<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Denizli Haber l Haberdenizli.com l Güncel Denizli Haberleri</title>
    <link>https://www.haberdenizli.com</link>
    <description>www.haberdenizli.com 2007'den beri, Denizli'den haberler yapan, Denizli Haberlerini son dakika olarak okurlarına aktaran Denizli haber sitesidir.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberdenizli.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright ©Mutlu Ajans 2007. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 19:13:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[PAÜ Hastanelerinden Önemli Uyarı, Dünyada ve Ülkemizde En Önemli Nedenlerden Biri]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/pau-hastanelerinden-onemli-uyari-dunyada-ve-ulkemizde-en-onemli-nedenlerden-biri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/pau-hastanelerinden-onemli-uyari-dunyada-ve-ulkemizde-en-onemli-nedenlerden-biri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. İpek Büber, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla önemli uyarılarda bulundu. Büber, Kalp ve damar hastalıkları dünyada ve ülkemizde en sık ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalbin için bugün bir adım at çağrısıyla 12–18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası’na dikkat çeken PAÜ Hastaneleri Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. İpek Büber, şunları ifade etti: “Kalp ve damar hastalıkları dünyada ve ülkemizde en sık ölüm nedenlerinden biri, Ancak bu hastalıkların büyük bir kısmı, yaşam tarzı değişiklikleri ile önlenebilir veya geciktirilebilir.</p>

<p><img alt="Pau Hastanelerinden Onemli Uyari Dunyada Ve Ulkemizde En Onemli Nedenlerden Biri 1" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://haberdenizlicom.teimg.com/haberdenizli-com/uploads/2026/04/pau-hastanelerinden-onemli-uyari-dunyada-ve-ulkemizde-en-onemli-nedenlerden-biri-1.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>Bu risklerin ortadan kaldırmak için haftada en az 150 dakika yürüyüş yapabilir</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp hastalıklarının gelişiminde en önemli risk faktörleri; yüksek tansiyon, şeker hastalığı (diyabet), yüksek kolesterol, sigara kullanımı, fazla kilo ve hareketsiz yaşamdır. Bu riskler zaman içinde damar sertliğine (ateroskleroz) yol açarak kalp krizi ve inme riskini artırır. Bu risklerin ortadan kalkması için haftada en az 150 dakika yürüyüş veya egzersiz yapabilir, sağlıklı ve dengeli beslenebilir (sebze, meyve, zeytinyağı ağırlıklı), tuz tüketimini azaltabilir, sigara kullanıyorsanız bırakabilir, düzenli doktor kontrolleri ile tansiyon, şeker ve kolesterolünüzü takip edebilir, uyku düzeninize ve stres yönetimine dikkat edebilirsiniz.</p>

<p>Unutmayın: Kalp hastalıkları ani gelişen durumlar değildir. Yıllar içinde sessizce ilerler. Bu nedenle erken önlem almak, en etkili tedavidir. Bugün atacağınız küçük bir adım, yarın sağlıklı bir kalp olarak size geri döner.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/pau-hastanelerinden-onemli-uyari-dunyada-ve-ulkemizde-en-onemli-nedenlerden-biri</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/pau-hastanelerinden-onemli-uyari-dunyada-ve-ulkemizde-en-onemli-nedenlerden-biri.jpg" type="image/jpeg" length="55339"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Murat Topdağ: Gırtlak Kanserinde Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-murat-topdag-girtlak-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/prof-dr-murat-topdag-girtlak-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz hastalıkları alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Murat Topdağ, gırtlak kanseri konusunda önemli uyarılarda bulunarak erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı. Özellikle sigara ve alkol kullanımının yaygın olduğu toplumlarda daha sık görülen bu hastalığın, zamanında müdahale edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Topdağ, toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Gırtlak kanseri, ses tellerinin bulunduğu bölge olan larenkste gelişen bir kanser türü olarak tanımlanıyor. Hastalığın en yaygın belirtisi ise uzun süren ses kısıklığıdır. Prof. Dr. Murat Topdağ, “İki haftadan uzun süren ses kısıklığı mutlaka ciddiye alınmalı ve bir uzman tarafından değerlendirilmelidir. Bu belirti çoğu zaman hastalığın ilk sinyalidir” dedi. Bunun yanı sıra boğazda ağrı, yutma güçlüğü, kulak ağrısı ve nefes darlığı gibi belirtilerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Gırtlak kanserinin en önemli risk faktörlerinin başında sigara ve alkol kullanımı geliyor. Özellikle bu iki alışkanlığın birlikte bulunması riski katbekat artırıyor. Prof. Dr. Topdağ, “Sigara içen bireylerde gırtlak kanseri riski içmeyenlere göre çok daha yüksektir. Alkol ile birlikte kullanıldığında ise bu risk daha da artmaktadır. Bu nedenle sigarayı bırakmak ve alkol tüketimini sınırlamak, hastalıktan korunmada en etkili yöntemlerdendir” şeklinde konuştu.</p>

<p>Erken evrede teşhis edilen gırtlak kanserinde tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu belirten Topdağ, günümüzde uygulanan modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların hem yaşam süresinin hem de yaşam kalitesinin artırılabildiğini ifade etti. Tedavi seçenekleri arasında cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi yer alırken, hastalığın evresine göre en uygun yöntem belirleniyor. Erken evrede uygulanan tedavilerle hastaların ses fonksiyonlarının korunabildiğine dikkat çeken Topdağ, geç kalınan vakalarda ise daha kapsamlı cerrahi müdahalelere ihtiyaç duyulabildiğini söyledi.</p>

<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte gırtlak kanseri tedavisinde minimal invaziv yöntemlerin ön plana çıktığını belirten Prof. Dr. Murat Topdağ, lazer cerrahisi ve robotik cerrahi gibi tekniklerin hem hastaya daha az zarar verdiğini hem de iyileşme sürecini hızlandırdığını ifade etti. “Bu yöntemler sayesinde hastalar daha kısa sürede günlük yaşamlarına dönebiliyor. Aynı zamanda komplikasyon riski de önemli ölçüde azalıyor” dedi.</p>

<p>Toplumda gırtlak kanseri hakkında yeterli bilgi bulunmadığını belirten Topdağ, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle risk grubunda yer alan bireylerin yılda en az bir kez KBB uzmanı tarafından muayene edilmesi gerektiğini ifade eden Topdağ, erken teşhisin hayat kurtardığını bir kez daha hatırlattı.</p>

<p>Beslenme alışkanlıklarının da gırtlak kanseri üzerinde etkili olabileceğini belirten Prof. Dr. Murat Topdağ, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve kanser riskini azalttığını söyledi. İşlenmiş gıdalar ve aşırı tuz tüketiminin ise risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti.</p>

<p>Son olarak, gırtlak kanserinin sadece fiziksel değil psikolojik etkilerinin de bulunduğuna dikkat çeken Topdağ, tedavi sürecinde hastaların psikolojik destek almasının önemine değindi. “Hastalarımızın sadece hastalığını değil, tüm yaşam kalitesini önemsiyoruz. Bu nedenle multidisipliner bir yaklaşım benimsiyoruz” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Murat Topdağ, gırtlak kanserine karşı en güçlü silahın bilinçlenme ve erken teşhis olduğunu vurgulayarak, özellikle risk grubundaki bireyleri belirtiler konusunda duyarlı olmaya davet etti. Erken tanı ve doğru tedavi ile bu hastalığın büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini belirten Topdağ, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>KBB Uzmanı Prof. Dr. Murat Topdağ</strong></p>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://drmurattopdag.com/" rel="dofollow">https://drmurattopdag.com/</a></p>

<p><strong>Adres: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14cb4566255852cd:0x33ef749b37978458?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">Bağdat Caddesi, Çınarlı Sk. No:10 K:4 D:15/2, 34726 Kadıköy/İstanbul</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0543 367 13 68</p>

<p><a href="https://www.instagram.com/profdrmurattopdag/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/profdrmurattopdag/</a></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/@profdrmurattopdag" rel="dofollow">https://www.youtube.com/@profdrmurattopdag</a></p>

<p><a href="https://www.tiktok.com/@profdrmurattopdag" rel="dofollow">https://www.tiktok.com/@profdrmurattopdag</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://twitter.com/profmurattopdag" rel="dofollow">https://twitter.com/profmurattopdag</a></p>

<p><a href="https://www.facebook.com/drmurattopdag" rel="dofollow">https://www.facebook.com/drmurattopdag</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-murat-topdag-girtlak-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/prof-dr-murat-topdag-girtlak-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor.jpg" type="image/jpeg" length="17014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gözlük ve Lens Kullanımından Kurtulmak Mümkün mü? SMILE Lazer Gerçekten Kalıcı Bir Çözüm Sunuyor mu?]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/gozluk-ve-lens-kullanimindan-kurtulmak-mumkun-mu-smile-lazer-gercekten-kalici-bir-cozum-sun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/gozluk-ve-lens-kullanimindan-kurtulmak-mumkun-mu-smile-lazer-gercekten-kalici-bir-cozum-sun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gözlük ya da kontakt lens kullanımı, çoğu kişi için hayatın vazgeçilmez bir parçası gibi görünse de, aslında büyük bir kısmı için bu durum bir tercih değil, zorunluluk. Özellikle sabah uyanır uyanmaz gözlüğe ulaşma ihtiyacı, spor yaparken yaşanan zorluklar ya da lens kullanımına bağlı kuruluk gibi problemler, zamanla “acaba kalıcı bir çözüm var mı?” sorusunu gündeme getiriyor.</p>

<p>İşte tam bu noktada lazer tedavileri devreye giriyor. Özellikle son yıllarda sıkça konuşulan SMILE lazer yöntemi, bu soruya cevap arayan birçok kişinin radarına girmiş durumda. Ancak asıl merak edilen konu şu: Gerçekten kalıcı bir çözüm mü, yoksa geçici bir rahatlama mı?</p>

<p>Veni Vidi Göz Bakırköy’de görev yapan Op. Dr. Kadir Çolakoğlu’na göre bu sorunun cevabı oldukça net ama bir o kadar da kişisel.</p>

<p><strong>“Kalıcı olabilir… ama herkes için değil”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://venividigoz.com/smile-lazer" rel="dofollow">SMILE lazer</a>, uygun hastalarda uygulandığında uzun vadeli sonuçlar sunabilen bir yöntem olarak değerlendiriliyor. Ancak burada kritik nokta şu: “uygun hasta.”</p>

<p>Op. Dr. Çolakoğlu bu konuyu şöyle açıklıyor:<br />
“Evet, SMILE lazer kalıcı bir çözüm olabilir. Ama bu, doğru hasta seçimi ve doğru planlama ile mümkündür.”</p>

<p>Yani yöntem ne kadar gelişmiş olursa olsun, başarıyı belirleyen en önemli faktör hâlâ insan faktörü.</p>

<p><strong>Kimler için gerçekten çözüm olabilir?</strong></p>

<p>SMILE lazer genellikle miyop ve astigmat problemi yaşayan bireylerde uygulanıyor. Ancak bunun dışında bazı önemli kriterler de bulunuyor.</p>

<p>Örneğin:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Göz numarasının stabil olması</li>
 <li>Kornea yapısının uygun olması</li>
 <li>Genel göz sağlığının iyi olması</li>
</ul>

<p>gibi faktörler, tedavinin başarısını doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Bu nedenle herkes için “kesin çözüm” gibi düşünülmesi doğru bir yaklaşım değil.</p>

<p><strong>Lens ve gözlükten kurtulmak neden bu kadar önemli?</strong></p>

<p>Bu sorunun cevabı aslında oldukça basit: konfor.</p>

<p>Günlük hayatta sürekli gözlük taşımak ya da lensle uğraşmak, özellikle yoğun yaşam temposuna sahip kişiler için ciddi bir yük haline gelebiliyor.</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Spor yaparken kayma riski</li>
 <li>Uzun süreli ekran kullanımında kuruluk</li>
 <li>Seyahatlerde lens bakımı</li>
</ul>

<p>gibi detaylar, zamanla rahatsız edici hale gelebiliyor.</p>

<p>Bu noktada SMILE lazer, bazı hastalar için hayat kalitesini artıran bir alternatif olarak öne çıkıyor.</p>

<p><strong>“Beklenti yönetimi en kritik nokta”</strong></p>

<p>Lazer tedavilerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, gerçekçi olmayan beklentiler.</p>

<p>Bazı hastalar işlemi “mucizevi bir çözüm” olarak görebiliyor. Ancak uzmanlara göre bu yaklaşım, hayal kırıklığına yol açabilir.</p>

<p>Op. Dr. Kadir Çolakoğlu bu konuda şu uyarıyı yapıyor:<br />
“Biz hastalarımıza her zaman gerçekçi bir çerçeve sunarız. Amaç sadece gözlükten kurtulmak değil, sağlıklı ve stabil bir görüş elde etmektir.”</p>

<p><strong>Sonuçlar ne kadar kalıcı?</strong></p>

<p>SMILE lazer sonrası elde edilen sonuçlar, genellikle uzun vadeli oluyor. Ancak bu durum, tamamen kişinin göz yapısına ve yaşam sürecine bağlı.</p>

<p>Örneğin yaş ilerledikçe ortaya çıkabilecek farklı göz problemleri (yakını görememe gibi) lazer tedavisinden bağımsız gelişebilir.</p>

<p>Bu yüzden “ömür boyu hiç sorun yaşamam” beklentisi yerine, “uzun vadeli bir çözüm elde edebilirim” yaklaşımı daha doğru kabul ediliyor.</p>

<p><strong>Kimler daha çok araştırıyor?</strong></p>

<p>Son dönemde özellikle 20-40 yaş arası bireylerin bu tür tedavilere daha fazla ilgi gösterdiği görülüyor. Bunun en büyük nedeni ise aktif yaşam tarzı.</p>

<p>Spor yapan, seyahat eden, yoğun çalışan bireyler için gözlük ve lens kullanımı zaman zaman ciddi bir konfor kaybı yaratabiliyor.</p>

<p>Bu da kalıcı çözümlere olan ilgiyi artırıyor.</p>

<p><strong>“Karar vermeden önce mutlaka değerlendirme şart”</strong></p>

<p>SMILE lazer, birçok kişi için etkili bir çözüm olabilir. Ancak bu karar, hızlı verilmemesi gereken bir karar.</p>

<p>Detaylı göz muayenesi, doğru analiz ve uzman görüşü olmadan yapılan tercihler, istenmeyen sonuçlara yol açabilir.</p>

<p>Op. Dr. Çolakoğlu bu noktada şu öneride bulunuyor:<br />
“En doğru karar, detaylı değerlendirme sonrası verilen karardır. Acele etmek yerine doğru zamanı ve doğru yöntemi seçmek gerekir.”</p>

<p><strong>Çözüm olabilir… ama doğru planlama ile</strong></p>

<p>SMILE lazer, uygun hastalarda gözlük ve lens kullanımına alternatif olarak uzun vadeli bir çözüm sunabilir. Ancak bu, herkes için geçerli bir durum değildir.</p>

<p>En önemli üç faktör:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Doğru hasta seçimi</li>
 <li>Doğru teknoloji</li>
 <li>Deneyimli uzman yaklaşımı</li>
</ul>

<p>bir araya geldiğinde, başarılı sonuçlar elde etmek mümkün olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/gozluk-ve-lens-kullanimindan-kurtulmak-mumkun-mu-smile-lazer-gercekten-kalici-bir-cozum-sun</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/gozluk-ve-lens-kullanimindan-kurtulmak-mumkun-mu-smile-lazer-gercekten-kalici-bir-cozum-sun.jpg" type="image/jpeg" length="33108"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ruh Sağlığında Teknoloji Dönemi: İstanbul Kadıköy’de TMS ve QEEG ile Kişiye Özel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/ruh-sagliginda-teknoloji-donemi-istanbul-kadikoyde-tms-ve-qeeg-ile-kisiye-ozel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/ruh-sagliginda-teknoloji-donemi-istanbul-kadikoyde-tms-ve-qeeg-ile-kisiye-ozel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geleneksel tedavi yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, modern tıp beynin haritasını çıkararak doğrudan hedefe yönelik çözümler sunuyor. İstanbul Kadıköy’de <strong>Doç. Dr. Özlem Kızılkurt</strong> klinik uygulamalarında, ruhsal bozuklukların teşhis ve tedavisinde devrim niteliğinde olan <strong>QEEG Beyin Haritalama</strong> ve <a href="https://ozlemkizilkurt.com/tms-tedavisi/" rel="dofollow"><strong>TMS Tedavisi</strong></a> yöntemlerini bir araya getiriyor. Artık "deneme-yanılma" yoluyla değil, tamamen veriye dayalı bilimsel protokollerle iyileşmek mümkün.</p>

