre, kalınacak ortama göre, arkadaş çevresine göre, kişinin yaşamaya alıştığı ortama göre ve daha sayısı artırılabilinecek bir sürü faktöre göre değişebilir Yukarıdaki faktörler ne olursa olsun temel amaç değişmez o da öğrenciliğin gereği olarak eğitimi olabildiğince istenilen sürede başarıyla bitirmektir. 

Şahsın kişilik yapısı, üniversiteden- bölümden ne beklediği ve şehirden ne beklediği önemlidir. Zaten buraya gelmeden önce bunları kişilerin değerlendirmiş olmaları ona göre tercih edip gelmeleri gerekmektedir. Temel olarak insanlarla özellikle üniversitedeki ve beraber kaldığı arkadaşlarla asgari düzeyde geçinebilmeyi başarması gerekir. Bununla birlikte diğer insanlarla iletişimini iyi sağlamalı, açık ve uyanık olmalı, çarşıda pazarda işini görebilmeli,  kendine uygun (özellikle düşünce yapısına) arkadaşlar edinmeli, sosyal faaliyetlerde bulunmalı,  birazcık da olsa kurnaz olmalıdır.

Kişi bilmelidir ki üniversite küçük bir Türkiye gibidir. Memleketin her tarafından her milletten, her düşünce yapısından insanlar vardır. Bundan dolayı mutlaka az çok kendine uygun olabilecek, bir şeyleri paylaşabileceği, ona  arkadaş olabilecek kişiler de  vardır. Onun için nasıl bir arkadaş aradığına bakmak gerek ve ona göre etrafı yoklamak ve en önemlisi görmek gerektir. Çok samimi olamasak bile merhaba, günaydın diye selam verebileceğimiz en az bir  arkadaşımızın olmasında mutlaka fayda vardır. Bilinmelidir ki kişinin arkadaşları onun o şehirdeki ailesidir. Onunla dertleşilir, ondan yardım istenir, üzüntüler ve mutluluklar onunla paylaşılır onunla gezilir. Tabiî ki arkadaş çeşidine göre bu paylaşılan faktörler kötü faktörler de  olabilir. Yani paketteki sigara, dövülecek adamlar, içilen bir esrar, çalınan bir para, içki masası  v.s de paylaşılabilir. Bundan dolayıdır ki mutlaka ve mutlaka arkadaşımızı iyi seçmemiz gerekir. 

Yaşadığımız şehir beklentileri karşılayamayabilir veya küçük bir yerden geldiysek bize çok büyük gelebilir. Şehri olduğu gibi kabullenip ona göre kendimizi yönlendirmemiz uygun olur. Koskoca şehri bize göre değiştiremeyeceğimize göre bizim kendimizi şehre göre ayarlamamız gerekir.  Önce şehri tamamen tanıyıp, bizim ilgimizi çekebilecek bize lazım olabilecek unsurları  öğrenmelidir. Özellikle o şehrin güzelliklerini, farklılıklarını, oraya  has olup başka yerde çok fazla göremeyeceğimiz durumları  sonuna kadar değerlendirmelidir.

Kalacağımız yer çok önemlidir. 24 saatimizin ortalama 10-15 saati evde geçmektedir. Başarılı olabilmemiz için başarıya giden yolda bize aracılık yapacak olan evi veya yurdu doğru seçmemiz gerekir. 
Burada da insan ilişkilerimiz ön plana çıkar. Kalabalığı sevebilir miyiz? Başkalarıyla  aynı odada kalabilir miyiz? gibi. İkisinin de şartlarını, imkanlarını, avantaj- dezavantajlarını, içinde kalanları,  bize uygun olan  kısmını, maddi imkanlarımızı  doğru değerlendirmek gerekir. Diğer faktörlerle birlikte özellikle ders çalışma ortamını en iyi sağlayanı ve insanlarla en iyi iletişim kurabileceğimiz ortama sahip olanı   tercih etmekte fayda vardır.

En başından kazandığımız bu bölümde eğitim görmek istiyormuyuz ? sorusunun cevabı önemlidir. Yoksa sırf üniversite okumuş olmak için mi geldik veya bölüm olarak birden fazla alternatif vardı da burası mı geldi gibi. Acaba gideyim başlayayım belki severim şeklinde mi veya buraya başlayayım ama aynı zamanda tekrar sınava hazırlanayım diye mi düşünüyoruz. Bu şekildeki  düşünceler de üniversiteye uyumumuzu etkiler. Onun için eğer bölümümüzü hiç okumak istemiyorsak kendimizi yormamıza ve bir sürü masrafa girmemize gerek yoktur.
Bilinmelidir ki bir yola girince  o yoldan çıkmak zor olur. Başlarken yaşadığımız sıkıntıları çıkarken de yaşamamız olasıdır ve bazen  bu bizim önümüzdeki birkaç yıllık dönemi de etkileyebilir. Onun için olabildiğince baştan karar vermekte fayda vardır.

Ailemizle telefon görüşmelerimizi kısıtlamalıyız. Onlar sizin yaşadığınız ortamı ve okul şartlarınızı iyi bilmedikleri için duygusal davranıp zaman zaman yanlış yorumlar ve kafanızı karıştıracak yanlış yönlendirmeler yapabilirler. Anne babanın üniversite ortamında evladına en büyük desteği onu teşvik etmek ve ona  imkan sağlamaktır. Her hasta oluşunuzda, her sınavınız kötü geçtiğinde, yaşadığınız her türlü tartışmada, onları ararsanız onları sadece üzmekle beraber, kendinizi de sıkıntıya sokmaktan başka  bir şey yapmazsınız. Bizde bir sıkıntı olmasa bile anne babamızla sık konuştuğumuzda ailemizle alakalı basit sıkıntıları bizim duymamız durduk yere bizi sıkıntıya sokabilir. 

Ortaokul lise yıllarındaki ders çalışma yöntemi ile üniversitedeki ders çalışma yöntemi farklı olabilir. Ders çalışma şekli kişilere göre farklılık gösterebilir. Kimisi yatarak, kimisi oturarak, kimisi ezberleyerek çalışır ancak önemli olan o dersi bir şekilde çalışıp başarılı olmaktır. Sıkıntı yaşadığımızda ve zekamızdan da şüphemiz yoksa mutlaka üst sınıflardan birinden nasıl ders çalışılacağı konusunda yardım almak gerekir. Ben şahsen tıp fakültesinde ancak 3. sınıfta doğru ders çalışma yöntemini bulabildim. 

Sıkıntılarımızı samimi olduğumuz arkadaşımızla  paylaşmalıyız. Bazen insan bu sıkıntıları sadece kendisinin çektiğini düşünebilir. Ancak çevresindeki arkadaşlarında benzer sıkıntıları gördüğü zaman bunların herkeste olabileceğini düşünüp  rahatlayabilir. Hala geçmezse bir sonraki aşama kendi ayarındaki  arkadaşlarına değil de kendinden daha tecrübeli kendisinin  bulunduğu aşamalardan geçmiş üst sınıflardan veya yaş olarak daha büyük birilerine danışmak ve paylaşmaktır. Onların tecrübeleri bizim için aydınlatıcı olabilir. O da olmazsa annemize babamıza veya  samimi bir akrabamızla paylaşıp danışabiliriz. Hala sıkıntı devam ederse en son olarak bizim gibi profesyonel birilerinden yardım aranabilir. 
Sıkıntısız, mutlu günler dileğiyle. Başarılar.                           
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.