Eğer yolunuz Urla’ya düşerse  üşenmeyin gezin. Sokak aralarına gire gire... 
Dolanıp aynı yere gele gele.,,
Taş duvarlı eski binaların önünden selam alıp vere vere..
Eski zaman balıkçıların önünden vira vira geçe geçe...
Tekneden  denize atılan çipa misali sakince,,,  
Zaman meydan okuyan Aranavut kaldırımları arşınlaya arşınlaya,,
Eski İzmirliler iyi bilirler. Urla denilence akla; orta gelir sahilciler, cebin sıkkın ama yüreği sevda dolu gençler,  çoluğun çocuğun nafakasını çıkarıp uygun tatil hayali ile dolu olanların ortak mekanı gelirid. Ha bi de  unutmadan, emekli olup  parasını çarçur etmek istemeyenler, karşıayka güzelyalı alsancak üçlemesine güce yetmeyen deniz aşıkları, muhacirler, biraz uzakta karantina adası gelir ki, güzeldir yani, hayli güzeldir..

Bizimde yolumuz düştü, yıllar önce kendi halinde bıraktığımız Urla’yı daha bir sıcak göresimiz geldi. Gezdik dolaştık, derken açıktık haliyle. Gurme ünlüleri konuk etmiş şu mekan “Beğendik Abi” de  bir soluklanalım, açlığımız doyuralım istedik. Yalanım varsa ne olayım, pek beğendik. Sofraya servis edilen zeytin yağlarının tadı damamızdan çıkmadı. Zeytinyağlı enginar, kuzu etli şefketi bostan, kiremitte Urla Kebabı, duman alevinde beğendili kebap,  tandir kebebı, taze soğanlı dereotlu yeşil pilavı soframıza özenle diziliverdiler. Bize de,  restorasyonla canlandırılan  mekanda,  antika eşyalar, nostali kokan  fotoğraflar eşliğinde afiyetle, tabakları hem de  ekmeksiz sıyırmak kaldı.
Şöyle bir durdum düşündüm,, 
Neden bizde  böyle marka mekanlar olmasın canım,,
Neyimiz eksik kuzum..
Şimdi hemen size bir tarif vericem, ister beğenir ister beğenmezsiniz,,
Şöyle bi düşünelim birlikte, elimizde eskiyi anlatır bir bina olmalı önce,,,
 İçine  vakti çoktan geçmiş lakin  görüntüsü ile göz dolduran, gönül okşayan, insanı sımsıcak saran antika mobilyalardan üç beş serpiştirmelik eşya olmalı, 
Hımmmm oymalı  masa sandalye her tarafa dizilsin lütfen,,,
Duvarla boş olmaz tabi kii, anıları biriktirdiğiniz onlarcası, siyahı, beyazı kare kare binlercesi yukarılara asılmalı,,, 
Pencerelere kanaviçeler yakışır,,,  yok yok  olmaz , en az beşinde beyaz iş dantel perdeler olmalı,,, 
Perde arkasına  tahta sanduka içinden  çıkma kumaşlardan fon olsun mesela, sonra zeytinyağının hası kralı envayi çeşit yöre mutfağı bakır kazanlarda pişirilmeli, beyaz patiska ucu oyalı masa örtülerinde eski zaman porselen takımları üstünde krallarla layık albeni ile servis edilmeli, nasıl olur?.. Çok güzel olur..
Gelin  lezzet aramak için çok uzaklara gitmeyelim,,,
Gelin Hüdai Oralın konağını , kendimize marka yaratmak için tekrar düşünelim,, 
Gelin restaorasyon mu tefrişat mı, mefusşat mı  neyse yapalım,,,
Gelin sonra adını koyalım,,
Ne koyalım, ne olsun?
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.