<h2><a name="_dufbiliq9btf"></a>QEEG Beyin Haritalama: Zihninizin Dijital Parmak İzi</h2>

<p>Doğru tedavi, doğru teşhisle başlar. <a href="https://ozlemkizilkurt.com/qeeg-beyin-haritalama/" rel="dofollow"><strong>QEEG Beyin Haritalama</strong></a>, beynin elektriksel aktivitesini (beyin dalgalarını) kaydederek dijital bir haritaya dönüştürür. Bu yöntemle depresyon, anksiyete, dikkat eksikliği ve bağımlılık gibi durumların beyindeki biyolojik kökenleri somut olarak tespit edilir.</p>

<p><a href="https://ozlemkizilkurt.com/" rel="dofollow"><strong>İstanbul Kadıköy psikiyatrist</strong></a><a href="https://ozlemkizilkurt.com/" rel="nofollow"> </a>arayışında olan danışanlar için büyük bir avantaj sağlayan QEEG, hangi beyin bölgesinin nasıl çalıştığını göstererek tedavinin kişiselleştirilmesine olanak tanır. Bu sayede, danışanın ihtiyacı olan terapi ve ilaç planlaması en yüksek doğruluk payı ile belirlenir.</p>

<h2><a name="_y59pjwr8ow4i"></a>TMS Tedavisi: İlaçsız ve Etkin Müdahale</h2>

<p>Transkraniyal Manyetik Uyarıcı (<strong>TMS Tedavisi</strong>), cerrahi bir müdahale gerektirmeyen, yan etkisi oldukça sınırlı bir nöromodülasyon tekniğidir. Manyetik dalgalar aracılığıyla beynin belirli bölgelerindeki hücre aktivitesini düzenleyen bu yöntem, özellikle dirençli depresyon, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ve bağımlılık tedavisinde dünya çapında kabul görmüştür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kadıköy psikiyatrist</strong> hizmetlerimiz kapsamında sunulan TMS seansları sırasında danışan uyanıktır ve günlük hayatına hemen dönebilir. Doç. Dr. Özlem Kızılkurt’un akademik gözetiminde uygulanan bu teknoloji, ilaç kullanımına engel durumu olan veya ilaçlardan yeterli verim alamayan bireyler için umut verici bir seçenektir.</p>

<p><strong><em><u>Ruhsal sağlığınızda teknoloji destekli, bilimsel ve kalıcı bir değişim başlatmak için geç kalmayın. Doç. Dr. Özlem Kızılkurt kliniğinden randevu alarak modern tıbbın sunduğu imkanlarla tanışmak için hemen bilgi alın.</u></em></strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/ruh-sagliginda-teknoloji-donemi-istanbul-kadikoyde-tms-ve-qeeg-ile-kisiye-ozel-tedavi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/ruh-sagliginda-teknoloji-donemi-istanbul-kadikoyde-tms-ve-qeeg-ile-kisiye-ozel-tedavi.jpg" type="image/jpeg" length="22196"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin ve Sinir Cerrahisi Alanında Uzman Bir Hekim Seçimi Neden Hayati Önem Taşır]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/beyin-ve-sinir-cerrahisi-alaninda-uzman-bir-hekim-secimi-neden-hayati-onem-tasir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/beyin-ve-sinir-cerrahisi-alaninda-uzman-bir-hekim-secimi-neden-hayati-onem-tasir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin ve sinir cerrahisi insan yaşamının en kritik noktalarına temas eden tıbbi disiplinlerden biridir. Sinir sistemi üzerinde yapılan her müdahale, doğrudan hareket kabiliyetini, konuşmayı, hafızayı ve yaşam kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle bu alanda hizmet veren bir hekimin bilgi birikimi, deneyimi ve kullandığı teknolojik altyapı büyük önem taşır.</p>

<p>İzmir’de bu alanda hizmet veren Op. Dr. Umut Tan Sevgi, özellikle ileri düzey nöroşirürjikal hastalıkların tanı ve tedavisinde modern yaklaşımlarıyla dikkat çeker. Hastalıkların yalnızca cerrahi yönü değil, öncesi ve sonrası süreçleri de detaylı şekilde planlanır. Böylece hasta için daha güvenli ve kontrollü bir tedavi süreci oluşturulur.</p>

<p>Beyin cerrahisinde başarı, yalnızca ameliyatın gerçekleştirilmesiyle değil, doğru teşhis ve doğru hasta seçimiyle de doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle multidisipliner değerlendirme süreçleri kritik rol oynar.</p>

<h2>En İyi İzmir Beyin Cerrahı Seçimi Nasıl Olmalı</h2>

<p><a href="https://www.umuttansevgi.com/" rel="dofollow"><strong>İzmir beyin cerrahı</strong></a> seçimi yapılırken yalnızca cerrahın unvanı değil, deneyimi, hasta yaklaşımı ve kullandığı teknolojik yöntemler de dikkate alınmalıdır. Beyin ve omurilik cerrahisinde her vaka birbirinden farklıdır ve standart bir tedavi yöntemi her zaman yeterli olmayabilir.</p>

<p>Beyin tümörleri, omurga hastalıkları ve travmatik beyin yaralanmaları gibi durumlarda cerrahın hem mikrocerrahi hem de endoskopik tekniklere hakim olması gerekir. Ayrıca operasyon öncesi planlama sürecinde MR, BT ve nörofizyolojik testlerin doğru yorumlanması büyük önem taşır.</p>

<p>Cerrahi karar süreci aceleye getirilmemelidir. Her hastanın nörolojik durumu ayrıntılı şekilde değerlendirilir ve risk-fayda dengesi net olarak ortaya konur. Özellikle kritik beyin bölgelerine yakın lezyonlarda bu değerlendirme çok daha hassas yapılır.</p>

<h2>İzmir Epilepsi Cerrahisi Sürecinde Cerrahi Seçenekler</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki elektriksel aktivitenin aniden ve kontrolsüz şekilde artmasıyla ortaya çıkan kronik bir nörolojik hastalıktır. Nöbetler hastanın bilinç durumunu, motor fonksiyonlarını ve günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebilir.</p>

<p><a href="https://www.umuttansevgi.com/epilepsi-cerrahisi" rel="dofollow"><strong>İzmir epilepsi cerrahisi</strong></a> özellikle ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda gündeme gelen önemli bir tedavi seçeneğidir. İlaç dirençli epilepsi grubunda yer alan hastalarda nöbetlerin kaynağı belirlenerek cerrahi müdahale planlanabilir.</p>

<p>Cerrahi sürecin en önemli aşaması, nöbet odağının doğru şekilde tespit edilmesidir. Bu süreçte uzun süreli video EEG monitorizasyonu, beyin MR görüntülemeleri ve ileri nörofizyolojik incelemeler kullanılır. Elde edilen veriler multidisipliner epilepsi konseyi tarafından değerlendirilir.</p>

<p>Cerrahi her hasta için uygun değildir. Nöbet odağının konuşma, hafıza veya motor fonksiyonlarla ilişkili kritik bölgelerde olmaması gerekir. Uygun hastalarda cerrahi sonrası nöbet sıklığında belirgin azalma hatta bazı vakalarda tamamen kontrol sağlanması mümkün olabilir.</p>

<p>İzmir Şehir Hastanesi’nde görev yapan Op. Dr. Umut Tan Sevgi, epilepsi cerrahisi sürecinde hastaları detaylı şekilde değerlendirerek kişiye özel tedavi planı oluşturur. Cerrahi sonrası takip süreci de düzenli şekilde yürütülerek hastanın yaşam kalitesi desteklenir.</p>

<h2>Epilepsi Hastalığında Cerrahi Tedavi</h2>

<p>Epilepsi, yalnızca nöbetlerden ibaret bir hastalık değildir. Hastanın sosyal yaşamını, psikolojik durumunu ve günlük aktivitelerini de doğrudan etkileyen bir sağlık problemidir. Bu nedenle tedavi süreci çok yönlü ele alınmalıdır.</p>

<p>İlaç tedavisi birçok hastada yeterli kontrol sağlarken, bazı vakalarda nöbetler devam eder. Bu durumda cerrahi seçenekler değerlendirilir. Cerrahi kararı verilmeden önce hastanın tüm klinik verileri detaylı şekilde incelenir.</p>

<p>Cerrahi sonrası süreçte hastaların nörolojik fonksiyonları düzenli olarak takip edilir. Amaç yalnızca nöbetleri azaltmak değil, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini artırmaktır.</p>

<h2>İzmir Hipofiz Tümörü Tedavisinde Endoskopik Cerrahi ve Modern Yöntemler</h2>

<p>Hipofiz bezi, hormon dengesini kontrol eden küçük ancak hayati bir yapıdır. Bu bölgede oluşan tümörler, hormon üretimini etkileyerek vücudun birçok sisteminde değişikliklere neden olabilir.</p>

<p><a href="https://www.umuttansevgi.com/izmir-hipofiz-tumoru-tedavisi-ve-ameliyat-sureci" rel="dofollow"><strong>İzmir hipofiz tümörü</strong></a> vakalarında en sık görülen belirtiler arasında baş ağrısı, görme bozuklukları ve hormonal dengesizlikler yer alır. Özellikle büyüyen tümörler optik sinirlere baskı yaparak görme kaybına yol açabilir.</p>

<p>Hipofiz tümörlerinin tedavisinde günümüzde en yaygın yöntem endoskopik endonazal cerrahidir. Bu yöntemde burun yoluyla girilerek tümör minimal invaziv şekilde çıkarılır. Açık cerrahiye göre daha az doku hasarı oluşur ve iyileşme süreci daha hızlıdır.</p>

<p>Cerrahi öncesinde detaylı MR görüntüleme yapılır. Tümörün büyüklüğü, yayılımı ve çevre dokularla ilişkisi değerlendirilir. Cerrahi sonrası dönemde ise hormon seviyeleri düzenli olarak kontrol edilir.</p>

<h2>Hipofiz Bezi Hastalıklarında Görülen Belirtiler</h2>

<p>Hipofiz tümörleri çoğu zaman sinsi ilerleyen hastalıklardır. Baş ağrısı gibi genel belirtilerle başlayabilir ve zamanla görme kaybı veya hormonal bozukluklara dönüşebilir.</p>

<p>Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkiler. Bu nedenle uzun süreli baş ağrısı yaşayan veya görme alanında daralma hisseden hastaların detaylı nörolojik değerlendirmeden geçmesi gerekir.</p>

<p>Endokrin sistem üzerindeki etkiler nedeniyle bazı hastalarda tiroid, böbrek üstü bezi veya üreme hormonlarında belirgin değişiklikler görülebilir. Bu durum sistemik belirtilerle kendini gösterebilir.</p>

<h2>Modern Nöroşirürjide Cerrahi Güvenliğin Artması</h2>

<p>Beyin cerrahisinde kullanılan teknolojiler son yıllarda önemli ölçüde gelişmiştir. Mikroskobik cerrahi teknikler, nöromonitorizasyon sistemleri ve ileri görüntüleme yöntemleri sayesinde operasyonlar daha güvenli hale gelmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cerrahi sırasında kritik beyin bölgelerinin korunması büyük önem taşır. Bu nedenle operasyonlar sırasında sürekli nörolojik izleme yapılır. Böylece olası riskler en aza indirilir.</p>

<p>Op. Dr. Umut Tan Sevgi’nin klinik çalışmalarında hastalar yalnızca cerrahi açıdan değil, bütüncül bir sağlık değerlendirmesi içinde ele alınır. Her hasta için özel bir tedavi planı oluşturulur ve süreç detaylı şekilde takip edilir.</p>

<h2>İzmir Beyin Ve Sinir Cerrahisinde Hastalıkların Erken Belirtileri Nasıl Fark Edilir ve Ne Zaman Uzmana Başvurulmalıdır</h2>

<p>Beyin ve sinir sistemi hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerleyen belirtilerle kendini gösterir. Baş ağrısı, baş dönmesi, görme bozuklukları, denge kaybı ve ani gelişen nöbetler gibi bulgular ilk etapta basit rahatsızlıklarla karıştırılabilir. Ancak bu belirtilerin süreklilik göstermesi ya da şiddetlenmesi durumunda nörolojik değerlendirme gereklidir.</p>

<p>Özellikle tekrarlayan baş ağrıları, sabah saatlerinde artan baskı hissi ve görme alanında daralma gibi şikâyetler beyin içi basınç değişikliklerine işaret edebilir. Bu tür durumlarda gecikmeden ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulması gerekir.</p>

<p>Nörolojik hastalıkların erken fark edilmesi, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Çünkü bazı hastalıklar ilerledikçe cerrahi seçenekler daha karmaşık hale gelebilir. Bu nedenle zamanında yapılan değerlendirme, hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de komplikasyon riskini azaltır.</p>

<h2>Beyin Ve Sinir Cerrahisinde Yaşam Kalitesini Artırmak</h2>

<p>Modern tıpta hedef yalnızca hastalığı tedavi etmek değil, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini artırmaktır. Bu nedenle beyin cerrahisi uygulamalarında fonksiyonların korunması öncelikli hedeflerden biri haline gelmiştir.</p>

<p>Epilepsi hastalarında nöbetlerin azaltılması, hastanın sosyal yaşamına daha aktif katılmasını sağlar. Hipofiz tümörü hastalarında hormonal dengenin yeniden sağlanması ise genel vücut sağlığını doğrudan etkiler.</p>

<h2>Beyin ve Sinir Cerrahisinde Doğru Uzman Seçiminin Yaşam Kalitesine Etkisi</h2>

<p>Beyin ve sinir cerrahisi, yüksek dikkat ve uzmanlık gerektiren bir tıp alanıdır. Epilepsi cerrahisi ve hipofiz tümörü operasyonları gibi ileri düzey müdahaleler, doğru planlama ve deneyimli bir cerrah ile çok daha başarılı sonuçlar verebilir.</p>

<p>İzmir’de bu alanda hizmet veren Op. Dr. Umut Tan Sevgi, modern cerrahi teknikleri ve multidisipliner yaklaşımıyla hastalarına kapsamlı bir tedavi süreci sunmaktadır. Amaç yalnızca hastalığı tedavi etmek değil, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini kalıcı olarak artırmaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/beyin-ve-sinir-cerrahisi-alaninda-uzman-bir-hekim-secimi-neden-hayati-onem-tasir</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/beyin-ve-sinir-cerrahisi-alaninda-uzman-bir-hekim-secimi-neden-hayati-onem-tasir.jpg" type="image/jpeg" length="46275"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şeker Bağımlılığı ve Beyin Üzerindeki Etkileri]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/seker-bagimliligi-ve-beyin-uzerindeki-etkileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/seker-bagimliligi-ve-beyin-uzerindeki-etkileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şeker tüketiminin bir alışkanlıktan öte bir döngüye dönüşmesi, pek çok kişinin fark ettiğinden çok daha erken yaşlarda başlıyor. Tatlı bir şey yenildiğinde beyinde yaşanan süreç, basit bir zevk tepkisinin ötesinde nörokimyasal bir yanıtı kapsıyor. Bu yanıtın nasıl işlediğini anlamak, şekerle kurulan ilişkiyi daha net bir perspektiften değerlendirmeyi mümkün kılıyor.</p>

<p>Şeker tüketildiğinde beyin, ödül sistemiyle doğrudan ilişkili bir nörotransmitter olan dopamini salgılıyor. Bu mekanizma özünde sağlıklı; vücudun enerji kaynağı bulduğunu kayıt altına almasını sağlıyor. Ancak rafine şekerin yoğunluğu ve hızı, bu sistemi olağan dışı bir biçimde uyarıyor. Zamanla beyin aynı tatmin hissini yaşayabilmek için daha fazla şeker talep etmeye başlıyor. Araştırmacılar bu sürecin, bağımlılık yapan maddelerle tetiklenen mekanizmalarla yapısal benzerlikler taşıdığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Öte yandan beyin üzerindeki etkiler yalnızca bu döngüyle sınırlı değil. Yüksek şeker tüketimi hipokampüs üzerinde baskı oluşturabildiğini gösteren nörobiyoloji çalışmaları mevcut. Hipokampüs öğrenme ve bellek süreçleri için kritik bir alan. <a href="https://hayatbilgileri.com/beslenme/fazla-seker-tukettiginin-isaretleri/" rel="dofollow">Fazla şeker tüketmek</a> bu açıdan değerlendirildiğinde yalnızca fiziksel değil bilişsel sağlık üzerinde de uzun vadeli izler bırakabiliyor.</p>

