ÖFKE VE ÖFKENİN KONTROLÜ

Günümüzde öfke özellikle ülkemizde büyük bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Akşam haberlerini açtığınızda mutlaka öfkeyle yapılmış bir şiddetin haberini görebilirsiniz. Trafikte yol verme kavgası, adam kurşunlama, kadına şiddet, işkence, öldürme v.b. Kanaatimce haberlerden önce yedi yaş ve üzeri için uygundur uyarısının olması gerekmektedir.

Öfke, günlük hayatımızda önemli bir yere sahip duygularımızdan birisidir. Evrensel bir duygu olmakla beraber, her kültürde farklı şekillerde yaşanmaktadır. Buna o kültürün dinamikleri, değerleri, sosyal yapısı, kanunlar, cezalar v.b faktörler katkıda bulunur. Belli bir kültürde bireysel olarak da farklılıklar göstermektedir. Bu da kişinin genetik özellikleri ve yetiştiği ve hayatı öğrendiği çevresel faktörlerden etkilenmektedir.

Öfke genel olarak hemen hemen her durumda ve her an ortaya çıkabilmektedir. Bazen yerini, zamanını ve şiddetini kestirmek mümkün değildir.

Yapılan bazı araştırmalara göre okullarda şiddetin artmasındaki temel nedenler arasında ‘toplumsal değerlerde yıpranma ve aile içi şiddetin fazla olması ve ebeveyn duyarsızlığı ‘gösterilmektedir. Bu da bize ailede ve toplumda çocuklarımıza yeterli eğitimi veremediğimizi göstermektedir. Bunun sonucu olarak da çocuk saygı-sevgi göstermektense daha kolay olan öfkesini dışarıya göstermektedir

Psikiyatrik hastalıkların çoğunda da hastalığın bir parçası olarak öfke çok sık görülmektedir. Örneğin kadınlarda Depresyon hastalığı sıklıkla içine kapanma, mutsuzluk ve karamsarlıkla kendini gösterirken erkeklerde daha çok şiddet ve öfkeyle kendini göstermektedir. Bunun nedeninin erkeklerin hastalığın başında doktora başvurmadıklarından dolayı zamanla hastalığın ilerlemesinden kaynaklı olduğu belirtilmektedir.

Öfkenin oluşumunda A-B-C formülü vardır.

1. Harekete geçirici olay (A): Yaşamımızda karşıltığımız istenmeyen olaylar ve durumlarr. Ör: Trafikte seyreden bir aracın sinyal vermeden sağa dönmesi.

2. “A” hakkındaki inançlar (B): Kişinin A hakkındaki inançlarından ve sözel olarak ifade ettiklerinden oluşur. Harekete geçirici olay hakkında içimizden kendi kendimize söylediklerimizi yani inançlarımızı, düşüncelerimizi içerir. Özellikle bu kısım C’nin nasıl oluşacağını belirleyen kısımdır. Bundan dolayı en önemli kısım burasıdır. Ör: A‘daki araçtan dolayı kaza yapabilirdim, yaralanabilirdim, ölebilirdim, aracım zarar görebilirdi düşüncesi.

3. “A” Hakkındaki inançların sonuçları (C): Harekete geçirici olayın duygusal ve davranışsal sonuçlarını içerir. Burada dışa yansıyan duygu ve davranışlar vardır. Tabi bu duygu davranışların şekli ve derecesi kişiye göre değişiklik gösterir. Ör: B’deki akıldan geçen düşüncelerin bizim hayatımızdaki önemine bağlı olarak gösterilen korna çalma olabilir, el-kol hareketi yapılabilir, arabayı durdurup üstüne yürüme olabilir, silah çekme olabilir v.b.

Öfkeli olan kişide ruhsal sıkıntılarla beraber vücutta özellikle adrenerjik sistem dediğimiz sistemin aktive olmasıyla kan şekerinin yükselmesi, nabzın ve kan basıncının artması, sık sık ve zor nefes alma, baş ağrısı v.b belirtiler de sık görülmektedir. Bunlar da bazı kişilerde ölümcül sonuçlara varabilen şeker koması, kalp krizi, beyin kanaması gibi ciddi tıbbi durumlara neden olabilmektedir.

Öfke sonucunda zaman zaman da geri dönüşümsüz adli olaylar ortaya çıkabilmektedir.

ÖFKENİN KONTROLÜ

Öfkeyi doğru ifade etme becerisini kazanmaya “ öfke kontrolü” denir. Buradaki amaç öfkenin şiddeti mümkün olan en alt seviyeye indirmektedir. Çok zor olsa da herşeye öfkelenmemeyi öğretmektir. Yöntemler kişilerin karakterleri ve yaşadıkları şartlar çerçevesinde kişiden kişiye değişmektedir.

ÖFKE KONTROL YÖNTEMLERİ

Öfkeyi ortaya çıkaran faktörlerden (A faktörü) mümkün olduğunca uzak durmak. Örneğin trafiğin yoğun olduğu saatlerde trafiğe çıkmamak.

Yukarıda bahsettiğimiz A-B-C modelinin B kısmında kışkırtıcı olaylara değişik açıklama getirmek ve farklı bakış açıları düşünmek, iyi tarafından bakmak kişiyi daha doğru tepkiler vermeye yönlendirebilir.

Öfkelendiğinizde, öfkenizi kendinize ait yönerge cümleleriyle kontrol etmeye çalışmak.(‘öfkenin seni ele geçirmesine izin verme’,‘derin bir nefes al, bu sefer sen kazanacaksın’ gibi)

Tecrübelerimize göre öfkeye neden olabilecek olayları önceden tahmin edip; olayla karşılaştığımızda önceden tedbirimizi alıp ona göre davranmak.

Öfke sonucunda daha önce yaşadığımız olumsuz bir sonuçtan ders çıkarıp ona göre davranışlarımızı ayarlamak.

Öfke ve fiziksel uyarılmaya alternatif bir uyarılma (gevşeme, şarkı söyleme ve espri) oluşturmak.

Derin derin nefes alıp vermek; göğsünüzün üst kısyla nefes almanız sizi rahatlatmaz. nefes alıp verdiğinizde göğsünüz değil, karnınız şmelidir.

O an sizi gevşetecek bir yer, ortam veya komik bir durumu düşünmek ve gönüzün önüne getirmeye çalışmak.

Öfke durumunda fiziksel uyarılmanın yarattığı enerjiyi, üretime dönüştürmek. Fiziksel enerji gerektiren bir aktivite yapmak gibi.

Bu saydıklarımıza rağmen hala öfkemizle baş edemiyorsak öfke bizim kontrolümüz dışına çıkmış demektir. Bundan dolayı mutlaka bir psikiyatriste başvurup ilaç tedavisine başlamak gerekir Çünkü kontrol edemediğimiz ve ne zaman ortaya çıkacağını bilemediğimiz öfkemiz sonucunda geriye döndüremediğimiz kötü sonuçlar ortaya çıkarabiliriz. İlaç biz kendi kendimize başarıncaya kadar öfkeyi kontrol etmemize yardımcı olacaktır.

Öfkesiz, sakin günler dileğiyle….

YORUM EKLE
YORUMLAR
Emre
Emre - 10 ay Önce

Gerçekten çok iyi bir şekilde yazılmış .