OBSESİF- KOMPULSİF BOZUKLUK ( TAKINTI-TEMİZLİK HASTALIĞI)

Obsesif- Kompulsif Bozukluk insanın düşünce içeriğindeki bozuklukla alakalı bir rahatsızlıktır. Obsesyon insanın aklına istenmeden gelen, gelmesi istenmeyen düşünceler, dürtülerdir ki bu benliğe yabancı olduğu için kişide anksiyete oluşturur. Kişi bundan rahatsız olduğu için ya bu düşünceleri düşünmemeye, takmamaya çalışır ya da bunların oluşturduğu anksiyeteyi rahatlatmak için alternatif eylemler, düşünceler oluşturur veya o düşünceyi yapayım da en azından anksiyetem gitsin diye eyleme dökebilir. Bu eylemlere, yeni düşüncelere ve alternatif davranışlara da kompulsiyon denir.

Bu obsesyonlar ve kompulsiyonlar kişinin hayatında büyük yer işgal eder ve günlük yaşamını zamanla etkilemeye başlar. İlk başta basit bir takıntı gibi görünürken tedavi edilmezse zamanla hayatının her aşamasını etkilemeye başlayan büyük bir olay haline gelebilir.
Sebepleri diğer psikiyatrik bozukluklarda olduğu gibi net değildir. Ancak çocukluk çağındaki bazı dönemlerin kaliteli yaşanmamasına bağlı olabileceği ve yetiştirilme şeklinin önemli olduğu üzerinde durulmaktadır.

Obsesyonlar farklı içeriklerde olabilir ki bunlar sıklıkla; Temizlikle alakalı olanlar (elimi yıkadım ama elim hala temizlenmedi çok defa yıkama ihtiyacı hissetme, çamaşırların bir defa yıkamayla tam temizlenmediğini düşünüp makinede 3-5 defa sürekli yıkayıp durmak gibi birçok farklı temizlik içerikleri). Burada kompulsiyon olarak sürekli yıkama, temizleme ihtiyacı hissedilir. Ev hanımı bir hastam için akşam saatleri kabusa dönmüştü. Akşam işten gelen kocasının, okuldan gelen çocuklarının kıyafetlerini dışardan mikrop, toz- toprak getirdiniz diye  kapıda çıkarttırıyor direk banyoya sokuyordu. Herkes mutlaka banyo yapıyor ve hergün yeni bir pijama giyerek oturma odasına geçebiliyordu. Başka bir bayan hastamla kocası arasında aylık deterjan ve elektrik gideri problem olmaya başlamıştı. 
Kuşku, şüpheyle alakalı olanlar ( yaptım mı, yapmadım mı, oldu mu olmadı mı, ocaktaki yemeğin altını kapattım mı kapatmadım mı gibi). Burada kompulsiyon olarak genelde sürekli kontrol etme ihtiyacı hissedilir. Kişi kendine saçma gelmesine rağmen tekrar tekrar yaptığından emin olamadığı eylemi yapma ihtiyacı hisseder ve bu kişinin vaktini çok  alır.  
Dinsel obsesyonlar ki bizim toplumumuz için çok sıkıntılıdır. (Namazım oldu mu olmadı mı, 2.Rekatta oturmuş muydum oturmamış mıydım, şöyle düşündüğüm için acaba Allah’a şirk koşmuş olur muyum olmaz mıyım, günaha girdim mi girmedim mi, acaba Allah var mıdır yok mudur  gibi). Hassas bir mevzu olduğu için özellikle dini konularda yorum yapan otörlerin keskin ifade kullanmadan yorum yapmasında fayda vardır. İnsanları dinden korkutucu, soğutucu ifadelerin yerine daha yumuşak ifadeler kullanılması özellikle böyle rahatsızlıkları olanların rahatsızlıklarını alevlendirmemesi adına önemlidir. Böyle hastalar sıklıkla birilerine şüphelerini anlatıp günaha girmediklerinden emin olmak isterler. Namazım olmadı veya eksik oldu diye sürekli sehiv secdesi yaparlar. Günahkar olduklarını düşünüp sürekli tövbe edip, rahatlamak için dua etme ihtiyacı hissederler. Ben genelde emin olamayıp konu hakkında tam bilgi sahibi olmayanlara birisine sormaktansa iyi bir ilmihal kitabı alıp şüpheye düştüklerinde veya konu hakkında bilgi sahibi olmaları için rehber olarak kullanmalarını öneriyorum. 
Simetri ile alakalı obsesyonlar da çok sık görülür. Kişi bulunduğu yaşam alanını kendine göre düzenlemek için uzun zaman harcar. Tabii ki zamanın çoğunu bunun için harcayınca da günlük  aktivitelerinde eksiklik ve gecikme yaşar. Bazı hastalar gittiği yabancı ortamları bile kendine göre düzenlemeye çalışabilir. Onun için karışık ortamlara gitmeyi tercih etmeyebilirler.
Düşünceyle alakalı olanlar da garip, saçma rahatsız edici düşüncelerdir. Örneğin ensest (annemle, çocuğumla gibi) tarzı ilişki yapar mıyım yapmaz mıyım, çocuğuma zarar verir miyim zarar vermez miyim gibi. Özellikle örnekte belirtilen tarzdaki obsesyonların intihara kadar giden sonuçları olabilir. Bundan dolayı zamanında tedavisini olmak gerekir. Acaba çocuğuma zarar verir miyim düşüncesiyle çocuğuyla yalnız kalmamaya, onunla iletişime geçmemeye çalışabilirler. Bu da başka bir problem oluşturabilir. 
Obsesyon ve kompulsiyon türevleri ve içerikleri arttırılabilir.
Obsesif- Kompulsif Bozukluk beraberinde sıklıkla Major Depresyonla seyreder Çünkü hastalar bu takıntılarla  uğraşmaktan artık hayattan zevk almaz olurlar, toplumdan kendilerini izole ederler. Ayrıca beraberinde panik ataklar sık görülür. 
Tedavisine gelince halk arasında sıklıkla buna üç harfliler karışmış deyip hocaya gitmek isterler. Geçen gün bir hasta yakını obsesyonlarından dolayı evden çıkamayan kızı için danışmaya geldi. Onun tablosu çok ilerlemişti. Depresyon tabloya eklenmişti ve herşey pis diye kendi odasından bile dışarı çıkamıyordu. Olayın ciddiyetini, intihara kadar gidebileceğini, bir an önce yatırılarak tedavisine başlanılması gerektiğini ifade ettim ancak annesi önce ben bir hocaya götüreyim sonra ikna edebilirsek hastaneye götürürüz dedi.        
Tedavisi için mutlaka bir psikiyatriste başvurmak gerekir ve ilk seçenek farmakoterapi dediğimiz ilaç tedavisidir. Daha sonra hastanın tablosuna göre mutlaka psikoterapi de tedaviye eklenmelidir. Tedavi süresi en az 6 ay olmak üzere hastaya göre uzayabilir. Tablo ilerlemeden doktora getirmek tedaviden fayda görmeyi kolaylaştırır.
Huzurlu, mutlu, sağlıklı günler dileğiyle….
 

YORUM EKLE