<p>Ruh hali dalgalanmaları da bu tablonun ayrılmaz bir parçası. Kan şekerinin hızla yükselmesi ve ardından gelen sert düşüş; kaygı, sinirlilik ve odaklanma güçlüğü olarak hissedilebiliyor. Üstelik bu döngü kendi kendini besliyor: düşen kan şekeri yeniden tatlı isteği yaratıyor ve beyin bir kez daha aynı döngüye giriyor. Gün içinde açıklanamayan ruh hali değişimleri yaşayan pek çok kişi için bu mekanizma önemli bir değişken olabiliyor.</p>

<p>Beslenme ve beyin sağlığı arasındaki ilişki son on yılda nörobilim araştırmalarının en aktif gündem maddelerinden biri haline geldi. Bağırsak-beyin ekseni üzerine yürütülen çalışmalar, şeker ağırlıklı bir beslenme düzeninin bağırsak mikrobiyomunu olumsuz etkileyerek dolaylı yoldan beyin fonksiyonlarını da etkileyebildiğini gösteriyor. <a href="https://hayatbilgileri.com/" rel="dofollow">hayatbilgileri</a> bu alandaki gelişmeleri bilimsel kaynaklara dayanan içeriklerle takip ediyor.</p>

<p>Bağımlılık kelimesi şeker söz konusu olduğunda hâlâ tartışmalı bir kavram olsa da davranışsal örüntüler açısından tablo oldukça tanıdık: kontrol güçlüğü, tüketimi azaltmaya çalışırken yaşanan isteksizlik ve tetikleyici durumlarda otomatik olarak şekere yönelme. <a href="https://hayatbilgileri.com/saglik/" rel="dofollow">Kanıtlanmış kaynaklara göre şeker</a> tüketiminin bu davranışsal boyutu nörobilim literatüründe giderek daha fazla yer buluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beynin şekerle kurduğu ilişkiyi yeniden düzenlemek mümkün; ancak bu süreç irade meselesinden çok biyolojik bir uyum sürecini kapsıyor. Rafine şeker alımını yavaş yavaş azaltmak, kan şekerini dengeleyen besinlere yönelmek ve uyku ile stres yönetimine dikkat etmek bu uyum sürecini destekleyen başlıca adımlar arasında sayılıyor. Değişim hızlı olmuyor ama beyin bu esnekliğe sahiptir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/seker-bagimliligi-ve-beyin-uzerindeki-etkileri</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-12-at-113847.jpeg" type="image/jpeg" length="75402"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Candan Mezili: “Annelik Estetiği ile Kadınlar Doğum Öncesi Görünümlerine Kavuşabiliyor”]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/op-dr-candan-mezili-annelik-estetigi-ile-kadinlar-dogum-oncesi-gorunumlerine-kavusabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/op-dr-candan-mezili-annelik-estetigi-ile-kadinlar-dogum-oncesi-gorunumlerine-kavusabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların yaşamındaki en özel ve dönüştürücü süreçlerden biri olan annelik, beraberinde fiziksel değişimleri de getiriyor. Hamilelik ve doğum sonrası vücutta meydana gelen deformasyonlar, birçok kadının estetik ve psikolojik açıdan kendini farklı hissetmesine neden olabiliyor. Bu noktada son yıllarda giderek daha fazla tercih edilen “annelik estetiği” uygulamaları, kadınların hem fiziksel hem de ruhsal anlamda kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı oluyor. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Candan Mezili, annelik estetiği hakkında merak edilenleri ve bu uygulamaların sunduğu avantajları anlattı.</p>

<p>Annelik estetiği; doğum sonrası oluşan karın sarkması, çatlaklar, meme hacim kaybı, bel ve basen bölgesindeki yağlanmalar gibi birden fazla sorunun aynı anda giderilmesini hedefleyen kombine bir estetik cerrahi yaklaşımıdır. Op. Dr. Candan Mezili, bu işlemin tek bir operasyon planı içinde kişiye özel olarak şekillendirildiğini belirterek, “Her kadının doğum sonrası yaşadığı değişim farklıdır. Bu nedenle annelik estetiği standart bir operasyon değil, tamamen bireye özel planlanan bir süreçtir” dedi.</p>

<p>Hamilelik sürecinde karın kaslarının gevşemesi ve deri elastikiyetinin azalması, en sık karşılaşılan sorunlar arasında yer alıyor. Bu durum çoğu zaman spor ve diyetle tamamen toparlanamayabiliyor. Annelik estetiği kapsamında uygulanan karın germe (abdominoplasti) operasyonu ile fazla deri alınırken, gevşemiş karın kasları da sıkılaştırılıyor. Böylece daha düz ve fit bir karın görünümü elde ediliyor.</p>

<p>Meme bölgesinde ise doğum ve emzirme sonrası hacim kaybı, sarkma veya şekil bozuklukları görülebiliyor. Bu noktada meme dikleştirme, meme büyütme veya küçültme operasyonları annelik estetiğinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Op. Dr. Mezili, “Meme estetiği işlemleri, hastanın ihtiyacına göre planlanır. Amaç doğal, dengeli ve estetik bir görünüm sağlamaktır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Annelik estetiğinin bir diğer önemli ayağını ise vücut şekillendirme uygulamaları oluşturuyor. Liposuction (yağ alma) yöntemi ile özellikle bel, basen ve karın çevresinde biriken dirençli yağlar hedef alınarak vücut hatları yeniden şekillendiriliyor. Bu işlemler sayesinde daha orantılı ve estetik bir siluet elde ediliyor.</p>

<p>Op. Dr. Candan Mezili, annelik estetiğinin yalnızca fiziksel bir değişim sağlamadığını, aynı zamanda kadınların özgüvenini de önemli ölçüde artırdığını vurguladı. “Doğum sonrası vücudunda değişim yaşayan birçok kadın, kendini eski halinden uzak hissedebiliyor. Bu durum sosyal yaşamı ve psikolojik durumu da etkileyebiliyor. Annelik estetiği ile kadınlar hem aynaya baktıklarında kendilerini daha iyi hissediyor hem de özgüvenlerini yeniden kazanıyor” dedi.</p>

<p>Operasyon süreci hakkında da bilgi veren Mezili, annelik estetiğinin genellikle genel anestezi altında gerçekleştirildiğini ve yapılan işlemlere bağlı olarak birkaç saat sürebildiğini belirtti. Hastaların çoğu birkaç gün içinde günlük yaşamlarına dönebilirken, tam iyileşme süreci birkaç haftayı bulabiliyor. Bu süreçte doktor önerilerine uyulmasının son derece önemli olduğunun altını çizdi.</p>

<p>Annelik estetiği için en uygun zamanın, doğumdan sonra vücudun kendini toparlaması ve emzirme sürecinin tamamlanması olduğunu ifade eden Op. Dr. Mezili, “Genellikle doğumdan sonra en az 6 ay ila 1 yıl beklenmesini öneriyoruz. Ayrıca hastanın tekrar gebelik planının olmaması da önemlidir” şeklinde konuştu.</p>

<p>Her cerrahi işlemde olduğu gibi annelik estetiğinde de hasta seçiminin ve doğru planlamanın büyük önem taşıdığını belirten Mezili, operasyon öncesinde detaylı bir değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı. Hastanın genel sağlık durumu, beklentileri ve yaşam tarzı gibi faktörler göz önünde bulundurularak en uygun tedavi planı oluşturuluyor.</p>

<p>Son yıllarda annelik estetiğine olan ilginin artmasının nedenlerinden biri de teknolojik gelişmeler ve cerrahi tekniklerin ilerlemesi. Daha kısa iyileşme süreleri, daha doğal sonuçlar ve kişiye özel planlamalar sayesinde bu işlemler artık çok daha güvenli ve konforlu bir şekilde gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>Op. Dr. Candan Mezili, sözlerini şöyle tamamladı: “Annelik, kadınlar için eşsiz bir deneyimdir. Ancak bu süreçte yaşanan fiziksel değişimlerin kalıcı olması gerekmez. Doğru planlanan annelik estetiği ile kadınlar hem sağlıklarını koruyarak hem de estetik açıdan istedikleri görünüme kavuşabilir. Önemli olan, bu sürecin uzman bir hekim eşliğinde ve bilinçli bir şekilde yönetilmesidir.”</p>

<p>Estetik Plastik Cerrahi Doktoru Op. Dr. Candan Mezili</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://candanmezili.com/" rel="dofollow">https://candanmezili.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=761dc70440dc5f86&amp;sxsrf=ANbL-n5yDMRk6MqdThCVpNawaziww74lDQ:1775636784167&amp;q=candan+mezili+adres&amp;ludocid=7346770655418719011&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwiWwZS-6t2TAxVqg_0HHS7eCrgQ6BN6BAgnEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14bbdbb1967b38b7:0x65f4f8fc7a7f1b23?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">Bostanlı, Cemal Gürsel Cd. 103/1, 35590 Karşıyaka/İzmir</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0533 400 82 40</p>

<p><a href="https://www.instagram.com/drcandanmezili/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/drcandanmezili/</a></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/c/candanmezili" rel="dofollow">https://www.youtube.com/c/candanmezili</a></p>

<p><a href="https://www.facebook.com/opdrcandanmezili/" rel="dofollow">https://www.facebook.com/opdrcandanmezili/</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/op-dr-candan-mezili-annelik-estetigi-ile-kadinlar-dogum-oncesi-gorunumlerine-kavusabiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/op-dr-candan-mezili-annelik-estetigi-ile-kadinlar-dogum-oncesi-gorunumlerine-kavusabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="82803"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Ahmet Bekin: “Kilo Verme Sürecinde Yapılan Hatalar Sağlığı Tehlikeye Atıyor”]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/op-dr-ahmet-bekin-kilo-verme-surecinde-yapilan-hatalar-sagligi-tehlikeye-atiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/op-dr-ahmet-bekin-kilo-verme-surecinde-yapilan-hatalar-sagligi-tehlikeye-atiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde fazla kilo ve obezite, yalnızca estetik bir sorun olmaktan çıkıp ciddi sağlık risklerini beraberinde getiren önemli bir halk sağlığı problemi haline gelmiştir. Ancak kilo verme sürecinde yapılan bilinçsiz uygulamalar, istenilen sonuca ulaşmayı zorlaştırmakla kalmayıp metabolik ve psikolojik sorunlara da yol açabilmektedir. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Op. Dr. Ahmet Bekin, kilo verme sürecinde sık yapılan hatalara dikkat çekerek sağlıklı ve sürdürülebilir yöntemlerin önemini vurguladı.</p>

<p>Op. Dr. Ahmet Bekin’e göre kilo verme sürecindeki en büyük hatalardan biri, hızlı sonuç alma isteğiyle uygulanan şok diyetlerdir. Bu tür diyetler kısa sürede kilo kaybı sağlasa da, vücutta kas kaybına ve metabolizma hızının düşmesine neden olur. Metabolizmanın yavaşlaması ise verilen kiloların kısa sürede geri alınmasına yol açar. Bekin, “Sağlıklı kilo kaybı sayıdan bağımsız olmalıdır. Hızlı verilen kilolar genellikle kalıcı olmaz ve sağlık açısından risk oluşturur” dedi.</p>

<p>Bir diğer önemli hata ise öğün atlamaktır. Özellikle kahvaltıyı atlamak ya da uzun süre aç kalmak, vücudu kıtlık moduna sokarak yağ depolama eğilimini artırır. Bu durum, kilo vermeyi zorlaştırdığı gibi kan şekeri dengesizliklerine de yol açabilir. Düzenli ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Bekin, gün içerisinde sık ama kontrollü porsiyonlarla beslenmenin metabolizmayı aktif tuttuğunu ifade etti.</p>

<p>Kilo verme sürecinde yapılan hatalardan biri de tek tip beslenme programlarına yönelmektir. Sadece protein ya da sadece karbonhidrat ağırlıklı diyetler, vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerin eksik alınmasına neden olur. Bu durum bağışıklık sistemini zayıflatırken, saç dökülmesi, halsizlik ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlara yol açabilir. Op. Dr. Ahmet Bekin, “Dengeli bir diyet; protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineralleri içermelidir. Tek yönlü beslenme uzun vadede ciddi sağlık problemlerine neden olabilir” şeklinde konuştu.</p>

<p>Sıvı tüketiminin ihmal edilmesi de kilo verme sürecinde sık karşılaşılan hatalardan biridir. Yeterli su içilmemesi, metabolizmanın yavaşlamasına ve toksinlerin vücuttan atılamamasına neden olur. Ayrıca susuzluk hissi çoğu zaman açlık ile karıştırılarak gereksiz kalori alımına yol açabilir. Bekin, günlük su tüketiminin bireyin kilosuna ve yaşam tarzına göre ayarlanması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Egzersiz konusundaki yanlış yaklaşımlar da dikkat çeken bir diğer başlıktır. Kilo vermek isteyen birçok kişi ya hiç egzersiz yapmamakta ya da kısa sürede yoğun ve sürdürülemez programlara yönelmektedir. Bu durum sakatlanmalara ve motivasyon kaybına neden olabilir. Op. Dr. Ahmet Bekin, düzenli ve kişiye uygun egzersiz programlarının hem kilo kaybını desteklediğini hem de genel sağlık durumunu iyileştirdiğini vurguladı.</p>

<p>Psikolojik faktörler de kilo verme sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Duygusal yeme alışkanlığı, stres ve motivasyon eksikliği, sürecin başarısını olumsuz etkileyebilir. Özellikle hızlı sonuç beklentisi karşılanmadığında kişiler diyeti bırakma eğilimine girebilir. Bekin, bu noktada sabırlı olunması gerektiğini ve gerektiğinde profesyonel destek alınmasının süreci kolaylaştıracağını ifade etti.</p>

<p>Bir diğer kritik hata ise internet ve sosyal medyada yer alan yanlış bilgilere göre hareket etmektir. Her bireyin metabolizması, sağlık durumu ve ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle başkalarına iyi gelen bir diyet programı herkes için uygun olmayabilir. Op. Dr. Ahmet Bekin, “Kilo verme süreci mutlaka kişiye özel planlanmalıdır. Uzman kontrolü olmadan uygulanan diyetler ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” uyarısında bulundu.</p>

<p>Son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğneleri de kontrolsüz kullanıldığında önemli riskler barındırmaktadır. Her ne kadar bazı ilaçlar tıbbi olarak obezite tedavisinde kullanılabilse de, bu ürünlerin bilinçsiz ve doktor kontrolü olmadan kullanımı; mide bulantısı, kusma, sindirim sistemi problemleri, pankreas iltihabı (pankreatit) ve hormon dengesizlikleri gibi ciddi yan etkilere yol açabilir. Ayrıca hızlı kilo kaybına bağlı olarak kas kaybı ve metabolizma yavaşlaması da görülebilir.</p>

<p>Uyku düzeninin ihmal edilmesi de kilo kontrolünü zorlaştıran faktörler arasında yer almaktadır. Yetersiz uyku, iştah hormonlarını etkileyerek daha fazla yemek yeme isteğine neden olabilir. Ayrıca gece geç saatlerde yemek yeme alışkanlığı da kilo alımını tetikleyen unsurlar arasındadır. Bekin, sağlıklı bir yaşam için düzenli uyku alışkanlığının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Kilo verme sürecinde tüm bu hatalara rağmen istenilen sonuca ulaşamayan bireyler için tıbbi destek seçenekleri de değerlendirilebilir. Op. Dr. Ahmet Bekin, özellikle diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen kişilerde mide botoksu uygulamasının etkili bir alternatif olabileceğini belirtti. Mide botoksunun, mide kaslarının hareketini yavaşlatarak tokluk süresini uzattığını ve iştahı azalttığını ifade eden Bekin, “Bu yöntem cerrahi değildir ve uygun hastalarda kilo verme sürecini destekleyici bir seçenek olarak uygulanabilir. Ancak mutlaka uzman değerlendirmesi sonrası planlanmalıdır” dedi.</p>

