“HEPPPP İYİ NİYET”

Yazılarımı yakından takip edenler bilirler, ya da hemen anımsayacaklardır. Bir yıl önce gene bu zamanlar kitap fuarı adına gene bu köşede Hoca Nasrettin’i anlatmış, Zalim Timur’la karşılaşma anı adına, şöyyyle edebi  gönderme yapmıştım.

Hadi hatılayın bakalım,,,Hatılayın hatırlayın ,,Yok öyle kopya felan istemeyin benden,,,AAAA şöyleee kocaman ay inamıyorum ay inanmıyorum, ayyyy innamıyorum size,,,Hani canım, Denizli’nin ve de bölgenin ilk ve en büyük kitap fuarının sergi salonunun tozlu ara kolidorlarında,  heyecanla, ilgi ile, hayranlıkla, neden ben değil, neden neden neden alllahım diye haykıran  çocuksu kıskançlığımla ilerlerken, gözüme Nasrettin hoca’yı anlatır çocuk seçkileri takılmış ve konuya onunla girizgah yapmayı seçmiştim. Anadolu kurnazı köylüsünün, sahtekar yüreklendirmesine kanıp, insanlık tarihinin görüp göreceği en gaddar adamının karşısına , nasıl kendi ayağı ile gittiğini, biz arkandayız diyen ahlaksızların ortadan birer ikişer toz olduğunu anladığında , Timur’un otağın ortasında nasıl ince ayar çektiğini anlatır öyküsünü,teremmüm ederek  kalın harflerle yazmıştım.

Yanılmamışım,,, Gene yazıyorum, gene yazıyorum Gene aynı zaman gene aynı paravan,,,,..
 

Açılsın perdeler fendim,,,

Efendim, Anadolu’da zamanın birinde Nasrettin Hoca, köylünün meraklı bakışları arasında elindeki küçük bakır helki yola koyulmuş. Ne olup bittiğini anlamaya çalışan  alık balık, saf halkı almış bir merak!,,, Nasıl yani elde   bakır helki, kararlı adımlarla ne ola ki bu adam , sabahın bu saatinde göle doğru yola düşer,  Allah allah, var bunda bi iş demişler, Timur’un otağına kadar takip ettiklerini güne rahmet okuyarak, göle doğru onunla yola koyulmuşlar. Aman hocam, canım hocam, biz bu kış kıyamette bu göle neden geldik?,,, 

