Adı “Nahide Opuz”. 15 Temmuz 2002’de kendisini ve ailesini tehdit eden ve sürekli şiddet uygulayan kocasını 36 kez şikâyet etmesine karşın devlet tarafından korunmadığı gerekçesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açtı ve  devleti kendine tazminat ödemeye mahkum etti. 
Verdiği mücadele İstanbul Sözleşmesi’nin ilham kaynağı oldu. 
O, dayak yedi, hakaret işitti, hepsi kayıtlı yedi kez saldırıya uğradı. 
Beşinci saldırı neden yemek yapmadığını soran koca ile arasında çıkan münakaşa sonucu bıçaklanmasıyla sonuçlandı. Sanık koca cezası taksitle paraya çevrilerek salıverildi. Altıncı saldırı doğrudan şiddet içeriyordu. Yedinci saldırı Naide’nin annesine yönelikti. Kızının eşyalarını nakliye aracına yükleyip İzmir’e kaçırmaya uğraşan anneyi öldürdü. Mahkeme tahrik ve iyi hali dikkate alarak sanık kocayı serbest bıraktı. Tehditler, saldırılar hiç durmadı ve Nahide soluğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde aldı*

İstanbul Sözleşmesi bu topraklardaki gerçek bir hayat öyküsünden doğdu.  

Dünya literatürüne “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olarak geçen sözleşmenin; aile yapısını bozduğunu, toplumu yozlaştırdığını, eşcinselliği özendirdiğini söyleyenler, hükümlerden şeytan çıkaranlar,  Kadın ve Toplumsal Cinsiyet grubunun basın bildirisine lütfen göz atsınlar.
Şöyle başlıyor...
HASUDER-KADIN VE TOPLUMSAL CİNSİYET GRUBU OLARAK “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE” SAHİP ÇIKIYORUZ VE DESTEK VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ!.
“Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”; 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açılan, bu nedenle de “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen uluslararası bir sözleşmedir. ………………………………………
İstanbul Sözleşmesi’nin temel amacı, kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına yönelik şiddet ve ev içi (biyolojik veya hukuki, ailevi bağ olup olmadığına bakılmaksızın) şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak; kadına yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirme yolu da dâhil olmak üzere kadınlarla erkekler arasında maddi (fiili) eşitliği sağlamak; ev içi şiddetin tüm mağdurlarının ve kadına yönelik şiddet mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı çerçeve, politika ve önlemler geliştirmek; kadına yönelik şiddeti ve ev içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak; kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamaktır. Sözleşme’nin en önemli özelliği, kadınlara yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin olarak “koruma, önleme, kovuşturma, yargılama ve bütüncül politikalar geliştirme gibi dört temel alanda maddeler içermesidir. Kadınlar ve erkekler arasında hukuki ve fiili eşitliğin gerçekleştirilmesinin kadına yönelik şiddeti önlemede anahtar bir unsur olduğunu benimseyen Sözleşme, kadınlara yönelik ayrımcılığı yasaklamaktadır.
DEVAMI VAR… 
*(https://serbestiyet.com/yazarlar/ugradigi-siddetle-istanbul-sozlesmesine-ilham-kaynagi-olan-kadin-nahide-opuz-36940/)