<p>Son olarak, kilo verme sürecinin sadece bir diyet programı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Ahmet Bekin, bunun bir yaşam tarzı değişikliği olduğunu vurguladı. Kalıcı sonuçlar elde etmek için sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazanılması, düzenli fiziksel aktivite yapılması ve genel yaşam kalitesinin artırılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Op. Dr. Ahmet Bekin, “Kilo vermek bir maraton gibidir, sprint değil. Doğru yöntemlerle, sabırlı ve kararlı bir şekilde ilerleyen bireyler hem sağlıklı hem de kalıcı sonuçlar elde eder” diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p><strong>Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin</strong></p>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://drahmetbekin.com/" rel="dofollow">https://drahmetbekin.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=761dc70440dc5f86&amp;sxsrf=ANbL-n7V-f5Y19Y9a0H7lJC1BfZCDkgqzQ:1775636629388&amp;q=mide+botoksu+i%CC%87stanbul+-+genel+cerrahi+uzman%C4%B1+op.+dr.+ahmet+bekin+%C3%BCsk%C3%BCdar+adres&amp;ludocid=927677748549049058&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwiLnq306d2TAxWxh_0HHa6SGcEQ6BN6BAgnEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14cac729330a0bdf:0xcdfc5ff4c4cdae2?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">Acıbadem, Akasya Avm Kent Kule B1 Blok, 34660 Üsküdar/İstanbul</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0542 577 20 20</p>

<p><a href="https://www.facebook.com/drahmetbekin" rel="dofollow">https://www.facebook.com/drahmetbekin</a></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCrSkDGwja-T4mSXsb_xh8vA" rel="dofollow">https://www.youtube.com/channel/UCrSkDGwja-T4mSXsb_xh8vA</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.instagram.com/drahmetbekin/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/drahmetbekin/</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/op-dr-ahmet-bekin-kilo-verme-surecinde-yapilan-hatalar-sagligi-tehlikeye-atiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 20:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/op-dr-ahmet-bekin-kilo-verme-surecinde-yapilan-hatalar-sagligi-tehlikeye-atiyor.jpg" type="image/jpeg" length="81021"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Burak Gürer: Kalça Eklemi Hastalıklarında Erken Tanı ve Doğru Tedavi Hayat Kalitesini Belirliyor]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/op-dr-burak-gurer-kalca-eklemi-hastaliklarinda-erken-tani-ve-dogru-tedavi-hayat-kalitesini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/op-dr-burak-gurer-kalca-eklemi-hastaliklarinda-erken-tani-ve-dogru-tedavi-hayat-kalitesini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalça eklemi, vücudun en büyük ve en önemli eklemlerinden biri olarak hareket kabiliyetinin temelini oluşturur. Günlük yaşamda yürüme, oturma, merdiven çıkma gibi birçok aktiviteyi doğrudan etkileyen bu eklemde ortaya çıkan hastalıklar, bireylerin yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebilir. Ortopedi ve travmatoloji alanında uzmanlaşan Op. Dr. Burak Gürer, kalça eklemi hastalıklarının erken tanı ve doğru tedavi ile büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Kalça eklemi hastalıkları her yaş grubunda görülebilmekle birlikte, nedenleri yaşa göre farklılık gösterebilir. Genç bireylerde doğumsal kalça çıkığı, femoroasetabular sıkışma (FAI) ve travmatik yaralanmalar öne çıkarken, ileri yaş grubunda en sık karşılaşılan sorunlar arasında kalça kireçlenmesi (osteoartrit), avasküler nekroz ve kırıklar yer alır. Op. Dr. Burak Gürer’e göre bu hastalıkların ortak noktası, zamanında müdahale edilmediğinde ilerleyici bir seyir izleyerek hareket kısıtlılığına ve kronik ağrıya yol açmalarıdır.</p>

<p>Kalça eklemi hastalıklarının en belirgin belirtileri arasında kasık bölgesinde ağrı, hareket sırasında takılma hissi, topallama ve eklem sertliği bulunur. Özellikle uzun süreli oturma sonrası ayağa kalkarken hissedilen zorlanma veya merdiven çıkarken artan ağrı, hastalığın önemli sinyalleri arasında yer alır. Op. Dr. Gürer, bu belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini belirterek, erken dönemde yapılan muayene ve görüntüleme yöntemlerinin tanı sürecinde kritik rol oynadığını ifade ediyor.</p>

<p>Tanı sürecinde fizik muayenenin yanı sıra röntgen, MR ve gerektiğinde tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Bu sayede kalça eklemindeki yapısal bozukluklar, kıkırdak hasarları veya kemik problemleri detaylı şekilde değerlendirilir. Özellikle genç hastalarda erken evrede saptanan problemler, cerrahi dışı yöntemlerle başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.</p>

<p>Tedavi planı hastalığın türüne, evresine ve hastanın yaşam tarzına göre kişiye özel olarak belirlenir. Erken evre kalça hastalıklarında ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersiz programları ön plandadır. Bu süreçte hastaların kilo kontrolü sağlaması ve ekleme binen yükü azaltması da tedavinin önemli bir parçasını oluşturur. Op. Dr. Burak Gürer, düzenli egzersizin hem ağrıyı azaltmada hem de eklem fonksiyonlarını korumada etkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>İleri evre kalça eklemi hastalıklarında ise cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelir. Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde minimal invaziv yöntemlerle gerçekleştirilen ameliyatlar, hastaların daha kısa sürede iyileşmesine olanak tanımaktadır. Özellikle kalça artroskopisi, eklem içi problemlerin küçük kesilerle tedavi edilmesini sağlayarak hem ağrıyı azaltmakta hem de hastaların günlük yaşamlarına hızlı dönüşünü mümkün kılmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalça protezi ameliyatı ise ileri derecede kireçlenme ve ciddi eklem hasarı bulunan hastalarda en etkili çözümlerden biridir. Op. Dr. Gürer, modern protez teknolojileri sayesinde hastaların ameliyat sonrası ağrılarından büyük ölçüde kurtulduğunu ve hareket kabiliyetlerini yeniden kazandığını belirtiyor. Ayrıca uygun hasta seçimi ve doğru cerrahi teknik ile protezlerin uzun yıllar sorunsuz şekilde kullanılabildiğini ifade ediyor.</p>

<p>Kalça sağlığını korumak için alınabilecek önlemler de büyük önem taşıyor. Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı kiloyu korumak, ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçınmak ve spor yaparken uygun ekipman kullanmak, kalça eklemini korumada etkili yöntemler arasında yer alıyor. Özellikle masa başı çalışan bireylerin uzun süre hareketsiz kalmaması ve gün içinde aktif olmaya özen göstermesi öneriliyor.</p>

<p>Op. Dr. Burak Gürer, kalça eklemi hastalıklarının toplumda yaygın olmasına rağmen çoğu zaman ihmal edildiğine dikkat çekerek, erken tanının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurguluyor. Hastaların şikayetlerini geciktirmeden uzman bir doktora başvurmalarının, hem daha basit tedavi yöntemleriyle sonuç alınmasını hem de yaşam kalitesinin korunmasını sağladığını ifade ediyor.</p>

<p>Sonuç olarak kalça eklemi hastalıkları, doğru zamanda yapılan müdahalelerle kontrol altına alınabilen ve tedavi edilebilen sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Modern tıbbın sunduğu gelişmiş tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde hastalar, ağrısız ve aktif bir yaşama yeniden kavuşabilmektedir. Op. Dr. Burak Gürer, bu süreçte hastaya özel yaklaşımın ve multidisipliner tedavi planlamasının başarının anahtarı olduğunu belirtiyor.</p>

<p><strong>Ortopedi Doktoru Op. Dr. Burak Gürer</strong></p>

<p><strong>Web sitesi: </strong><a href="https://drburakgurer.com/" rel="dofollow">https://drburakgurer.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=761dc70440dc5f86&amp;hl=tr&amp;authuser=1&amp;sxsrf=ANbL-n7gJph-igoMGKy5BIOVy9GcPxAtxg:1775636419015&amp;q=bal%C4%B1kesir+ortopedi+doktoru+-+op.+dr.+burak+g%C3%BCrer+alt%C4%B1eyl%C3%BCl+adres&amp;ludocid=4539865861443425502&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwi9xoWQ6d2TAxWy9bsIHRrSHe0Q6BN6BAgmEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14b70128f0d2e4ab:0x3f00d7f29f4214de?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;hl=tr&amp;ictx=111" rel="dofollow">Merkez, Gaziosmanpaşa, Yeni İzmir Cd 180/A Zemin Kat, 10100 Altıeylül/Balıkesir</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0532 397 95 08</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/op-dr-burak-gurer-kalca-eklemi-hastaliklarinda-erken-tani-ve-dogru-tedavi-hayat-kalitesini</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/op-dr-burak-gurer-kalca-eklemi-hastaliklarinda-erken-tani-ve-dogru-tedavi-hayat-kalitesini.jpg" type="image/jpeg" length="63101"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu’ndan Hayati Bir Uyarı: Arteriyel Kan Gazı Değerlendirmesi Yaşam Kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-alper-findikcioglundan-hayati-bir-uyari-arteriyel-kan-gazi-degerlendirmesi-yasam-ku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/prof-dr-alper-findikcioglundan-hayati-bir-uyari-arteriyel-kan-gazi-degerlendirmesi-yasam-ku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Solunum ve metabolik hastalıkların erken tanı ve takibinde kritik bir rol oynayan arteriyel kan gazı (AKG) analizi, modern tıbbın en önemli tanı araçlarından biri olarak öne çıkıyor. Alanında uzman isimlerden Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu, arteriyel kan gazı değerlendirmesinin özellikle yoğun bakım, acil servis ve kronik hastalık yönetiminde hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, arteriyel kan gazı analizinin kandaki oksijen (O₂), karbondioksit (CO₂), pH ve bikarbonat (HCO₃⁻) düzeylerini ölçerek hastanın solunum ve metabolik durumunu anlık olarak ortaya koyduğunu belirtti. Bu test sayesinde, vücudun asit-baz dengesi hakkında detaylı bilgi edinildiğini ifade eden Fındıkçıoğlu, özellikle solunum yetmezliği, KOAH, astım atakları ve sepsis gibi durumlarda hızlı ve doğru müdahale için AKG’nin vazgeçilmez olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Erken Tanı ve Hızlı Müdahale İmkanı Sunuyor</strong></p>

<p>Arteriyel kan gazı analizinin en büyük avantajlarından biri, hastanın durumunu saniyeler içinde değerlendirme imkanı sunmasıdır. Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, “Acil servislerde zamanla yarışılır. Arteriyel kan gazı sayesinde hastanın oksijenlenme durumu, solunum yeterliliği ve metabolik dengesi anında anlaşılır. Bu da doğru tedaviye hızla başlanmasını sağlar” dedi.</p>

<p>Özellikle yoğun bakım ünitelerinde takip edilen hastalarda düzenli AKG ölçümleri yapıldığını belirten Fındıkçıoğlu, ventilatör desteği alan hastalarda bu testin hayati olduğunu ifade etti. Hastanın solunum cihazına verdiği yanıtın değerlendirilmesinde arteriyel kan gazı sonuçlarının belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Solunum ve Metabolik Hastalıkların Ayrımında Kritik Rol</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arteriyel kan gazı değerlendirmesi, sadece hastalığın varlığını göstermekle kalmaz, aynı zamanda hastalığın kaynağını da ortaya koyar. Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, “Bir hastada asidoz ya da alkaloz geliştiğinde bunun solunumsal mı yoksa metabolik mi olduğunu ayırt etmek tedavi yaklaşımı açısından çok önemlidir. AKG bu ayrımı net bir şekilde yapmamıza olanak sağlar” şeklinde konuştu.</p>

<p>Metabolik asidoz, diyabetik ketoasidoz, böbrek yetmezliği veya ağır enfeksiyonlar gibi durumlarda görülürken; solunumsal asidoz ise genellikle akciğer hastalıklarına bağlı olarak gelişir. Bu ayrımın doğru yapılması, hastanın tedavi sürecinin başarısını doğrudan etkiler.</p>

<p><strong>Kronik Hastalık Takibinde Vazgeçilmez</strong></p>

<p>Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kalp yetmezliği ve bazı nörolojik hastalıkların takibinde arteriyel kan gazı analizi önemli bir yer tutar. Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, “Bu hastalarda zamanla solunum fonksiyonları bozulabilir. Arteriyel kan gazı sayesinde hastalığın ilerleyişi yakından takip edilir ve tedavi planı buna göre güncellenir” dedi.</p>

<p>Ayrıca cerrahi operasyonlar öncesinde ve sonrasında da hastanın genel durumunun değerlendirilmesinde AKG analizinin sıklıkla kullanıldığını belirtti.</p>

<p><strong>Doğru Numune Alımı Hayati Önem Taşıyor</strong></p>

<p>Arteriyel kan gazı testinin güvenilir sonuçlar verebilmesi için doğru teknikle alınması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, genellikle radial arterden (bilekten) alınan kan örneğinin dikkatli bir şekilde analiz edilmesi gerektiğini söyledi. Yanlış alınan örneklerin hatalı sonuçlara yol açabileceğini ve bunun da tedavi sürecini olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.</p>

<p><strong>Pandemi Sürecinde Önemi Daha da Arttı</strong></p>

<p>COVID-19 pandemisiyle birlikte arteriyel kan gazı analizinin önemi daha geniş kitleler tarafından anlaşılmıştır. Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, özellikle ağır COVID-19 hastalarında oksijen düzeylerinin takibinde AKG’nin kritik rol oynadığını belirtti. “Bazı hastalarda ‘sessiz hipoksi’ dediğimiz durum gelişir. Hasta ciddi oksijen düşüklüğü yaşamasına rağmen bunu hissetmeyebilir. Bu noktada arteriyel kan gazı hayat kurtarıcıdır” dedi.</p>

<p><strong>Gelecekte Daha Yaygın Kullanım Bekleniyor</strong></p>

<p>Tıbbi teknolojilerin gelişmesiyle birlikte arteriyel kan gazı analiz cihazlarının daha hızlı ve taşınabilir hale geldiğini belirten Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, bu durumun testin kullanım alanını genişlettiğini ifade etti. Özellikle ambulanslarda ve saha şartlarında yapılan ölçümlerin erken müdahaleye katkı sağladığını söyledi.</p>

<p>Sonuç olarak arteriyel kan gazı değerlendirmesi, hastanın hayati fonksiyonlarını anlamada en güvenilir yöntemlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu, bu testin doğru yorumlanmasının ve zamanında uygulanmasının birçok hastanın hayatını kurtardığını vurgulayarak, sağlık profesyonellerinin bu konuda bilinçli ve dikkatli olması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p><strong>Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu</strong></p>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://dralperfindikcioglu.com/" rel="dofollow">https://dralperfindikcioglu.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=aa402220b09531da&amp;sxsrf=ANbL-n7AyJd48slZGWxsxmTzu5qxhNzsuw:1775636395322&amp;q=ac%C4%B1badem+adana+hastanesi+adres&amp;ludocid=16469365107362893759&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwiiqd-E6d2TAxVmg_0HHcsbF6IQ6BN6BAgiEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x15288f426917e507:0xe48ef04e84940fbf?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">Döşeme, Cumhuriyet Cd. No:66, 01130 Seyhan/Adana</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>+90 545 770 57 45</p>

<p><a href="https://www.instagram.com/profdralperfindikcioglu/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/profdralperfindikcioglu/</a></p>

