27.03.2021, 08:21

İstanbul Sözleşmesi'nin Yerini Erkeğin Vicdanı Aldı

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, çok kısa bir süre önce Türkiye tarafından fes edildi.

Cumhurbaşkanı tarafından bir gecede kaldırılan sözleşme kadınların ve çocukların can güvenliği için çıkmaz sokağın tek yolu olarak görülen kapı olarak biz kadınların hukuki umuduydu. İstanbul Sözleşmesi sadece kadınların değil tüm insanlığın yüzüne kapatılmış oldu. Çok uzun süredir tartışma konusu olan sözleşme için; aile birliğini bozma, eşler arası düşmanlık duygusunun yeşermesi, LGBT’nin sapkınlık olarak görülmesi gibi bir takım iddialar sunulmuştu. Bir kadının can güvenliğinden emin olmak ve onu korumak için kanunlara başvurmak ne zaman ülkemizde sapkınlık yarattı? Önceden beri belirli grupların dile getirdiği ‘kadın erkeğin sözünden çıkmamalı’ düşüncesi ile bu ülkede bir günde 6’dan fazla kadın katlediliyor. Aile birliğini bozuyor dedikleri sözleşme o 6 kadını hayatta tutmak için bir kapıydı. 2021 yılının henüz 3. Ayındayız ama bu 3 ayda tam 85 kadın katledildi. Kimi yakılarak, kimi boğularak, kimi balkondan atılıp intihar süsü verilerek öldürüldü. İstanbul sözleşmesinin 6 gün önce ülkemiz tarafından fes edilmesi ile birlikte şiddeti kendine marifet gören kişiler için bu durumun davetiye çıkardığı açıkça ortadır. İstanbul Sözleşmesini aile huzurunu bozma ve sapkınlık yaratma olarak gören gruplar sosyal medya üzerinden ‘Morardınız mı?’ diye etiket açarak sözleşmenin kalkmasını memnuniyetle karşılayarak propaganda yaratmışlardır. İstanbul Sözleşmesinin kaldırılması Hükümetin, kadınları ve çocukları şiddet, istismar ve tacizden korumaktan vazgeçtiğini gözler önüne sermiştir. Ülkemizde kadına ve çocuğa verilen değer bir gecede yok edilerek Uluslar arası bir sözleşme kağıt parçası olarak görülüyorsa sadece bu ülkenin kadınlarına ve çocuklarına değil tüm vatandaşların vay haline!           

Cumhurbaşkanı, İstanbul Sözleşmesi için ‘Bizim sözleşmeye ihtiyacımız yok, kadına şiddet vicdanen çözülmesi gereken bir husustur’ dedi. Bu kadar yıldır özellikle şu son 3 yıldır, bahsedilen vicdan kadının bedenini bir varile sığdırdı. Erkeklerin vicdanına bağlı kaldığımızı açık bir şekilde belirten iktidara tek bir sorum var. 2020 yılında 409, 2021 yılında 85 ve daha önceki yıllarda öldürülen tüm kadınları öldüren erkekti, hangi vicdan bizi koruyacak, siz mi?

İstanbul sözleşmesi uygulamaya geçseydi bugün birçok kadın ve çocuk yaşıyor olacaktı. Ne acı ki değişen sadece rakamlar ve isimler. Acı aynı, ölüm aynı, dert aynı.
Türkiye için kadınların varlığı rahatsız edici olarak görülürken biz kadınlar ölüme yakın olmamak için daha ne kadar direneceğiz? Sözleşmeyi kaldıran iktidar bir şeyi göz önünde bulundurmadı. Bu ülkenin kadınları Pınarı, Güledayı, Münevveri, Emine’yi, Şuleyi, Leyla bebeği, Aleynayı ve daha birçok kadını ve çocuğu unutmaz, kadın kadının kurdu değil yurdudur. Kadınlar ve ataerkil zihniyetin zehrinden uzak duran herkes şiddet için çıkardığınız yeni davetiyeyi asla kabul etmeyecek.        

Yorumlar (2)
!!! 2 ay önce
İstanbul sözleşmesi uygulamaya geçseydi ??? Yıllardır yürürlükteydi!!!
Gamze Nur 2 ay önce
Çok saçma. Bir daha yazma.