LOVİNG  KEMAL SUNAL… 

Her karesi ile mükemmel bir film olmasını isterdim…
Adı bu olsun işte dediğim…

AYYYYYY…Neyse neyse ..Bir an daldım tabii…Öyle böyle değil…Etraf deniz kokusu, her yan tatlı sahil esintisine gebe, kendini bırakmış hayatlar, tepede pas parlak güneş, tene vurup kaçan  sıcaklık, çıldırtan yaz anları ve körfezden sanki bir tek sen varmışcasına , bir tek sen yaşarmışcasına, bir sen kalmışcasına çırpınıp gelen martı gürültüsü de olmazsa, balkız denen meçhul kadının gündüz düşlerinden sıyrılamayacak,  biraz önce “the end “ ‘i gördüğü sinemadaki  alengirli sahnelerden  gerçek yaşama dönemeyecekti…
Sahi yaa nasıl başlıyordu her şey, Kolombiya’nın çöplüklerinde,  sümüklerini çeke çeke etrafta dolanan, yiyecek bulamadığı her günü aç dolaşan, bir dilim kuru ekmeğe muhtaç, kir pas içinde elleri ile günü kurtarmak peşinde,  her yanı acı, her yanı ızdırap, her yan uğursuz kuş yuvası, malum depolama alanlarında can pazarına soyuna, can devşiren insan kareleri ve hemen ön tarafta ayakta bir adam ve ona mikrofonu doğrultmuş bir kadın!…
Gazeteci hanım soruyor; bu fakirliğe çare olmayı nasıl başardınız?...
Adam anlatıyor; Hani Amerika’ya madik atan, ters köşe yapan,  gizli açık köşeye sıkıştıran, her birini soyup sovana çeviren,  daha doğmamış  bebelerin altından donunu alan, onlara Latin tokadı atarken yavaş yavaş kanına giren, dolar denen para cinini elinin kiri ediveren,  varı yoğu bir süre diz çöktüren, bu sayede kendi ülkesinin fakirine furkarasına derman olduğunu sanan sanki kendisi değil miş gibi cevap veriyor,,,,
Çünkü başka çare yoktu….
Çöplük görüntüleri, çocuk bağırışları, gerçek yaşam, kareleri sahne gerisinde devam ederken, aklıma eskilerden gelen bir anı, bir ad, bir masumiyet timsali takıldı kaldı…
Çöplük denince hangimiz aklına “Çöpçüler Kralı” gelmez ki!…
Hangimizin aklında o muhteşem isim olmaz. 
 Bu topraklarda doğup büyümüş hangi  x kuşağı onu bilmez…
Her zihne kazınan o yüzündeki çocuksu saf ifadeyi kim hatırlamaz..
Edebiyatı zengin dergi sayfalarının ilk sayfa kapaklarının paha biçilmezi  bu inanılmaz fotoğrafı kim görememiş olabilir..
Anadolu topraklarında, entelsiz dantelsiz , halka inen halkla beraber, halkla birlikte, sanatını kim yabansıyabilir…
Tek suçu, adı Çöpçüler Kralı bile olsa, fakirliğin kol gezdiği yerlerden mizahı alıp baş tacı etmek olan, elinde bir süpürge bir kürek,  yüzünde muzip gülümseme,  öteden beri zaten kayıp sanılan bir dolu gariban insanları mizahın zirvelerine yerleştiren ve de  en başarı hali  ile gene onlara sunan Türk mizahının en değerli şahsiyetine kim ne diyebilir ki?…
Bunları yazarken benim aklımda şu an iki çöplük var dostlar,,, 
Kolombiya’nın sözüm ona uyuşturucu baronlarının vicdanına terk edilen, her zerresine kan bulaşmış , hınzır zekalı biri ile anılan çöplük.,,
Bi de Allahım’a dinime “Kemal Sunal” la sevdiğimiz Adına “Çöpçüler Kralı” dediğimiz, masumiyetin kollarında mizaha katık ettiğimiz, yeniden anlayıp, yeniden güldüğümüz, kardeşliğini büyütüp, insanlığını övdüğümüz, her seferinde katıla katıla güldüğümüz, bıraktığı binlerce gülmece eseri nerede nasıl saklayacağımızı bilemediğimiz  kişi ile musemma  çöplük…. 
Siz olsanız hangisini seçerdiniz ya da şöyle sorayım  kimi?…
Kemal Sunal’a benim gözlerimle bakabilenler beri gelsin, 
beceremeyenler de , eksik olsun aman Çokta Fifiii.
 

YORUM EKLE