<p><a href="https://www.tiktok.com/@profdralperfindikcioglu?lang=tr-TR" rel="dofollow">https://www.tiktok.com/@profdralperfindikcioglu</a></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/@profdralperfindikcioglu" rel="dofollow">https://www.youtube.com/@profdralperfindikcioglu</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-alper-findikcioglundan-hayati-bir-uyari-arteriyel-kan-gazi-degerlendirmesi-yasam-ku</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/prof-dr-alper-findikcioglundan-hayati-bir-uyari-arteriyel-kan-gazi-degerlendirmesi-yasam-ku.jpg" type="image/jpeg" length="98990"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adet Dışı Kanama Neden Olur? Uzmanından Önemli Açıklamalar]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/adet-disi-kanama-neden-olur-uzmanindan-onemli-aciklamalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/adet-disi-kanama-neden-olur-uzmanindan-onemli-aciklamalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Op. Dr. Miray Sekkin Eser, kadın sağlığı alanında önemli uyarılarda bulunarak adet dışı vajinal kanamaların ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Kadınların yaşamlarının farklı dönemlerinde karşılaşabildiği bu durumun, basit hormonal değişikliklerden ciddi hastalıklara kadar geniş bir neden yelpazesi olabileceğine dikkat çeken Eser, erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Adet dışı vajinal kanama, tıbbi olarak “anormal uterin kanama” olarak tanımlanır ve adet döngüsü dışında gerçekleşen her türlü kanamayı kapsar. Bu durum; iki adet dönemi arasında lekelenme şeklinde olabileceği gibi, normal adet kanamasından daha yoğun veya uzun süren kanamalar şeklinde de görülebilir. Op. Dr. Miray Sekkin Eser’e göre, özellikle düzensiz ve tekrarlayan kanamalar mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu tür kanamaların en yaygın nedenlerinden biri hormonal dengesizliklerdir. Özellikle ergenlik döneminde ve menopoz öncesi süreçte hormon seviyelerinde yaşanan dalgalanmalar, adet dışı kanamalara yol açabilir. Bunun yanı sıra doğum kontrol haplarının düzensiz kullanımı, rahim içi araçlar (spiral) ve bazı ilaçlar da kanama düzenini etkileyebilir. Ancak Eser, her kanamanın “basit bir hormon sorunu” olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<p>Rahim ve rahim ağzı kaynaklı hastalıklar da adet dışı kanamaların önemli sebeplerindendir. Rahim içi polipler, miyomlar ve endometrial kalınlaşmalar bu durumun sık görülen nedenleri arasında yer alır. Ayrıca rahim ağzı enfeksiyonları ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar da kanamaya yol açabilir. Op. Dr. Eser, özellikle ilişki sonrası kanama yaşayan kadınların vakit kaybetmeden muayene olması gerektiğini ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha ciddi bir tablo söz konusu olduğunda ise adet dışı kanamalar kanserin habercisi olabilir. Rahim (endometrium) kanseri, rahim ağzı (serviks) kanseri ve nadiren yumurtalık kanserleri bu şekilde belirti verebilir. Özellikle menopoz sonrası görülen kanamalar, mutlaka detaylı şekilde araştırılması gereken önemli bir uyarı işaretidir. Bu nedenle kadınların “nasıl olsa geçer” düşüncesiyle bu durumu göz ardı etmemesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p>Gebelikle ilişkili durumlar da adet dışı kanamaların nedenleri arasında yer alır. Düşük tehdidi, dış gebelik veya yerleşme (implantasyon) kanaması gibi durumlar erken dönemde vajinal kanama ile kendini gösterebilir. Bu nedenle üreme çağındaki kadınlarda adet dışı kanama görüldüğünde gebelik ihtimali mutlaka değerlendirilmelidir.</p>

<p>Tanı sürecinde hastanın detaylı öyküsü büyük önem taşır. Kanamanın süresi, miktarı, sıklığı ve eşlik eden şikayetler değerlendirilir. Ardından jinekolojik muayene, ultrasonografi ve gerekli durumlarda kan testleri yapılır. Bazı hastalarda rahim içinin incelenmesi için biyopsi alınması gerekebilir. Op. Dr. Miray Sekkin Eser, doğru tanı konulmadan tedaviye başlanmaması gerektiğini özellikle vurgulamaktadır.</p>

<p>Tedavi, altta yatan nedene göre planlanır. Hormonal dengesizliklerde ilaç tedavisi yeterli olabilirken, polip veya miyom gibi yapısal sorunlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Enfeksiyon kaynaklı durumlarda ise uygun antibiyotik tedavisi uygulanır. Kanser şüphesi olan vakalarda ise ileri tetkikler ve multidisipliner bir yaklaşım şarttır.</p>

<p>Kadınların kendi vücutlarını tanımalarının bu süreçte büyük önem taşıdığını belirten Eser, adet düzenindeki değişikliklerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Normal adet döngüsünün dışında gelişen her kanamanın kayıt altına alınması ve hekime doğru şekilde aktarılması, tanı sürecini hızlandırır.</p>

<p>Ayrıca düzenli jinekolojik kontrollerin ihmal edilmemesi, birçok hastalığın erken evrede yakalanmasını sağlar. Özellikle smear testi ve HPV taramaları, rahim ağzı kanserinin erken teşhisinde hayati rol oynar. Op. Dr. Miray Sekkin Eser, “Kadınlar yılda en az bir kez jinekolojik muayeneden geçmeli. Belirti olmasa bile bu kontroller hayat kurtarır” diyerek koruyucu hekimliğin önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>Sonuç olarak, adet dışı vajinal kanama çoğu zaman basit nedenlere bağlı olsa da, ciddi hastalıkların da habercisi olabilir. Bu nedenle her yaş grubundaki kadının bu durumu ciddiye alması ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekmektedir. Erken teşhis sayesinde hem yaşam kalitesi korunur hem de olası ciddi hastalıkların önüne geçilebilir.</p>

<p><strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Doktoru Op. Dr. Miray Sekkin Eser</strong></p>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://drmiraysekkineser.com/" rel="dofollow">https://drmiraysekkineser.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=761dc70440dc5f86&amp;authuser=1&amp;sxsrf=ANbL-n4cyYFORht8le1VYUh9lPZMw86IMg:1775636246446&amp;q=miray+sekkin+eser+adres&amp;ludocid=1265811848854347600&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwjW3uC96N2TAxUVQ_EDHU_YOikQ6BN6BAgrEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14d34fd751d95ac7:0x1191112b83719f50?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">YDA Center, Kızılırmak, Dumlupınar Blv. No:9A A2 blok daire:288, 06510 Çankaya/Ankara</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0533 037 58 30</p>

<p><a href="https://www.facebook.com/opdrmiray/" rel="dofollow">https://www.facebook.com/opdrmiray/</a></p>

<p><a href="https://www.linkedin.com/in/miray-sekkin-eser-a2a19031/" rel="dofollow">https://www.linkedin.com/in/miray-sekkin-eser-a2a19031/</a></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/opdrmiray/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/opdrmiray/</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/adet-disi-kanama-neden-olur-uzmanindan-onemli-aciklamalar</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 08:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/adet-disi-kanama-neden-olur-uzmanindan-onemli-aciklamalar.jpg" type="image/jpeg" length="24858"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Serdar Nasır: Tetik Parmak Ameliyatı ile Hastalar Ağrısız ve Konforlu Bir Yaşama Kavuşuyor]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-serdar-nasir-tetik-parmak-ameliyati-ile-hastalar-agrisiz-ve-konforlu-bir-yasama-kav</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/prof-dr-serdar-nasir-tetik-parmak-ameliyati-ile-hastalar-agrisiz-ve-konforlu-bir-yasama-kav" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamda ellerin aktif kullanımı, yaşam kalitesinin temel unsurlarından biridir. Ancak “tetik parmak” olarak bilinen rahatsızlık, parmaklarda takılma, kilitlenme ve ağrı gibi şikayetlerle hastaların yaşamını ciddi şekilde zorlaştırabiliyor. El cerrahisi alanındaki deneyimiyle öne çıkan Prof. Dr. Serdar Nasır, tetik parmak ameliyatı ile hastalarına hızlı ve etkili bir çözüm sunduklarını belirtiyor.</p>&#13;
&#13;
<p>Tetik parmak, tıbbi adıyla “stenozan tenosinovit”, parmakları hareket ettiren tendonların geçtiği kılıflarda daralma sonucu ortaya çıkar. Bu daralma nedeniyle tendon rahat hareket edemez ve parmak hareketi sırasında takılma hissi oluşur. Hastalar genellikle sabahları parmaklarını açmakta zorlandıklarını, parmaklarının kilitli kaldığını ve bazen zorlayarak açmak zorunda kaldıklarını ifade eder. İlerleyen durumlarda bu şikayetler gün boyu devam edebilir ve ciddi ağrılara yol açabilir.</p>&#13;
&#13;
<p>Prof. Dr. Serdar Nasır, tetik parmağın özellikle tekrarlayıcı el hareketleri yapan kişilerde, diyabet hastalarında ve romatizmal rahatsızlığı olan bireylerde daha sık görüldüğünü vurguluyor. Ayrıca orta yaş ve üzeri bireylerde de bu sorunun yaygın olduğunu belirtiyor. Erken dönemde fark edilen vakalarda ilaç tedavisi, istirahat ve enjeksiyon gibi yöntemlerle iyileşme sağlanabilirken, ileri seviyedeki vakalarda cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelebiliyor.</p>&#13;
&#13;
<p>Tetik parmak ameliyatı, oldukça kısa süren ve yüksek başarı oranına sahip bir işlemdir. Lokal anestezi altında gerçekleştirilen bu operasyonda, tendonun sıkışmasına neden olan dar kanal küçük bir kesi ile gevşetilir. Bu sayede tendon yeniden rahat hareket etmeye başlar ve parmak fonksiyonları normale döner. Prof. Dr. Nasır, ameliyatın genellikle 10-15 dakika sürdüğünü ve hastaların aynı gün taburcu edilebildiğini ifade ediyor.</p>&#13;
&#13;
<p>Ameliyat sonrası süreç de hastalar açısından oldukça konforludur. Çoğu hasta işlemden hemen sonra parmağını hareket ettirebilir ve günlük yaşamına kısa sürede dönebilir. İlk birkaç gün hafif ağrı ve hassasiyet görülebilir, ancak bu durum genellikle basit ağrı kesicilerle kontrol altına alınır. Dikişler yaklaşık 10-14 gün içinde alınır ve bu süreçte hastaların el hijyenine dikkat etmesi önerilir.</p>&#13;
&#13;
<p>Prof. Dr. Serdar Nasır, tetik parmak ameliyatının kalıcı çözüm sunduğunu ve nüks oranının oldukça düşük olduğunu belirtiyor. Ancak ameliyat sonrası önerilere uyulmasının iyileşme sürecini hızlandırdığını ve komplikasyon riskini azalttığını da ekliyor. Özellikle elin aşırı zorlanmaması, verilen egzersizlerin düzenli yapılması ve doktor kontrollerinin aksatılmaması büyük önem taşıyor.</p>&#13;
&#13;
<p>Tetik parmak tedavisinde erken tanının kritik rol oynadığını belirten Prof. Dr. Nasır, hastaların şikayetlerini hafife almamaları gerektiğini vurguluyor. Parmakta takılma, kilitlenme veya ağrı gibi belirtiler fark edildiğinde bir uzmana başvurulması, ileride daha büyük sorunların önüne geçilmesini sağlıyor. Erken müdahale ile cerrahiye gerek kalmadan tedavi mümkün olabiliyor.</p>&#13;
&#13;
<p>Modern cerrahi teknikler sayesinde tetik parmak ameliyatları günümüzde oldukça güvenli ve etkili bir şekilde gerçekleştiriliyor. Minimal invaziv yaklaşımlar sayesinde doku hasarı en aza indirilirken, iyileşme süreci de hızlanıyor. Bu da hastaların iş ve sosyal yaşamlarına daha kısa sürede geri dönmelerine olanak tanıyor.</p>&#13;
&#13;
<p>El sağlığının genel yaşam kalitesi üzerindeki etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Serdar Nasır, özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli kontroller yaptırmasını öneriyor. Günlük hayatta basit gibi görünen el problemlerinin zamanla ciddi fonksiyon kayıplarına yol açabileceğini belirten Nasır, doğru zamanda yapılan müdahalenin hastaların yaşam konforunu belirgin şekilde artırdığını ifade ediyor.</p>&#13;
&#13;
<p>Sonuç olarak tetik parmak, erken tanı ve doğru tedavi ile tamamen kontrol altına alınabilen bir rahatsızlıktır. Prof. Dr. Serdar Nasır’ın uyguladığı modern cerrahi yöntemler sayesinde hastalar kısa sürede ağrılarından kurtulmakta ve ellerini eski fonksiyonlarına kavuşturmaktadır. Tetik parmak şikayetleri yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurması, sağlıklı ve konforlu bir yaşam için büyük önem taşımaktadır.</p>&#13;
&#13;
<p><strong>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Prof. Dr. Serdar Nasır</strong></p>&#13;
&#13;
<p><strong>Web sitesi:</strong> </p>&#13;
&#13;
<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=761dc70440dc5f86&amp;sxsrf=ANbL-n6AK8cQkNpZF2QOiUi8rDEqqZYWZg:1775636206169&amp;q=serdar+nasir+adres&amp;ludocid=3254458955560343933&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwjkqsaq6N2TAxWtSfEDHeHtPEYQ6BN6BAgqEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14d34f8248adf819:0x2d2a292d5e43597d?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">Söğütözü, Söğütözü Cd. Koç Kuleleri No:2 A Blok Daire 29, 06510 Çankaya/Ankara</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>&#13;
&#13;
<p><strong>Telefon: </strong>0533 085 21 59</p>&#13;
&#13;
<p><a href="https://www.instagram.com/prof.dr.serdarnasir/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/prof.dr.serdarnasir/</a></p>&#13;
&#13;
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCJijZ7rxCUs9fUQ-6eCz3iA" rel="dofollow">https://www.youtube.com/channel/UCJijZ7rxCUs9fUQ-6eCz3iA</a></p>&#13;
&#13;
<p><a href="https://www.facebook.com/dr.serdar.nasir/" rel="dofollow">https://www.facebook.com/dr.serdar.nasir/</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-serdar-nasir-tetik-parmak-ameliyati-ile-hastalar-agrisiz-ve-konforlu-bir-yasama-kav</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/prof-dr-serdar-nasir-tetik-parmak-ameliyati-ile-hastalar-agrisiz-ve-konforlu-bir-yasama-kav.jpg" type="image/jpeg" length="34975"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Haluk Söylemez: Cinsel İlişki Sırasında Sertliğin Kaybolması Önemli Bir Sağlık Sorunu Olabilir]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/doc-dr-haluk-soylemez-cinsel-iliski-sirasinda-sertligin-kaybolmasi-onemli-bir-saglik-sorunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/doc-dr-haluk-soylemez-cinsel-iliski-sirasinda-sertligin-kaybolmasi-onemli-bir-saglik-sorunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel ilişki sırasında sertliğin kaybolması, erkekler arasında oldukça yaygın görülen ancak çoğu zaman konuşulmaktan kaçınılan bir sağlık problemidir. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Haluk Söylemez, bu durumun yalnızca geçici bir performans sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, altında hem fiziksel hem de psikolojik nedenler bulunabileceğini vurgulamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sertleşme, sağlıklı bir cinsel yaşamın temel unsurlarından biridir ve bu sürecin devamlılığı damar, sinir ve hormonal sistemlerin uyum içinde çalışmasına bağlıdır. Cinsel ilişki sırasında sertliğin kaybolması ise genellikle “erektil disfonksiyon” olarak adlandırılan bir durumun belirtisi olabilir. Bu durum, özellikle tekrarlayıcı hale geldiğinde mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Doç. Dr. Haluk Söylemez’e göre, bu sorunun en sık nedenlerinden biri damar sağlığı ile ilgilidir. Penis dokusuna yeterli kan akışının sağlanamaması durumunda sertlik sürdürülemez. Özellikle hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve sigara kullanımı gibi faktörler damar yapısını olumsuz etkileyerek bu soruna yol açabilir. Bu nedenle sertlik kaybı bazen kalp ve damar hastalıklarının erken bir habercisi olarak da değerlendirilebilir.</p>

<p>Bunun yanı sıra hormonal dengesizlikler de önemli bir rol oynar. Testosteron seviyesinin düşük olması, cinsel istekte azalma ile birlikte sertleşme problemlerine neden olabilir. Yaşla birlikte hormon seviyelerinde doğal bir düşüş görülse de, genç yaşta ortaya çıkan sertlik sorunlarında hormonal değerlendirme büyük önem taşır.</p>

<p>Psikolojik faktörler de bu durumun en önemli nedenleri arasında yer alır. Performans kaygısı, stres, depresyon, ilişki problemleri ve geçmişte yaşanan olumsuz cinsel deneyimler sertliğin sürdürülememesine yol açabilir. Özellikle ilk kez yaşanan başarısızlık sonrası gelişen kaygı, sorunun kronikleşmesine neden olabilir. Doç. Dr. Söylemez, bu tür durumlarda yalnızca fiziksel değil, psikolojik destek de alınmasının tedavi sürecini hızlandırdığını belirtmektedir.</p>

<p>Cinsel ilişki sırasında sertliğin kaybolması bazı yaşam tarzı faktörleriyle de doğrudan ilişkilidir. Düzensiz uyku, sağlıksız beslenme, aşırı alkol tüketimi ve hareketsiz yaşam tarzı hem genel sağlığı hem de cinsel performansı olumsuz etkiler. Özellikle obezite, hormonal dengeyi bozarak ve damar sağlığını olumsuz etkileyerek sertleşme sorunlarına zemin hazırlar.</p>

