PSİKİYATRİ İLAÇLARI BAĞIMLILIK YAPAR MI ?

Ruhsal hastalıklar diğer sistem hastalıkları gibi hayatımızı, sosyal ve mesleki işlevlerimizi etkileyen bir hastalık grubudur. Ancak diğer sistem hastalıklarından farklı olarak hayatımızın her aşamasını etkiler. Örneğin bacağınız ağrısa sadece ona yönelik şikayetleriniz olur ama depresyona girerseniz işinizi yapmanızdan cinsel aktivitenize kadar herşeyiniz etkilenir. Bu da ruhsal durumumuzun ne kadar önemli olduğunu gösterir. Onun için mutlaka tedavi olmamız gerekir ki hayata tutunup bize verilen rolü oynamaya devam edelim.
 Bu tedavi nasıl olmalıdır? İşin uzmanına başvurup hastalığımızın teşhis edilmesinden sonra bizim için uygun tedaviyi tespit ettirip onu uygulamakla olur. Bu hastanın kliniğine ve kişiliğinden sosyal destek faktörlerine kadar birçok etken göz önüne alınıp bazen hastaneye yatırmak, bazen ilaç tedavisi şeklinde olmakla beraber sadece psikoterapi ve önerilerle de olabilir. Ama genelde önce ilaç tedavisi ve akabinde psikoterapi şeklinde olmaktadır. Neden? Çünkü hasta zaten sıklıkla sıkıntılarının sebeplerinin ve neden olduğu sonuçlarının  farkındadır. Kendisi zaten baş edemediği için doktora gelmiştir. Gelmeden önce de muhtemelen kendince düzelmek için bazı çabaları olmuştur ama düzelememiştir. Bu da hastalığın bizim için ciddi boyutta olduğunu gösterir. 
Örneğin bir hastam depresyona girmiş. İlaç kullanmak istemediği için danışmanlık yapan bir psikoloğa başvurmuş. Psikolog 7 ay süreyle kafana takma, abartma, böceğe bak çiçeğe bak demiş ama ilaçla depresyon tedavisi uygulamadığı için tablo giderek ağırlaşmış ve hasta intiharın eşiğine gelmiş.(Zaten tanı koyup, hangi tedavinin uygulanacağına karar vermekle yetkili kişi psikiyatristtir) Hasta bize başvurdu. Uygun ilaç tedavisi başladık ve kliniği toparlandı. Hastalık bu noktaya gelmeden önce çaresine bakmak gerekirdi. Tablonun ciddiyeti bizi aştığında uygun bir uzmana yönlendirmemiz gerekmektedir. O hasta ya intihar etseydi O zaman ne olacaktı. 
Psikiyatri ilaçları farklı etki mekanizmaları ile etki ederler. Sıklıkla kullanılan ilaçlar (örneğin birçok antidepresanı) her hekim tarafından reçete edebilir. Ancak her ilacın kendi içinde ayrıntıları vardır. Yaşlıda daha iyi olanlar, uyku yapanlar-yapmayanlar, çocuklarda endikasyonu olanlar, iştah açıcı özelliği olanlar-olmayanlar v.b gibi. Tedavi süreleri hastanın kliniğine göre değişir Bazı ağır hastalıklarda (şizofreni gibi) uzun süreli (bazen ömür boyu) ilaç kullanmak gerekebilirken sık görülen hastalıklarda ( depresyon gibi, panik bozukluk gibi) tedavi düzenli kontrol olmak kaydıyla sıklıkla sürelidir. Doz kademeli olarak arttırılır; hastanın kliniği düzelince de kademeli olarak azaltılarak stoplanır. Tabii tedavi süresince gerekiyorsa hastanın yaşam tarzına yönelik psikoterapatik düzenlemeler de yapılır ki hastalık tekrarlamasın.
 Psikiyatri ilaçlarının tedavi edici olanları ve rahatlatıcı-ferahlatıcı etkili olanları vardır. Tedavi ediciler antidepresanlar, antipsikotikler ve duygudurum dengeleyiciler v.b. Rahatlatıcı olanlar da benzodiazepinler v.b gibidir. 
Meşhur bağımlılık olayına gelince; Bağımlılık fiziksel bağımlılık ve psikolojik bağımlılık olarak ikiye ayrılır.
Fiziksel bağımlılıkta ilacın veya maddenin kimyasal yapısına karşı bağımlılık gelişir. Madde bağımlılığında (esrar, eroin, kokain v.b) da bu tür bağımlılık vardır. Bunu engellemenin yolu ilaçları doktor kontrolünde kullanmaktır. Doktor bağımlılık potansiyeli olan (ör: xanax, diazem v.b) ilacı uygun doz ve uygun süre kullandırırsa bağımlılık gelişmez. Uygun olan bağımlılık potansiyeli olan ilacı belirli bir süre kullandırıp hasta rahatlayınca kademeli olarak kliniğine göre kesmektir. Zaten zamanla ana ilacın dozu bağımlılık potansiyeli olan ilacın gerekliliğini ortadan kaldıracak şekilde doz ayarlaması yapılınca ikinci ilaca gerek kalmayacaktır. Bu ilaçları doktor kontrolünde kullanıyorsak bağımlılıktan asla korkmamalıyız. 