Nasrettin hoca, eliyle susssss, iş çıkarma işareti ile, ağır ağır yere çömelmiş. Hoca’yı böyle görenlerde oldukları yere ses çıkarmadan yerleşmişler. Hava soğuk, ayazın dondurucu soğuğu işliklerinden kemiklerine kadar geçen kar soğuğu ortada dolanırken Hoca’ya dikkat kesilmişler. Nasrettin hoca, ağır ağır  urbasının  cebinden tahta kaşık çıkarmış, köylüde ilgi merak iyiden iyiye artmış,,,Kaşığı bakır kaba daldırmış çıkarmış, daldırmış çıkarmış,,,,,Ne ola ki derken,,,,çömeldiği yerden bir kol boyu uzanmış,,, tahta kaşığı göle boşalmış,,,,Köylü oooooooooo derken, mırıltı korosu bozkur’un teeee en uzağına kadar uzanmış. Bi daha bi daha bi baha,,,, Aralarından biri artık dayanamamış, bir ayak boyu hocaya yaklaşıp, Timur’a karşı hocayı nasıl sattığının utancını da yaşayarak usulca sormuş,,,,Ne yaparsın?.
Hoca Nasrettin o vakit, alınmış yenilginin hüznüyle kükremiş,,,
Görmüyor musun bre göle maya çalıyorum!
Yaa demek öyle demiş, hain ruhun esiri adam,tıslayarak,,,
Yani diye eklemiş?,,,kekelemiş tabii,,,,hem suçlu hem güçlü olacak değil ya!
Yani tutacak mı?
Hoca Nasrettin o an devleşmiş adeta, Timur’un geldiği,  kan göz yaşı ile bulanan, ananın çocuğu, babanın oğlu tanımadığı kurak topraklara doğru haykırmış,,,
Yaa  tutarsa!
Dönelim efendim günümüze,,,
Yurdum insanının yoğurt ve benzeri şeylerle yakınlığını anlamak bana şu kıssadan hisse varken çok zor gelmiyor. Nasıl gelsin,  sütün kaymağını yemeden yatmayanlar, tam yağlı inek sütü içmeden kendine gelemeyenler, dibi yanık koyun yoğurdu olmadan sofradan kalmayanlar, keçi sütlü krem peyniri lezzetini arayanlar,  boğaza duran ham çökelekten tut da, tavaya yapışan hellim peynirini tandır ekmeğine  uzana tadına kadar , var oğlu var.
Aklım gündeme oturan “malum tosuna” takılı yolda giderken,,,aaaa radyo kanalının birinde bir reklam,,,,Reklamlar,(şimdi başlıyo),,,,   her işletmecinin bir yoğurt yiyişi vardır(davudi erkek sesi),,,kimi çala kaşık saldırır, ne çıkarsa bahtına(devam),,,kimi temkinlidir , önce yoğurda bakar essah mı? diye,  sonra kaymağına bakar tutmuş mu? diye,,,,e devir kötü, işi bilmek lazım( suskunluk),,siz siz olun vallahi bilmem söylesem mi? sadece bizimle olun,,,
Tabi ki az biraz uydurdum (bu da benden)…
Ya ne diyecem bak,,,,
Benim aklım hoca Nasrettin ve etrafını saran kurnaz safdilli köylülerde geldi hemen,,
O köylü halk deme dimi ki hiç hoca Nasrettin’e; 
Hoopp alo sen kimden izin aldın da vardın buralara?,,,,
Ya da, ne belli senin göle maya çaldığın, bak bakem hele,, o maya çok mu, eksik mi belli değil?
Hem ne belli canım o bakır tasın içinde yoğurt olduğu?
Yok artık, teee buralara  Allahın yoğurdunun peşinden mi geldik?
Kes kes kes,,, hoca huuuuu yoğuurdun taze mi ekşi mi? bi dadına bakaydık be,,,
Ben bildim di zaten, bu işte iş var diyiii,,,O öyle göle maya çalar gibi yapıyo , bizi deniyo aklı sıra,,,
Hoca hoca lenn gavur seni gafandaki kavuktan utan be, eylenin sen hezar bizimle?
Sorular sağnak sağnak,,,
Dur şimdi, diyelim ki maya tuttu, gocccaaaa gölün yoğurdu bi senin mi olacek 
ne olacek? De bize hele 
Valla olmaz,,,, var mı öyle tek başına yoğurt yemek? burda bi dolu insanız,,, kız kızan, çoluk çocuk,,olur mu öyle? Ya onlar ne olcek, hiç üzülmen mi sen?, tüğü bitmemiş yetim hakkı ne olcek?
Orasını burası bilmem arkadaş , ben bu çat ayazı yiyosam, bu delinin arkasına durdu isem,,,yoğurdu da yerim,,, gaymağını da yerim…hiç kusura bakmayın kimseyi de yedirmem,,,
Vay vay vay demek öyle…
Öksüzlerin Durmuş’u sen gidi senii, durdun dur dun da şimdiyi mi buldun, bunları demek için?
Höttttt ne oldunuz, göl maya tutuda pay mı edemediniz?
Öyle demek ki?
Şimdi 800 yıl öncesinden bize gülen Nasrettin Hoca’nın nurlu yüzünü görmek isterdim..
Dese ne derdi?
Eğer ben bu toprakların kadın isem, 
ve bu topraklarda anlımın akı ile helalinden para kazanır, geçim ediyor isem,
ekmeğime haramı katık etmedi isem,,,
bu topraklar üstünde arımla namusumla çocuk doğurdu, büyütüyor isem , ben biliyom anam,,,
Anam anam kadın anam,,,
Tarih ötesinden bizlere koca karnını tuta tuta güler, 
Hep İyi niyetinizden derdi,,,
Anadolu kadın ağzını bilenler,  iyi bilir bu değişi,,,,
“Hep  iyi niyetimizden şalvarımızın arası bi türlü kurumuyor bacım,,,,
 

YORUM EKLE