<p>Bu sorunun tanısında detaylı bir hasta öyküsü büyük önem taşır. Hastanın yaşam tarzı, kullandığı ilaçlar, mevcut hastalıkları ve psikolojik durumu dikkatlice değerlendirilir. Gerekli durumlarda kan testleri, hormon analizleri ve doppler ultrason gibi görüntüleme yöntemleri kullanılarak altta yatan neden netleştirilir.</p>

<p>Tedavi süreci ise kişiye özel olarak planlanır. Eğer sorun damar kaynaklıysa, kan akışını artırmaya yönelik ilaç tedavileri uygulanabilir. Günümüzde sık kullanılan fosfodiesteraz inhibitörleri, doğru hasta grubunda oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Ancak bu ilaçların mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerektiği unutulmamalıdır.</p>

<p>Hormonal eksiklik söz konusuysa, testosteron replasman tedavisi gündeme gelebilir. Psikolojik nedenlerin ön planda olduğu durumlarda ise cinsel terapi ve psikolojik danışmanlık oldukça etkili sonuçlar sağlar. Ayrıca yaşam tarzı değişiklikleri de tedavinin önemli bir parçasıdır. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, sigaranın bırakılması ve stres yönetimi, hem genel sağlık hem de cinsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etki yaratır.</p>

<p>Doç. Dr. Haluk Söylemez, sertlik kaybı yaşayan erkeklerin bu durumu utanılacak bir sorun olarak görmemesi gerektiğini özellikle vurgulamaktadır. Erken dönemde yapılan başvurular, sorunun daha kolay ve etkili şekilde tedavi edilmesini sağlar. Ayrıca bu durumun bazen ciddi sistemik hastalıkların ilk belirtisi olabileceği unutulmamalıdır.</p>

<p>Sonuç olarak, cinsel ilişki sırasında sertliğin kaybolması hem fiziksel hem de psikolojik yönleri olan çok boyutlu bir sağlık sorunudur. Bu durumun ihmal edilmemesi, altta yatan nedenlerin doğru şekilde tespit edilmesi ve uygun tedavi yöntemlerinin uygulanması, sağlıklı bir cinsel yaşamın yeniden kazanılmasında büyük önem taşır. Uzman desteği ile bu sorunun büyük ölçüde çözülebilir olduğu bilinmeli ve gerekli adımlar gecikmeden atılmalıdır.</p>

<p><strong>Üroloji Doktoru Doç. Dr. Haluk Söylemez</strong></p>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://haluksoylemez.com/" rel="dofollow">https://haluksoylemez.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=761dc70440dc5f86&amp;sxsrf=ANbL-n79BKPT2YpH07SsIiZJa447KODGsw:1775636172873&amp;q=haluk+soylemez+adres&amp;ludocid=10973349156231268948&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwikkNaa6N2TAxUNRPEDHcxyFGQQ6BN6BAgvEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14cabb4e3d1f4ac3:0x98492aeb157f4a54?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">TERRACE FULYA CENTER, Teşvikiye Mah. Hakkı Yeten Cad. No:11-13 D:73, Fulya, D:2, 34394 Şişli/İstanbul</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0542 144 12 12</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCKtOhjkirYiZxn7NhsD4A0Q" rel="dofollow">https://www.youtube.com/channel/UCKtOhjkirYiZxn7NhsD4A0Q</a></p>

<p><a href="https://www.tiktok.com/@modern.uroloji" rel="dofollow">https://www.tiktok.com/@modern.uroloji</a></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/doc.dr.haluk.soylemez/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/doc.dr.haluk.soylemez/</a></p>

<p><a href="https://www.facebook.com/doc.dr.haluk.soylemez" rel="dofollow">https://www.facebook.com/doc.dr.haluk.soylemez</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/doc-dr-haluk-soylemez-cinsel-iliski-sirasinda-sertligin-kaybolmasi-onemli-bir-saglik-sorunu</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/doc-dr-haluk-soylemez-cinsel-iliski-sirasinda-sertligin-kaybolmasi-onemli-bir-saglik-sorunu.jpg" type="image/jpeg" length="35135"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. Ali Demirhan’dan Alerjik Çocuklar İçin Evde Alınabilecek Önlemler]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/uzm-dr-ali-demirhandan-alerjik-cocuklar-icin-evde-alinabilecek-onlemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/uzm-dr-ali-demirhandan-alerjik-cocuklar-icin-evde-alinabilecek-onlemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alerjik hastalıklar, günümüzde çocukluk çağında giderek daha sık görülüyor ve ailelerin günlük yaşamını doğrudan etkiliyor. Uzm. Dr. Ali Demirhan, özellikle ev ortamında alınabilecek basit ama etkili önlemlerle çocukların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini belirtiyor. Uzmanlara göre, alerjik çocuklarda doğru ev düzenlemeleri hem semptomları azaltıyor hem de atakların sıklığını düşürüyor.</p>

<p>Alerji, bağışıklık sisteminin aslında zararsız olan maddelere karşı aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıkıyor. Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyleri ve küf gibi faktörler çocuklarda en sık karşılaşılan alerjenler arasında yer alıyor. Uzm. Dr. Ali Demirhan, özellikle kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasıyla birlikte ev içi alerjenlerin daha da önem kazandığını vurguluyor.</p>

<p>Ev temizliği, alerjik çocuklar için en kritik konuların başında geliyor. Toz birikimini önlemek amacıyla düzenli temizlik yapılması gerektiğini belirten Demirhan, özellikle halı, perde ve peluş oyuncak gibi toz tutan eşyaların azaltılmasını öneriyor. Elektrikli süpürgelerin HEPA filtreli olması, alerjenlerin yeniden havaya karışmasını engellemek açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca haftada en az bir kez 60 derecede çarşaf ve yastık kılıfı yıkanması, ev tozu akarlarının azaltılmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Alerjik çocukların bulunduğu evlerde nem ve havalandırma da dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar arasında yer alıyor. Uzm. Dr. Ali Demirhan, ev içi nem oranının %40-50 seviyelerinde tutulmasının hem küf oluşumunu engellediğini hem de solunum yollarını koruduğunu ifade ediyor. Günlük olarak yapılan kısa süreli ama etkili havalandırma, iç mekân hava kalitesini artırıyor.</p>

<p>Evcil hayvanlar da alerjik çocuklar için önemli bir risk faktörü olabiliyor. Her çocukta aynı etki görülmese de, hayvan tüyü ve deri döküntülerinin alerjik reaksiyonları tetikleyebileceğini belirten Demirhan, bu konuda ailelerin dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Eğer evde evcil hayvan bulunuyorsa, çocuk odasına girmemesi ve düzenli olarak temizliğinin yapılması öneriliyor.</p>

<p>Beslenme düzeni de alerjik çocukların genel sağlığında önemli bir rol oynuyor. Uzm. Dr. Ali Demirhan, bağışıklık sistemini destekleyen dengeli bir beslenmenin alerjik reaksiyonların şiddetini azaltabileceğini belirtiyor. İşlenmiş gıdalardan uzak durulması, katkı maddesi içeren ürünlerin sınırlandırılması ve doğal besinlerin tercih edilmesi öneriliyor. Özellikle doktor kontrolünde belirlenen gıda alerjileri varsa, bu besinlerin tamamen diyetten çıkarılması büyük önem taşıyor.</p>

<p>Sigara dumanı, alerjik çocuklar için en zararlı çevresel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Pasif içiciliğin solunum yollarını tahriş ederek alerjik semptomları artırabileceğini vurgulayan Demirhan, ev içinde kesinlikle sigara içilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Aynı şekilde yoğun parfüm, oda kokusu ve temizlik ürünleri gibi kimyasal içerikli maddeler de dikkatli kullanılmalı.</p>

<p>Teknolojinin doğru kullanımı da alerjik çocukların yaşam kalitesini artırabiliyor. Hava temizleyici cihazlar, özellikle yoğun alerjen bulunan ortamlarda fayda sağlayabiliyor. Ancak bu cihazların doğru seçilmesi ve düzenli bakımının yapılması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Ali Demirhan, tek başına cihaz kullanımının yeterli olmadığını, genel ev hijyeninin de mutlaka sağlanması gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p>Son olarak, alerjik çocukların düzenli doktor kontrolünde olması gerektiğini hatırlatan Demirhan, evde alınan önlemlerin tedavinin bir parçası olduğunu vurguluyor. Her çocuğun alerji tipi ve şiddeti farklı olduğu için, kişiye özel bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Uzm. Dr. Ali Demirhan’a göre, ailelerin bilinçli hareket etmesi ve ev ortamını doğru şekilde düzenlemesi, alerjik çocukların daha sağlıklı ve konforlu bir yaşam sürmesine önemli katkı sağlıyor. Küçük ama etkili değişikliklerle büyük farklar yaratmak mümkün.</p>

<p>Çocuk İmmünolojisi ve Alerjisi Uzmanı Uzm. Dr. Ali Demirhan</p>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://dralidemirhan.com/" rel="dofollow">https://dralidemirhan.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=dc93c5be23b05f35&amp;sxsrf=ANbL-n5yHjogUS2M2iMKSB2FwJ9ZvtjxDQ:1775636135285&amp;q=dr+ali+demirhan+adres&amp;ludocid=11721166300663085922&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwja99-I6N2TAxU8R_EDHXMDKxkQ6BN6BAgoEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0xa13213421a6f1f27:0xa2a9f2a6284d7b62?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">TUNA Ofis, Fuatmorel, İsmet İnönü Blv. 2850 sok No:340 Kat:1 Daire:3, 33120 Yenişehir/Mersin</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0533 375 25 72</p>

<p><a href="https://www.instagram.com/uzmdralidemirhan/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/uzmdralidemirhan/</a></p>

<p><a href="https://www.tiktok.com/@uzmdralidemirhan" rel="dofollow">https://www.tiktok.com/@uzmdralidemirhan</a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.youtube.com/@uzmdralidemirhan" rel="dofollow">https://www.youtube.com/@uzmdralidemirhan</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/uzm-dr-ali-demirhandan-alerjik-cocuklar-icin-evde-alinabilecek-onlemler</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/uzm-dr-ali-demirhandan-alerjik-cocuklar-icin-evde-alinabilecek-onlemler.jpg" type="image/jpeg" length="71048"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Beşoğul: Minimal İnvaziv Kalp Cerrahisinde Yeni Dönem]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-yavuz-besogul-minimal-invaziv-kalp-cerrahisinde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/prof-dr-yavuz-besogul-minimal-invaziv-kalp-cerrahisinde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp cerrahisi, son yıllarda teknolojik gelişmeler ve cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler sayesinde büyük bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu dönüşümün en dikkat çekici alanlarından biri ise minimal invaziv kalp cerrahisidir. Türkiye’de bu alanda öne çıkan isimlerden biri olan Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, hastalara daha konforlu, güvenli ve hızlı iyileşme süreci sunan modern cerrahi yaklaşımlarıyla dikkat çekmektedir.</p>

<p>Minimal invaziv kalp cerrahisi, klasik açık kalp ameliyatlarından farklı olarak göğüs kemiğinin tamamen kesilmesini gerektirmeyen, daha küçük kesilerle gerçekleştirilen cerrahi yöntemleri ifade eder. Bu teknikler sayesinde hastalar daha az travma yaşamakta, ameliyat sonrası ağrı önemli ölçüde azalmakta ve iyileşme süresi kısalmaktadır. Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, bu modern yaklaşımı başarıyla uygulayan ve geliştiren cerrahlar arasında yer almaktadır.</p>

<p>Geleneksel kalp ameliyatlarında sternum adı verilen göğüs kemiği tamamen kesilirken, minimal invaziv yöntemlerde birkaç santimetrelik küçük kesiler kullanılır. Bu sayede enfeksiyon riski azalır, kan kaybı minimum seviyede tutulur ve hastalar çok daha kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilir. Prof. Dr. Beşoğul, özellikle kapak cerrahisi, koroner bypass ve bazı doğumsal kalp hastalıklarının tedavisinde minimal invaziv teknikleri etkin şekilde kullanmaktadır.</p>

<p>Minimal invaziv kalp cerrahisinin en önemli avantajlarından biri estetik açıdan sağladığı faydalardır. Büyük ameliyat izleri yerine küçük ve daha az görünür kesiler sayesinde hastalar psikolojik olarak da daha rahat bir süreç geçirmektedir. Bununla birlikte, hastanede kalış süresinin kısalması hem hasta konforunu artırmakta hem de sağlık sistemine ekonomik katkı sağlamaktadır.</p>

<p>Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, minimal invaziv cerrahinin sadece bir teknik değil, aynı zamanda hasta odaklı bir yaklaşım olduğunu vurgulamaktadır. Hastaların ameliyat öncesi ve sonrası süreçlerinin titizlikle planlanması, bu yöntemin başarısında kritik rol oynamaktadır. Modern görüntüleme teknikleri, gelişmiş cerrahi ekipmanlar ve multidisipliner yaklaşım sayesinde her hasta için en uygun tedavi planı oluşturulmaktadır.</p>

<p>Minimal invaziv yöntemlerin bir diğer önemli avantajı ise komplikasyon oranlarının düşük olmasıdır. Daha küçük kesiler ve daha az doku hasarı sayesinde ameliyat sonrası enfeksiyon, kanama ve diğer komplikasyonların görülme sıklığı azalır. Bu da hastaların daha güvenli bir tedavi süreci geçirmesine olanak tanır. Prof. Dr. Beşoğul, hasta güvenliğini her zaman ön planda tutarak, bilimsel veriler ışığında en güncel teknikleri uygulamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Teknolojinin cerrahiye entegrasyonu, minimal invaziv kalp cerrahisinin gelişiminde büyük rol oynamaktadır. Özellikle yüksek çözünürlüklü kamera sistemleri ve özel cerrahi aletler sayesinde cerrahlar dar alanlarda bile yüksek hassasiyetle çalışabilmektedir. Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, bu teknolojileri aktif olarak kullanarak operasyonların başarısını artırmakta ve hastalarına dünya standartlarında tedavi sunmaktadır.</p>

<p>Minimal invaziv kalp cerrahisi her hasta için uygulanabilir. Fakat hasta ve yapılacak ameliyata göre birçok minimal invaziv teknik vardır. Sağ veya sol Koltukaltı , memealtı, önden küçük gibi…. Bu nedenle hasta değerlendirmesini detaylı yapmak ve başta en uygun minimal cerrahi tekniği seçmek büyük önem taşır. Prof. Dr. Beşoğul, her hastayı detaylı şekilde değerlendirerek hangi minimal invaziv yöntemin uygun olduğunu belirlemekte ve gerektiğinde tüm alternatif tedavi seçeneklerini de göz önünde bulundurmaktadır. Bu kişiye özel yaklaşım, tedavi başarısını artıran önemli faktörlerden biridir.</p>

<p>Ameliyat sonrası süreç de minimal invaziv cerrahinin avantajlarını ortaya koymaktadır. Hastalar genellikle daha kısa sürede ayağa kalkmakta, yoğun bakım ve hastanede kalış süreleri belirgin şekilde azalmaktadır. Ayrıca işe ve sosyal yaşama dönüş süresi de klasik yöntemlere göre çok daha kısadır. Bu durum özellikle aktif yaşam süren hastalar için büyük bir avantaj sağlamaktadır.</p>

<p>Prof. Dr. Yavuz Beşoğul’un minimal invaziv kalp cerrahisi alanındaki çalışmaları, sadece klinik başarılarla sınırlı kalmayıp aynı zamanda bilimsel yayınlar ve eğitim faaliyetleriyle de desteklenmektedir. 1997 yılında başlayan çalışmaları ve yapılan ameliyatları 1999,2001,2002 ve 2004 yıllarında uluslararası ve ulusal bilimsel dergi ve kongrelerde tebliğ edilmiştir. Genç cerrahların yetişmesine de katkı sağlayan Beşoğul, bu alandaki bilgi ve deneyimini paylaşarak Türkiye’de kalp cerrahisinin gelişimine önemli katkılar sunmaktadır.</p>

<p>Sonuç olarak minimal invaziv kalp cerrahisi, kalp hastalıklarının tedavisinde hem hasta konforunu hem de cerrahi başarıyı artıran modern bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Prof. Dr. Yavuz Beşoğul ise bu alandaki deneyimi, hasta odaklı yaklaşımı ve yenilikçi uygulamalarıyla dikkat çeken önemli bir isimdir. Gelişen teknolojiyle birlikte minimal invaziv tekniklerin daha da yaygınlaşması beklenirken, bu alandaki öncü çalışmalar hastalara umut olmaya devam etmektedir.</p>