Antidepresan grubu ilaçların ve diğer ilaçların fiziksel bağımlılık  yapma durumları yoktur. Hatta çoğunun terapotik indexleri o kadar yüksektir ki piyasada sıklıkla kullandığımız birçok ilaçtan daha güvenlidirler. Prospektüslerinde bir sürü yan etki yazabilir ancak leblebi gibi kullandığımız ağrı kesicilerin yan etkilerine baktığımızda onlardan kalır bir yanı olmadığını görebiliriz. Zaten resmi olarak milyonda bir kişide bile o yan etki ortaya çıkarsa onu prospektüse yazmak mecburidir. Onun için ilaçların prospektüslerinde bir sürü yan etki yazar. 
Psikolojik bağımlılıkta hasta ilaca bağımlı olur. İlacın kimyasal yapısıyla alakalı bir bağımlılık  durumu söz konusu değildir. Hasta kendi kendine ben bu ilacı almazsam veya dozu azaltılırsa kötü olurmuyum gibi vesveselere kapılırsa psikolojik bağımlılık gelişebilir. Bu durumun gelişmemesi için yapılması gereken düzenli bir psikiyatriste gitmek, ilaçla alakalı merak ettiklerimizi sormak ve doktorun ilacı azaltalım önerilerine uymaktır. Sıklıkla yapılan hata ilaca katkı payı ödemeyeyim diye 1 (bir) yıllık ilaç raporu çıkartıp, psikiyatriste  kontrole gitmeden aile hekimine ilacı reçete ettirip aynı dozda sürekli kullanıp durmaktır. Kontrole gitse belki doktor ilacı azaltacaktır hatta kesecektir ama gitmediği için artık ilaç hayatının bir parçası haline gelmiştir. İlaç raporu bitip tekrar doktora gittiğinde doktor ilacı azaltalım dediğinde psikolojik bağımlılık geliştiyse ben bu ilaçsız yapamam deyip aynı dozda kullanmaya devam etmek ister. Burada sağlık personeline de görev düşmektedir. Psikiyatri doktorlarının hastalarına sahip çıkıp düzenli kontrollere çağırıp ilaç dozu ayarlaması yapmaları; diğer sağlık personelinin de bilmediği konularla alakalı çok yorum yapmamaları gerekmektedir. Bilinçsizce ve cahilce yapılan yorumlar hastaların tedavilerini bozmakta ve kliniklerinin tekrar bozulmasına neden olmaktadır 
Ama ne yazık ki ülkemizde çoğu kişi herşeyden anladığı için dezenformasyon yapmakta birkaç ilaç adı biliyorsa veya hiç bilmese bile adı antidepresan olunca ‘bunlar bağımlılık yapar hemen kesmezsen bir daha bırakamazsın gibi  yanlış söylemlerde bulunmaktadırlar. Bilinmelidir ki psikiyatri ilaçları da sıklıkla kullandığımız diğer ilaçlar gibidir. Düzenli almak şartıyla herhangi bir sıkıntısı olmaz. 
Kendi kafamıza göre ilacı birden azaltıp birden kesersek ufak tefek yan etkiler gösterebilir ki hastalarımız veya etrafındakiler bu durumu yaşayınca ‘hah ilaç bağımlılık yapmış bak bırakamıyorum’ gibi savunmalara girebilmektedirler. Bunun çaresi  doktorun hastanın kliniğine göre uygun gördüğünde ilacı azaltıp veya arttırmasıdır.  
İlaçla alakalı bir yerlerden kulak dolgunluğu olanlara, bir sertifika ile ben ruhsal hastalıkları tedavi ederim diyenlere, ruhsal hastalıklarda ‘sen abartıyorsun aslında yoksa senin hiçbirşeyin yok veya namaz kılsan hiçbirşeyin kalmaz’ deyip eşinin veya yakınının hastalığını küçümseyip empati yapamayanlara itibar etmemek gerekir.
Burada sağlık çalışanlarına da iş düşmektedir. Kendi branşı olmayıp ilaçlar konusunda bilgi sahibi olmayanların hastaları konunun uzmanına yönlendirmesi gerekir. Dahiliye uzmanı bir doktor bir hastama bağırsak şikayetleri için durumun psikolojik olduğunu söyleyip antidepresan vermiş. Ancak ilacın ne yapacağı ile alakalı bilgi sahibi olmadığı, ilaç dozunun ayarlamasını yapmadığı ve hastaya hiç bilgi vermediği için hasta ilaca bağlı normalde karşılaşabileceği sıkıntılı durumla karşılaşınca ‘’aa  bu ilaç bende yan etki yaptı’ deyip yanılmıyorsam birkaç kez acile gitmek zorunda kalmış. Bundan dolayı psikiyatristlerin de hastalara hastalıkları hakkında bilgi vermeleri, verdikleri ilaçla alakalı doz ve süre ile alakalı açıklama yapmaları gerekmektedir ki hasta karşılaşabileceği ufak tefek olumsuzluklara hazırlıklı olsun. Doktor bey zaten bana bunu söylemişti desin. 
Hastaların da bilmesi gereken; Sıkıntıyı yaşayan hastanın etrafındakiler benzer bir sıkıntı yaşamadılarsa onu yeterince anlayamazlar. Hayata farklı pencereden bakarlar. Biz tedavi olursak önce kendimize faydamız olacak sonra da çocuğumuza, eşimize ve etrafımıza  faydamız olacaktır. Onun için öncelikle kendi yaşadıklarımızı ve kendi sıkıntımızı dikkate alalım ve tedavimizi olalım. Düzenli takibimizi yaptıralım.  
Huzurlu, sağlıklı, mutlu günler dileğiyle………    
 

YORUM EKLE