banner1348

TÜRKLÜK VE İNANMAK

“O şimdi yarı tanrıya benziyordu. Ölümü sıradan olamazdı. Kırk can birer birer düştükten sonra o hala savaşmayı seçiyor, dimdik ayakta duruyordu. Uzun saçları omuzlarından sarkıyor, gözlerinden ateş saçıyor, kolunu adeta yıldırım hızıyla indirip kaldırıyordu. Her inişte bir Çinli ölümü tadıyordu.

En sonra ölümün kızı onun eline bir sağnak verdi. Kürşad bu acı sağrağı hiç düşünmeden içti. Atının helesine sıkıca kapandı ve başını dayadı. Sağ elinde olan kılıcı hala düşmemiş ancak sol eli sarkıyordu.

Kürşad ölmüş ancak atından düşmemişti.
Ölmüş, ama yenilmemişti...

Yağılar, onun kahraman başını gövdesinden ayırılıp Çin hükümdarına götürdüler. Çin hükümdarı başta olmak üzerine bütün Siganfu ondan hayatlarında hiç korkmadıkları kadar korkmuştu. Bu korku sadece Kürşad'dan değil,onu yetiştiren ırktan gelmekteydi. Kürşad ölümüyle ırkını kurtarmıştı.”

Hüseyin Nihal ATSIZ Bozkurtların Ölümü adlı romanında böyle tasvir eder Kürşad'ın ölümünü… Kürşad İhtilali Türk tarihinde bilinen ilk bağımsızlık mücadelesidir son da olmayacaktır.

Dünya tarihi, tarihin kaderini şekillendiren Türk Milletine ait bağımsızlık mücadeleleriyle doludur şüphesiz. Türklerin bu bağımsızlık mücadelelerinin temeline inildiğinde inanmak olgusu yatmaktadır. Başarıya inanmak….. Amerikalı yazar Henry D. Thoreau “İnsanlar başarmak için doğarlar, başarısızlık için değil.” der. İnsanın doğumu bile bir başarı olarak kabul edilirse Türkler bu insanlık olgusunu en iyi barındıran ve bu olguyu tarih sahnesine en iyi döken millettir.

Birleşik Krallık tarihinin en genç başbakanı olan ve zamanın İngiliz politikasının temellerini atan Genç lakaplı Wiliam Pitt Türkler hakkında şöyle konuşuyor:

Türk'ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk'ün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez.”

Genç Wiliam Pitt’in Türk’ün özünden neyi kastettiğini yine İngilizleri Çanakkale Boğazı’na gömen Gazi M. Kemal ATATÜRK’ten anlarız. Yazar Taha AKYOL’un “Ama Hangi ATATÜRK” adlı kitabında Büyük Taarruz öncesi Atatürk’ün boş kalan nadir zamanlarda ne yaptığını şöyle anlatıyor: "22 ağustos çarşamba: yine Yunanlıları şaşırtmak için Kocaeli grup kumandanlığı yöredeki yunan birliklerine hücum ediyor. Mustafa Kemal Akşehir'de, askeri çalışmalarından kalan zamanında Reşat Nuri'nin çalıkuşu romanını okuyor, çok sevdiğini söylüyor, çevresine de okuyun diye tavsiye ediyor...”

Eserlerini, okumaya ve kitaba borçlu olduğunu söyleyen Gazi M. Kemal Atatürk, Cumhuriyet sonrası yapacağı bazı devrimleri belki de Büyük Taarruz öncesi okuduğu roman olan Çalıkuşundan ilham almaktaydı. Gazi M. Kemal Atatürk’ün Büyük Taarruzdan ve diğer savaşlardan galip gelip Cumhuriyeti kurmasından sonraki icraatları bu gerçeği doğrular nitelikteydi.

M. Kemal ATATÜRK’ün az zamanda çok işler yaptık sözü Cumhuriyet dönemi sonrasının aslında çok öncelerde planlandığını gösteriyordu.

 Uçurumun kenarında yok olmak üzere olan bir milletin ayağa kalkışı şüphesiz Atatürk’ün başarıya olan inancına borçluydu.

Peki günümüzde Türk Milletinin bu zor günlerinde başarıya olan inançları nereye kayboldu?

Türklerle ilgili olarak Alp Er Tunga Efsanesin’de geçen bir söze göre;

“Türk, sedef içinde deryada bulunan bir inci gibidir. Kendi yerinde bulunduğu zaman kadir ve kıymeti bilinmez. Lakin oradan çıkınca, denizden ve sedeften çıkmış bir inci gibi kıymetlenir.”

Şüphesiz Türk Milletinin ve dünya tarihinin kaderi o “inci”’nin denizden ve sedeften çıkmasını beklemektedir. O incinin kim olduğu ise yine Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün sözlerinde saklıdır:

“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa ÇAVDAR
Mustafa ÇAVDAR - 1 hafta Önce

Ömer bey tebrikler. Yeni yazacak olduğunuz yazılar için takipteyim.

Ercan Umul
Ercan Umul - 1 hafta Önce

Avukat bey güzel bir yazı tebrik ediyorum ve yazılarınızın devamını bekliyorum