<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Yavuz Beşoğul</strong></p>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://dryavuzbesogul.com/" rel="dofollow">https://dryavuzbesogul.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=aa402220b09531da&amp;sxsrf=ANbL-n4YSmjvW042d999r3qVJwEIZqh2jQ:1775636088522&amp;q=kalp+ve+damar+cerrah%C4%B1+prof.+dr.+yavuz+be%C5%9Fo%C4%9Ful+%7C+i%CC%87stanbul+kalp+ve+damar+cerrahisi+%7C+kapal%C4%B1+baypas,+mitral+kapak,+aort+kapak+k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%C3%A7ekmece+adres&amp;ludocid=11165961489162032514&amp;sa=X&amp;sqi=2&amp;ved=2ahUKEwjo37ny592TAxXTh_0HHTl8INEQ6BN6BAgyEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14caa371f1b3c14b:0x9af576d08931d582?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">Biruni Üniversitesi Hastanesi, Gültepe, Halkalı Cd No: 99, 34295 Küçükçekmece/İstanbul</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0530 035 44 02</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/@Prof.Dr.YavuzBesogul" rel="dofollow">https://www.youtube.com/@Prof.Dr.YavuzBesogul</a></p>

<p><a href="https://www.tiktok.com/@profdryavuzbesogul" rel="dofollow">https://www.tiktok.com/@profdryavuzbesogul</a></p>

<p><a href="https://www.facebook.com/profdryavuzbesogul" rel="dofollow">https://www.facebook.com/profdryavuzbesogul</a></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/prof.dr.yavuzbesogul/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/prof.dr.yavuzbesogul/</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-yavuz-besogul-minimal-invaziv-kalp-cerrahisinde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/prof-dr-yavuz-besogul-minimal-invaziv-kalp-cerrahisinde-yeni-donem.jpg" type="image/jpeg" length="39541"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Sezin Özer: “Çocuklarda Diş Çürüğü Önlenebilir Bir Hastalıktır”]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/doc-dr-sezin-ozer-cocuklarda-dis-curugu-onlenebilir-bir-hastaliktir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/doc-dr-sezin-ozer-cocuklarda-dis-curugu-onlenebilir-bir-hastaliktir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında en sık görülen kronik hastalıklardan biri olan diş çürüğü, sanılanın aksine yalnızca estetik bir sorun değil; çocuğun genel sağlığını, beslenmesini ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir sağlık problemidir. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Sezin Özer, erken teşhis ve doğru alışkanlıklarla diş çürüğünün büyük ölçüde önlenebileceğini vurguluyor.</p>

<p>Diş çürüğü, ağız içinde bulunan bakterilerin şekerli ve karbonhidratlı gıdaları parçalaması sonucu ortaya çıkan asitlerin diş minesine zarar vermesiyle oluşur. Özellikle süt dişlerinde mine yapısının daha geçirgen olması nedeniyle çürükler çok daha hızlı ilerleyebilir ve sonuçta derin çürükler nedeniyle enfeksiyonlara ve erken yaşta diş kayıplarına buna bağlı olarak da ilerleyen dönemde ortodontik problemlere zemin hazırlayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doç. Dr. Sezin Özer, çocuklarda diş çürüğünün en önemli nedenlerinden birinin yanlış beslenme alışkanlıkları olduğunu belirtiyor. Gün içinde sık sık tüketilen şekerli atıştırmalıklar, gazlı içecekler ve paketli gıdalar, diş yüzeyinde sürekli asit oluşumuna neden olarak çürük riskini artırır. Özellikle gece uyumadan önce biberonla süt, meyve suyu veya şekerli içecek tüketimi “biberon çürüğü” olarak da bilinen şiddetli erken çocukluk çağı çürüklerine yol açabilir.</p>

<p>Ağız ve diş bakımının ihmal edilmesi de çürük oluşumunda önemli bir etkendir. Çocuklara diş fırçalama alışkanlığının erken yaşta kazandırılması büyük önem taşır. İlk dişler çıktığı andan itibaren temizliğe başlanmalı ve çocuklar yaklaşık 6-7 yaşına kadar ebeveyn kontrolünde dişlerini fırçalamalıdır. Doç. Dr. Özer, günde en az iki kez, özellikle gece yatmadan önce diş fırçalamanın ihmal edilmemesi gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p>Florür kullanımı da çürük oluşumunu önlemede önemli bir rol oynar. Uygun miktarda florür içeren diş macunları, diş minesini güçlendirerek bakterilere karşı daha dirençli hale getirir. Ancak florür kullanımında yaşa uygun dozların tercih edilmesi gerektiğini belirten Özer, bu konuda mutlaka bir diş hekimine danışılması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Düzenli diş hekimi kontrolleri, çürüklerin erken dönemde tespit edilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Çocukların ilk diş hekimi muayenesinin bir yaş civarında yapılması önerilmektedir. Bu sayede hem olası problemler erken dönemde fark edilir hem de çocukta diş hekimi korkusu gelişmeden sağlıklı bir iletişim kurulabilir. Erken tanı sayesinde basit önlemlerle ileride oluşabilecek büyük sorunların önüne geçilebilir.</p>

<p>Çocuklarda diş çürüğünün yalnızca ağız sağlığını değil, genel sağlığı da etkilediğini belirten Doç. Dr. Sezin Özer, çürük nedeniyle oluşan ağrıların çocukların uyku düzenini bozduğunu, iştahını azalttığını ve okul başarısını olumsuz etkileyebildiğini ifade ediyor. Ayrıca ilerlemiş çürükler enfeksiyonlara yol açarak daha ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.</p>

<p>Koruyucu uygulamalar arasında yer alan fissür örtücüler ve florürlü vernik uygulamaları, çürüğe yatkın diş yüzeylerini korumada etkili yöntemlerdir. Özellikle azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerinde bulunan girinti ve çıkıntılar, bakterilerin kolayca birikmesine neden olur. Bu alanların kapatılmasıyla çürük riski önemli ölçüde azaltılabilir.</p>

<p>Ailelerin bu süreçte bilinçli olması büyük önem taşır. Çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, şeker tüketiminin sınırlandırılması ve düzenli diş bakımı alışkanlığının oluşturulması, çürük oluşumunu önlemede en etkili adımlardır. Doç. Dr. Özer, ebeveynlerin çocuklarına rol model olması gerektiğini ve ağız bakımını günlük rutin haline getirmeleri gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Sonuç olarak, çocuklarda diş çürüğü erken dönemde alınacak basit önlemlerle büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır. Düzenli diş hekimi kontrolleri, doğru beslenme ve etkili ağız hijyeni alışkanlıkları sayesinde çocukların sağlıklı bir gülüşe sahip olması mümkündür. Doç. Dr. Sezin Özer, aileleri bu konuda daha bilinçli ve dikkatli olmaya davet ediyor.</p>

<p>Doç. Dr. Sezin Özer</p>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://www.samsundentalprime.com/" rel="dofollow">https://www.samsundentalprime.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=aa402220b09531da&amp;sxsrf=ANbL-n49yuMpv9e4O9qiszzFxymjN38QWA:1775636063557&amp;q=samsun+dental+prime+%7C+i%CC%87mplant+%7C+di%C5%9F+kaplama+%7C+di%C5%9F+%C3%A7ekimi+%7C+atakum+adres&amp;ludocid=9574940308579441199&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwjVhcbm592TAxUnbvEDHV4FFusQ6BN6BAgnEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x40887d5128cd3599:0x84e1057afe725a2f?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">Lotus Evleri, Mimarsinan, Atatürk Bl. No:257/A Zemin Kat, 55200 Atakum/Samsun</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0554 027 02 77</p>

<p><a href="https://www.instagram.com/samsundentalprime/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/samsundentalprime/</a></p>

<p><a href="https://www.facebook.com/samsundentalprime" rel="dofollow">https://www.facebook.com/samsundentalprime</a></p>

<p><a href="https://www.tiktok.com/@samsundentalprime" rel="dofollow">https://www.tiktok.com/@samsundentalprime</a></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/@SamsunDentalPrime" rel="dofollow">https://www.youtube.com/@SamsunDentalPrime</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/doc-dr-sezin-ozer-cocuklarda-dis-curugu-onlenebilir-bir-hastaliktir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/doc-dr-sezin-ozer-cocuklarda-dis-curugu-onlenebilir-bir-hastaliktir.jpg" type="image/jpeg" length="59426"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Seval Karasatı: Akne Skarları Tedavi Edilebilir Bir Sorundur]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/dr-seval-karasati-akne-skarlari-tedavi-edilebilir-bir-sorundur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/dr-seval-karasati-akne-skarlari-tedavi-edilebilir-bir-sorundur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akne, özellikle ergenlik döneminde sık görülen ancak yetişkinlikte de devam edebilen yaygın bir cilt problemidir. Ancak çoğu kişi için asıl sorun, akne geçtikten sonra geride kalan izler yani akne skarlarıdır. Dermatoloji Uzmanı Dr. Seval Karasatı, akne skarlarının estetik kaygıların ötesinde kişinin psikolojik durumunu da etkileyebileceğini belirterek, günümüzde bu izlerin büyük ölçüde tedavi edilebildiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Akne skarları, ciltte iltihaplı akne lezyonlarının iyileşmesi sırasında oluşan doku hasarına bağlı olarak ortaya çıkar. Bu süreçte cilt, ya fazla kolajen üretir ya da yeterli kolajen üretemez. Sonuç olarak çökük (atrofik) ya da kabarık (hipertrofik/keloid) izler meydana gelir. Dr. Karasatı’ya göre, özellikle derin ve iltihaplı aknelerin erken dönemde doğru şekilde tedavi edilmemesi, kalıcı iz riskini artırmaktadır.</p>

<p>Akne skarlarının oluşumunda genetik yatkınlık önemli bir rol oynar. Bunun yanı sıra aknelerin sıkılması, yanlış ürün kullanımı ve geç başlanan tedaviler de skar oluşumunu tetikleyebilir. Dr. Seval Karasatı, “Akne tedavisinde erken müdahale, iz oluşumunu önlemenin en etkili yoludur. Hastalar genellikle akne geçtikten sonra başvuruyor ancak bu noktada tedavi daha uzun ve maliyetli olabiliyor” ifadelerini kullanıyor.</p>

<p>Günümüzde akne skarlarının tedavisinde birçok etkili yöntem bulunmaktadır. Lazer tedavileri, mikroiğneleme (microneedling), kimyasal peeling, PRP (Platelet Rich Plasma) ve dolgu uygulamaları en sık kullanılan yöntemler arasında yer alır. Bu tedavilerin seçimi, skarın tipi, derinliği ve hastanın cilt yapısına göre belirlenir. Dr. Karasatı, her hastaya aynı tedavinin uygulanamayacağını vurgulayarak kişiye özel tedavi planının önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>Fraksiyonel lazer tedavileri, akne skarlarında en etkili yöntemlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu yöntemle ciltte kontrollü hasar oluşturularak kolajen üretimi artırılır ve cilt yüzeyi yenilenir. Mikroiğneleme ise ciltte küçük kanallar açarak hem kolajen üretimini tetikler hem de uygulanan tedavi ürünlerinin daha derine ulaşmasını sağlar. Bu yöntemler genellikle birkaç seans halinde uygulanır ve düzenli takip gerektirir.</p>

<p>Kimyasal peeling uygulamaları ise cildin üst tabakasını soyarak daha pürüzsüz bir görünüm elde edilmesine yardımcı olur. Özellikle yüzeysel izlerde etkili olan bu yöntem, doğru ürün ve konsantrasyon seçimiyle güvenli bir şekilde uygulanabilir. PRP tedavisi ise hastanın kendi kanından elde edilen büyüme faktörleri sayesinde cilt yenilenmesini destekler.</p>

<p>Akne skarı tedavisinde sabır ve süreklilik oldukça önemlidir. Dr. Seval Karasatı, “Hastalar genellikle tek seansta mucizevi sonuçlar bekliyor. Oysa bu tedaviler kademeli olarak etki gösterir. Düzenli uygulama ve doğru bakım ile oldukça başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür” diyor.</p>

<p>Tedavi sürecinde güneş koruyucu kullanımı büyük önem taşır. Güneş ışınları, ciltte renk değişikliklerine neden olarak izlerin daha belirgin hale gelmesine yol açabilir. Ayrıca tedavi sonrası cildin hassasiyeti arttığı için güneşten korunmak iyileşme sürecini hızlandırır.</p>

<p>Akne skarları sadece estetik bir problem değildir; bireyin özgüvenini ve sosyal yaşamını da etkileyebilir. Bu nedenle doğru uzman tarafından değerlendirilmesi ve uygun tedavi planının oluşturulması gerekir. Dr. Karasatı, “Her cilt farklıdır ve her skar tipi ayrı değerlendirilmelidir. Bilinçsiz uygulamalardan kaçınmak ve mutlaka dermatoloji uzmanına başvurmak gerekir” diyerek sözlerini tamamlıyor.</p>

<p>Gelişen teknoloji ve dermatolojik yöntemler sayesinde akne skarları artık kader değildir. Doğru zamanda, doğru yöntemlerle yapılan müdahalelerle cilt görünümünde belirgin iyileşmeler sağlamak mümkündür. Bu da hastaların hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha iyi hissetmelerine katkı sağlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Seval Karasatı</strong></p>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://drsevalkarasati.com/" rel="dofollow">https://drsevalkarasati.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=dc93c5be23b05f35&amp;sxsrf=ANbL-n7SRG8iGFPRobNFMY9J-iMzyDt1fQ:1775636033873&amp;q=seval+karasati+adres&amp;ludocid=12269219886815068366&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwjqlrLY592TAxWhcfEDHW31F6MQ6BN6BAgmEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14d34ff116466b51:0xaa45067b60c540ce?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">Kızılırmak Mahallesi, Çukurambar, 1443. Cd. No:25/B İç Kapı No:86, 06530 Çankaya/Ankara</a></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/drsevalkarasati/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/drsevalkarasati/</a></p>

<p><a href="https://www.facebook.com/dermatologsevalkarasati" rel="dofollow">https://www.facebook.com/dermatologsevalkarasati</a></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/@DrSevalKarasati" rel="dofollow">https://www.youtube.com/@DrSevalKarasati</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/dr-seval-karasati-akne-skarlari-tedavi-edilebilir-bir-sorundur</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/dr-seval-karasati-akne-skarlari-tedavi-edilebilir-bir-sorundur.jpg" type="image/jpeg" length="19677"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy’dan Meme Kanserinde Erken Tanı Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-ebru-ayvazoglu-soydan-meme-kanserinde-erken-tani-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/prof-dr-ebru-ayvazoglu-soydan-meme-kanserinde-erken-tani-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy, meme kanseri alanındaki bilimsel çalışmaları ve hasta odaklı yaklaşımıyla dikkat çeken önemli bir isim olarak öne çıkıyor. Günümüzde kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri, erken tanı ve doğru tedavi ile büyük oranda kontrol altına alınabiliyor. Bu noktada Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu’nun çalışmaları, hem farkındalık oluşturma hem de modern tedavi yöntemlerinin yaygınlaştırılması açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p>Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda en yaygın görülen kanser türü olup, her 8 kadından birinin yaşamı boyunca bu hastalıkla karşılaşma riski bulunuyor. Ancak son yıllarda gelişen tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde, erken evrede yakalanan meme kanserinde başarı oranları oldukça yüksek seviyelere ulaşmış durumda. Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy, bu süreçte erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayarak düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<p>Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu’a göre meme kanseri sadece fiziksel bir hastalık değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal yönleri de olan çok boyutlu bir süreçtir. Hastaların tanı anından itibaren doğru bilgilendirilmesi, multidisipliner bir yaklaşımla ele alınması ve bireyselleştirilmiş tedavi planlarının oluşturulması, tedavi başarısını doğrudan etkiliyor. Bu kapsamda cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin uygun kombinasyonlarla uygulanması, hastaların yaşam kalitesini artırırken tedavi sonuçlarını da iyileştiriyor.</p>

<p>Meme kanserinde risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, hormonal faktörler, yaşam tarzı ve çevresel etkenler yer alıyor. Özellikle aile öyküsü bulunan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu, bu kişilerin düzenli tarama programlarına dahil edilmesinin erken tanı açısından kritik olduğunu ifade ediyor. Bunun yanı sıra sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, ideal kilo kontrolü ve alkol tüketiminin sınırlandırılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri de riskin azaltılmasında önemli rol oynuyor.</p>

<p>Erken tanı yöntemleri arasında kendi kendine meme muayenesi, klinik muayene ve mamografi başta geliyor. 40 yaş üzerindeki kadınların yılda bir kez mamografi çektirmesi önerilirken, yüksek risk grubundaki bireylerde bu taramaların daha erken yaşlarda başlaması gerekebiliyor. Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy, toplumda meme kanseri farkındalığının artırılması için eğitim çalışmalarının yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavi sürecinde ise kişiye özel yaklaşımlar ön plana çıkıyor. Günümüzde artık her meme kanseri hastası için aynı tedavi uygulanmıyor; tümörün tipi, evresi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu gibi faktörler dikkate alınarak en uygun tedavi planı oluşturuluyor.Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu, özellikle hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi gibi yenilikçi yöntemlerin, ileri evre hastalarda dahi umut verici sonuçlar sunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Ayrıca meme kanseri cerrahisinde de önemli gelişmeler yaşanıyor. Meme koruyucu cerrahilerin yaygınlaşması sayesinde hastaların hem estetik hem de psikolojik açıdan daha iyi sonuçlar elde ettiğini ifade eden Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu, gerektiğinde onkoplastik cerrahi teknikleriyle başarılı rekonstrüksiyonların yapılabildiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, hastaların tedavi sürecini daha kolay kabullenmesine ve sosyal yaşamlarına daha hızlı dönmelerine katkı sağlıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy, meme kanseriyle mücadelede en güçlü silahın bilgi ve farkındalık olduğunu belirterek, kadınların kendi sağlıklarını yakından takip etmeleri gerektiğini ifade ediyor. Erken teşhis ile hayat kurtarmanın mümkün olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>

<p>Sonuç olarak meme kanseri, erken tanı ve doğru tedavi ile büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy’un öncülüğünde yürütülen çalışmalar, hem hastaların yaşam kalitesini artırmayı hem de toplum genelinde bilinç düzeyini yükseltmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda yapılan her bilinçlendirme çalışması, meme kanseriyle mücadelede önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy</strong></p>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://ebruayvazoglu.com/" rel="dofollow">https://ebruayvazoglu.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=dc93c5be23b05f35&amp;sxsrf=ANbL-n4eItsJ6kSkT4EfcTSOCM-UYOteoA:1775636002335&amp;q=genel+cerrah+prof.+dr.+ebru+ayvazo%C4%9Flu+soy+%7C+ankara+genel+cerrahi+doktoru+%7C+meme+kanseri+tedavisi%7C+meme+cerrahisi+%7C+%C3%A7ankaya+adres&amp;ludocid=5379754773002623848&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwixra3J592TAxXjZ_EDHZ4XB5oQ6BN6BAgpEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14d34f2a711fa7a7:0x4aa8ba767f889b68?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">YDA Center, Kızılırmak, Dumlupınar Blv. No:9 A Blok Kat: 7 Daire: 235/B, 06510 Çankaya/Ankara</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0531 947 84 98</p>

<p><a href="https://www.instagram.com/profdrebruayvazoglusoy/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/profdrebruayvazoglusoy/</a></p>

<p><a href="https://www.tiktok.com/@profdrebruayvazoglusoy" rel="dofollow">https://www.tiktok.com/@profdrebruayvazoglusoy</a></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/@profdrebruayvazoglusoy" rel="dofollow">https://www.youtube.com/@profdrebruayvazoglusoy</a></p>

<p><a href="https://www.facebook.com/profdrebruayvazoglusoy/" rel="dofollow">https://www.facebook.com/profdrebruayvazoglusoy/</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-ebru-ayvazoglu-soydan-meme-kanserinde-erken-tani-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/prof-dr-ebru-ayvazoglu-soydan-meme-kanserinde-erken-tani-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="82764"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Aydıncan Akdur: Tiroid Nodülleri Erken Tanı ile Kontrol Altına Alınabilir]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/doc-dr-aydincan-akdur-tiroid-nodulleri-erken-tani-ile-kontrol-altina-alinabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/doc-dr-aydincan-akdur-tiroid-nodulleri-erken-tani-ile-kontrol-altina-alinabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tiroid nodülleri, günümüzde oldukça yaygın görülen ve çoğu zaman tesadüfen fark edilen sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Boynun ön kısmında bulunan tiroid bezinde gelişen bu nodüller, genellikle iyi huylu olsa da bazı durumlarda ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Doç. Dr. Aydıncan Akdur, tiroid nodüllerinin erken tanı ve doğru takip ile büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Tiroid nodülleri, toplumda özellikle kadınlarda ve ileri yaş grubunda daha sık görülmektedir. Çoğu nodül belirti vermez ve rutin kontroller sırasında ultrason ile tespit edilir. Ancak bazı hastalarda boyunda şişlik, yutma güçlüğü, ses kısıklığı veya nefes alma problemleri gibi şikayetlere neden olabilir. Bu tür belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması büyük önem taşır.</p>

<p>Doç. Dr. Aydıncan Akdur’a göre tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde en önemli adım, nodülün iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunun belirlenmesidir. Bu süreçte ultrasonografi temel tanı yöntemlerinden biridir. Nodülün boyutu, yapısı ve içeriği hakkında detaylı bilgi sağlayan ultrason, riskli nodüllerin ayırt edilmesinde önemli rol oynar. Gerekli görülen durumlarda ise ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılarak kesin tanıya ulaşılır.</p>

<p>Tiroid nodüllerinin büyük çoğunluğu iyi huyludur ve cerrahi müdahale gerektirmez. Bu tür nodüller genellikle düzenli aralıklarla takip edilir. Ancak nodülün hızlı büyümesi, çevre dokulara baskı yapması veya kanser şüphesi taşıması durumunda cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Bu noktada hastaya özel değerlendirme yapılması ve tedavi planının bireyselleştirilmesi büyük önem taşır.</p>

<p>Tiroid kanseri riski düşük olsa da tamamen göz ardı edilmemelidir. Doç. Dr. Akdur, özellikle ailesinde tiroid kanseri öyküsü olan bireylerin ve radyasyona maruz kalmış kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini ifade ediyor. Erken evrede teşhis edilen tiroid kanserlerinin tedavi başarısı oldukça yüksektir ve hastalar normal yaşamlarına hızlı bir şekilde dönebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda teknolojik gelişmeler sayesinde tiroid nodüllerinin tanı ve tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Minimal invaziv yöntemler, hem tanı sürecini kolaylaştırmakta hem de hastaların konforunu artırmaktadır. Ayrıca bazı iyi huylu nodüllerde cerrahiye alternatif olarak uygulanan radyofrekans ablasyon gibi yöntemler, ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır.</p>

<p>Doç. Dr. Aydıncan Akdur, tiroid sağlığının korunması için düzenli kontrolün önemine dikkat çekiyor. Özellikle risk grubunda yer alan bireylerin belirli aralıklarla tiroid muayenesi yaptırması, olası problemlerin erken aşamada tespit edilmesini sağlar. Bunun yanı sıra dengeli beslenme ve iyot alımının yeterli olması da tiroid fonksiyonlarının sağlıklı şekilde devam etmesine katkı sağlar.</p>

<p>Sonuç olarak, tiroid nodülleri çoğu zaman iyi huylu olsa da ihmal edilmemesi gereken bir sağlık sorunudur. Erken tanı, doğru takip ve uygun tedavi yöntemleri ile hastaların yaşam kalitesi korunabilir. Doç. Dr. Aydıncan Akdur, toplumda tiroid hastalıkları konusunda farkındalığın artırılmasının, erken teşhis oranlarını yükselteceğini ve tedavi başarılarını olumlu yönde etkileyeceğini belirtiyor.</p>

<p><strong>Genel Cerrahi Uzmanı Doç Dr. Aydıncan Akdur</strong></p>

<p><strong>Web sitesi:</strong> <a href="https://aydincanakdur.com/" rel="dofollow">https://aydincanakdur.com/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=dc93c5be23b05f35&amp;sxsrf=ANbL-n7lXVj8ZnzBEv4POjpB-k7Uq82vsA:1775635965151&amp;q=genel+cerrah+do%C3%A7.+dr.+ayd%C4%B1ncan+akdur+%7C+ankara+genel+cerrahi+uzman%C4%B1+%7C+pankreas+,+mide,+karaci%C4%9Fer+kanseri+ameliyat%C4%B1+%C3%A7ankaya+adres&amp;ludocid=6096804341476170865&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwj94s-3592TAxUnQvEDHXLPNMIQ6BN6BAglEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14d349068f6b3f21:0x549c333f0ebf1c71?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">YDA Center, Kızılırmak, Dumlupınar Blv. No: 9A D:235, 06510 Çankaya/Ankara</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0531 473 40 32</p>

<p><a href="https://www.instagram.com/doc.dr.aydincanakdur/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/doc.dr.aydincanakdur/</a><br />
<a href="https://www.tiktok.com/@doc.dr.aydincanakdur" rel="dofollow">https://www.tiktok.com/@doc.dr.aydincanakdur</a></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/@doc.dr.aydincanakdur" rel="dofollow">https://www.youtube.com/@doc.dr.aydincanakdur</a></p>

<p><a href="https://www.facebook.com/doc.dr.aydincanakdur/" rel="dofollow">https://www.facebook.com/doc.dr.aydincanakdur/</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/doc-dr-aydincan-akdur-tiroid-nodulleri-erken-tani-ile-kontrol-altina-alinabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/doc-dr-aydincan-akdur-tiroid-nodulleri-erken-tani-ile-kontrol-altina-alinabilir.jpg" type="image/jpeg" length="67766"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Şule Göngör: Altın İğne Tedavisi ile Cilt Yenilemede Yeni Dönem]]></title>
      <link>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-sule-gongor-altin-igne-tedavisi-ile-cilt-yenilemede-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberdenizli.com/prof-dr-sule-gongor-altin-igne-tedavisi-ile-cilt-yenilemede-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cilt gençleştirme ve estetik dermatoloji alanında son yıllarda dikkat çeken uygulamalardan biri olan Altın İğne Tedavisi (iğneli radyofrekans) , minimal invaziv yapısı ve etkili sonuçlarıyla öne çıkıyor. Dermatoloji alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Şule Göngör, bu yenilikçi yöntemin hem güvenli hem de doğal bir cilt yenileme süreci sunduğunu belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Altın İğne Tedavisi, mikro iğneler ve radyofrekans enerjisinin birleşimiyle cilt altı dokuların kontrollü şekilde uyarılmasını sağlayan bir teknolojidir. Uygulama sırasında kullanılan altın kaplama mikro iğneler, cildin alt katmanlarına ulaşarak kolajen ve elastin üretimini tetikler. Bu sayede ciltte sıkılaşma, yenilenme ve daha sağlıklı bir görünüm elde edilir. Prof. Dr. Göngör’e göre bu yöntem, özellikle yaşlanma belirtilerine karşı etkili ve uzun vadeli bir çözüm sunmaktadır.</p>

<p>Tedavi, ince kırışıklıklar, akne izleri, geniş gözenekler ve cilt tonu eşitsizlikleri gibi birçok farklı cilt problemine yönelik uygulanabilmektedir. Ayrıca ciltte sarkma ve elastikiyet kaybı yaşayan kişilerde de başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Prof. Dr. Şule Göngör, Altın İğne’nin farklı cilt tiplerine uygun şekilde kişiselleştirilebildiğini ve bu özelliği sayesinde geniş bir hasta kitlesine hitap ettiğini vurgulamaktadır.</p>

<p>Uygulama öncesinde hastanın cilt yapısı detaylı şekilde analiz edilir ve tedavi planı buna göre oluşturulur. İşlem genellikle lokal anestezik kremler eşliğinde yapılır ve ortalama 30-45 dakika sürer. Tedavi sonrası hastalar günlük yaşamlarına kısa sürede dönebilir. Hafif kızarıklık ve hassasiyet gibi geçici etkiler görülse de bu durum genellikle birkaç gün içerisinde kendiliğinden kaybolur.</p>

<p>Altın İğne Tedavisi’nin en önemli avantajlarından biri, cilt yüzeyine zarar vermeden derin dokularda etki göstermesidir. Bu durum, iyileşme sürecini hızlandırırken komplikasyon riskini de minimuma indirir. Prof. Dr. Göngör, bu yöntemin lazer uygulamalarına alternatif olarak tercih edilebileceğini ve özellikle yaz aylarında da güvenle uygulanabildiğini ifade etmektedir.</p>

<p>Tedavinin etkileri genellikle ilk seanstan sonra fark edilmeye başlanır, ancak optimal sonuçlar için birkaç seans önerilmektedir. Seans sayısı kişinin cilt yapısına ve ihtiyaçlarına göre değişiklik gösterebilir. Kolajen üretiminin zamanla artması sayesinde ciltteki iyileşme süreci birkaç ay boyunca devam eder ve sonuçlar giderek daha belirgin hale gelir.</p>

<p>Prof. Dr. Şule Göngör, Altın İğne Tedavisi’nin yalnızca estetik bir uygulama olmadığını, aynı zamanda cilt sağlığını destekleyen önemli bir yöntem olduğunu vurgulamaktadır. Cilt bariyerinin güçlenmesi, kan dolaşımının artması ve hücresel yenilenmenin hızlanması gibi etkiler, genel cilt kalitesini artırmaktadır.</p>

<p>Son yıllarda artan talep, bu tedavinin hem kadınlar hem de erkekler arasında popüler hale gelmesini sağlamıştır. Özellikle doğal ve ameliyatsız çözümler arayan kişiler için Altın İğne, etkili ve güvenilir bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Prof. Dr. Göngör, tedavinin mutlaka uzman hekimler tarafından, uygun cihazlar ve steril koşullarda yapılması gerektiğinin altını çizmektedir.</p>

<p>Sonuç olarak, Altın İğne Tedavisi modern dermatolojinin sunduğu en yenilikçi uygulamalardan biri olarak dikkat çekmektedir. Prof. Dr. Şule Göngör’ün uzman yaklaşımıyla uygulanan bu yöntem, ciltte hem estetik hem de fonksiyonel iyileşme sağlayarak daha sağlıklı ve genç bir görünüm elde edilmesine katkıda bulunmaktadır. Cilt bakımında etkili, güvenli ve kalıcı çözümler arayanlar için Altın İğne Tedavisi güçlü bir alternatif sunmaktadır.</p>

<p><strong>Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Prof. Dr. Şule Göngör</strong></p>

<p><strong>Web sitesi: </strong><a href="https://profdrsulegungor.com.tr/" rel="dofollow">https://profdrsulegungor.com.tr/</a></p>

<p><a href="https://www.google.com/search?sca_esv=dc93c5be23b05f35&amp;sxsrf=ANbL-n4d5V75LEga8-FQ4YIe6i-8Aux8Qw:1775635935581&amp;q=sule+gungor+adres&amp;ludocid=9561338028862583786&amp;sa=X&amp;ved=2ahUKEwip_cKp592TAxWBB9sEHVKdEMMQ6BN6BAgqEAI" rel="nofollow"><strong>Adres</strong></a><strong>: </strong><a href="https://www.google.com/maps/place/data=!4m2!3m1!1s0x14cab6e232070887:0x84b0b24773c9b3ea?sa=X&amp;ved=1t:8290&amp;ictx=111" rel="nofollow">Teşvikiye, Hakkı Yeten Cd. No:13, 34394 Şişli/İstanbul</a></p>

<p><strong>Telefon: </strong>0554 857 22 19</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCOlBmcgd-T6t4g5KXAQHoMw" rel="dofollow">https://www.youtube.com/channel/UCOlBmcgd-T6t4g5KXAQHoMw</a></p>

<p><a href="https://www.facebook.com/doc.dr.sulegungor" rel="dofollow">https://www.facebook.com/doc.dr.sulegungor</a></p>

<p><a href="https://www.tiktok.com/@profdrsulegungor" rel="dofollow">https://www.tiktok.com/@profdrsulegungor</a></p>

<p><a href="https://www.instagram.com/dermatolog_profdrsulegungor/" rel="dofollow">https://www.instagram.com/dermatolog_profdrsulegungor/</a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberdenizli.com/prof-dr-sule-gongor-altin-igne-tedavisi-ile-cilt-yenilemede-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberdenizlicom.teimg.com/crop/1280x720/haberdenizli-com/uploads/2026/04/prof-dr-sule-gongor-altin-igne-tedavisi-ile-cilt-yenilemede-yeni-donem.jpg" type="image/jpeg" length="10961"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
